Yüz yıllardır kutsiyetini kaybetmeyen Namı diyar iki şehirden biri Roma, diğeri Trabzon'dur.

Asırlar boyunca işgallere uğramış, her gelenin kendi medeniyetini kurmuş, örf ve adetlerini yerleştirmiş bu iki kutsal kent birbirine paralel benzer özellikler taşımışlardır.

Tarihin akışına göre yıkılan son imparatorluk Trabzon imparatorluğu'dur.

Roma ve Trabzonun birbirine benzeyen ilginç hikâyeleri !!!

İngiltere, İspanya, Fransa, Almanya başta olmak üzere  bütün Avrupa'yı içinde barındıran devamında Anadolu'nun tamamına ve Arap yarım adasına, Kızıldenizden bütün Akdeniz kıyılarına kadar uzanan tarihin görmüş olduğu en geniş sınırlarıyla 
Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu 
ve
Anadolu'da kurulmuş onlarca devletin ve derebeyliklerin yanı sıra tek şehir 
devleti olan, 
Fatih Sultan Mehmet Han'ın 
Ben Hem Roma'nın Hem Konstantinopolis'in Hemde Trabzon devletinin
(Trabesuz'un) imparatoruyum dediği, 
adına altın paralar bastırdığı 
TRABZON İMPARATORLUĞU, 
Bizans İmparatorluğu'nun neslinden doğmuş bir imparatorluk olarak 1204 senesinden 1461 senesine değin hüküm sürmüş, Komnenos Hanedanlığı'na ait Bizans imparatorlarının soyundan gelen Megas Komnenos Hanedanı tarafından yönetilmiştir.

Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fetih ettikten sonra ''Fethin Babası' Çağ Açan Hükümdar" ve en önemlisi Kayser-i Rûm 
Roma İmparatoru unvanlarını aldıktan sonra yaklaşık 
sekiz yıl sonra da 
TRABZON'U alarak  (Commen hanedanlığına ) son vermiştir.
                  
Her iki Kent'te tarih boyunca dünyanın gelmiş geçmiş en büyük imparatorlarının ele geçirmek istediği, 
Uğruna binlerce insanın gözünü kırpmadan canını verdiği, kanlı savaşların yapıldığı yeryüzünde toprakları kutsal sayılan kentleri arasında ilk sıralarda yer alır.

Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu yaşadığı kargaşaları gidermek için zaman içinde ikiye bölünür. 

Doğu Roma İmparatorluğu başkent Constantinopolis, Batı Roma imparatorluğunun da başkenti Roma olmasına rağmen aralarında Başkenti olmayan tek imparatorluk, 
TRABZON imparatorluğudur.

Roma imparatorluğu sona erdikten ve Constantine feth edildikten sonra Roma'nın ve Bizansın Anadolu'daki son kalesi Trabzon'da sultan Fatih tarafından 1461'de fetih edilmiştir. 

Fatih Sultan Mehmet Osmanlı'da fetih edilen şehirler üç gün yağmalanır geleneğini, Constantineyi veTrabzon'u askerlerine yağmalatmayarak bozmuştur.

Nedenleri vardır elbette !!!

Birinci ve en önemli nedeni 
Kayser-i Rum 
(Roma İmparatoru ) unvanlarına sahip olması ve feth ettiği iki imparatorlukta yaşayan gayrimüslimlerin inançlarına, yaşayışlarına ve herkesin özgürce yaşamasına karışılmayacağını ilan ederek hoşgörüsünü belirtmesidir.

Asırlar öncesinden 
Sultan Fatih'in hoş görüsü günümüzede sirayet etmiştir.

Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ve Trabzon imparatorluğu tarihin akışı içerisinde birbirleriyle yakın ilişkiler kurmuşlar hatta birbirlerinden kız almış vermişlerdir.

Osmanlı imparatorluğunun en güçlü hükümdarı
Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u aldıktan sonraki hedefinin ROMA'yıda almak olduğunu kendi içinde saklıyordu.

Sultan Fatih ne yapmak istediğini en yakınlarına bile söylemeyen, iki kişinin bildiği sır, sır değildir diyen çok akıllı bir hükümdardı.

Bunun korkusunu yaşayan papalık Sultan Fatih'e  Kayser-i Rum ünvanını vererek sen zaten 
Roma'nın da imparatorusun, Roma'yı almak için bu kadar zahmete gerek yoktur mesajını vermiştir.

Nitekim de öyle oldu !!!

Sultan fatih İstanbul'un fethinden sonraki en büyük hayali olan Romayı fetih etmeyi  bir türlü hayata geçirememiştir.

Roma ve TRABZON imparatorlukları yıkılsada her ikiside günümüze kadar isim olarak şehir olarak varlıklarını sürdürebilmişlerdir.

Rum kelime anlamı latincede Romalı demektir. 
Yıllarca Rumlarla içiçe yaşayan TRABZON halkının genlerinde Roma kültürünün izlerinide görebilirsiniz.

Kültürleri ve yaşayış tarzları birbirlerine çok benzemektedir.

Her iki kültürün insanları çok çabuk sinirlenebilen, 
her işte zirveye çıkmayı becerebilen, kendi kendilerine potansiyel muhalif olan ama sonrasında da hakkına razı gelen, zor beğenen, çok bilmişliklerini ön plana çıkaran, yaratıcı ve üretici insanlardır.

Trabzon pazarkapı mahallesi doğumlu Cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman'da  tipik bir şekilde çok inatçı ve hiperaktifti.

Yıllarca koskoca imparatorluğu yöneten 
Sultan Süleyman, yaşam süresi boyunca Trabzon'lu olduğunu unutmamış bu topraklara verdiği değeri kılıcının kabzasına işletmiş olduğu hamsi figürüyle göstermiş, vefat ettiği zigetvarda da üzerinden hiç çıkarmadığı meşhur Trabzon fanilası çıkmıştır.

Tarih boyunca bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış dünya üzerinde Roma ile birlikte  devlet statüsünde yer alan nadir kentlerden biriside Trabzon'dur.

Yüzyıllardır çeşitli medeniyetlere sahip Trabzon'u izah etmek, anlayabilmek, anlatabilmek için çok okumak gerekiyor.

Trabzon İmparatorluğu'nda nüfusun büyük çoğunluğunu da kadim zamanlardan beri bölgede ikamet eden Kafkas kökenli Tzanlar (Lazlar) oluşturmaktadır. Bu durum imparatorlukla çağdaş tarihçilerin belgelerine de yansımış ve Trabzon İmparatorluğu "Tzaniti (Lazistan) Krallığı" olarak da anılmıştır.

Sadece tarih kitapları ve ansiklopedileri karıştırarak Trabzon'u tanıyamaz ve tanıtamazsınız.

Bu topraklar üzerinde uzun yıllar yaşamanız, havasını solumanız, suyunu  içmeniz gerekir.

Bir Trabzon'lu ile kolay dost olamazsınız, ama dost olduktan sonrada kolay kolay dostluğunuzu bozamazsınız.

Sihirli ve kutsal yapıları vardır.
Herkes herkesi sever gibi görünse de görüldüğü gibi değildir.

Sevdiklerine taparlar, dostlarını düşmanlarınıda iyi bilirler.

Çok konuşur espri yaparlar, muhabbetlerine sohbetlerine doyum olmaz ama kendilerinden çok konuşanıda genellikle sevmezler.

Eğrisi doğrusuyla memleketimin insanları adam gibi adamdırlar.
Vatanına milletine canı gönülden bağlı 
olmalarının yanısıra
Vefakar ve cefakarlardır da.

Yeryüzünde kendi yarattıkları Temel fıkralarıyla hiciv yaparak kendi kendileriyle dalga geçebilen, hoşgörüsü zirve yapmış başka bir memleket insanı bulamazsınız.

Misafirperverlikleri üst düzeydedir. 
Kolay kız almayı güzel becerirler ama kolay kolay da kız vermek istemezler.

Aile yapısına ve hiyararşisine çok önem verirler.

Gittikleri her yere uyum sağlamalarının 
birinci önemli sebebi !!!
Bize Her Yer Trabzon mantığıyla hareket etmeleridir.
 
Büyük Şair Nazım Hikmet'in şiirlerinde anlattığı gibi,

Dört nala gelip Uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,


yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim….
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim.

Kalın sağlıcakla...