Baba mesleğini sürdüren Ecevit İskender, bakırcılığın yalnızca Trabzon’da değil, birçok geleneksel zanaatta olduğu gibi gençler tarafından artık yeterince tercih edilmediğini söyledi. İskender, aile olarak Trabzon’da yeniden imalata başladıklarını belirterek yaklaşık 8-10 kişilik bir ekiple üretime devam ettiklerini ifade etti.
Bakır ürünlerin üretim sürecinin ürüne göre değiştiğini dile getiren İskender, çaydanlığın yaklaşık iki günde, cezvenin bir günde tamamlanabildiğini; tencere ve güveç gibi ürünlerde ise sürecin bir haftayı bulabildiğini söyledi. Kaliteli bakırın en önemli göstergesinin kalınlık ve ağırlık olduğunu belirten İskender, “Bakır kalın olacak. En önemli şey bu.” dedi.
Son dönemde bakıra olan ilginin yeniden arttığını ifade eden İskender, özellikle çaydanlık, tencere, tava ve cezve gibi mutfakta kullanılan ürünlere talep olduğunu söyledi. Sağlıklı ve doğal beslenme anlayışının yaygınlaşmasıyla birlikte bakır ürünlerin yeniden mutfaklara girmeye başladığını belirtti.
“ÇIRAK BULMAK İMKÂNSIZ GİBİ”
Bakırcılığın ikinci kuşak temsilcilerinden Zekeriya Doğan da mesleğin kendilerine babalarından kaldığını söyledi. Babasının 1961 yılında çarşıda bakırcılığa başladığını anlatan Doğan, geçmişte çırak bulmanın çok kolay olduğunu ancak bugün bunun neredeyse imkânsız hâle geldiğini dile getirdi.
Doğan, eski dönemlerde çocukların küçük yaşta ustaların yanına verilerek meslek öğrendiğini, bugün ise gençlerin zanaata ilgisinin büyük ölçüde azaldığını söyledi. El emeğiyle yapılan bakır ürünlerin makine üretimine göre çok daha zahmetli olduğunu ifade eden Doğan, tamamen elde yapılan bir ürünün iki günü bulabildiğini, makineyle ise aynı üründen çok daha fazla sayıda üretilebildiğini belirtti.
Bakırda kalınlığın büyük önem taşıdığını vurgulayan Doğan, ince bakır ürünlerin daha çabuk deforme olduğunu, kalın bakırın ise hem kullanım hem de pişirme açısından daha avantajlı olduğunu söyledi.
“ESKİDEN ÇARŞIDA ÇEKİÇ SESİNDEN GEÇİLMEZDİ”
Mesleğin duayen isimlerinden Ali Çavuş ise yaklaşık 60 yıldır bakırcılığın içinde olduğunu söyledi. Dedesi, babası ve çocuklarının da bu meslekle ilgilendiğini belirten Çavuş, Trabzon Bakırcılar Çarşısı’nın eski günlerini özlemle anlattı.
Çavuş, geçmişte çarşıda aynı anda onlarca ustanın çekiç salladığını belirterek, “Eskiden çarşıya giren çekiç sesinden etkilenirdi. Şimdi o sesler neredeyse tamamen sustu.” dedi.
Eskiden Trabzon’da çok sayıda ustanın üretim yaptığını söyleyen Çavuş, bugün ise çarşıda çekiç sesi duymanın bile nadir hâle geldiğini ifade etti. Gençlerin zanaata ilgisinin kalmadığını belirten Çavuş, teknolojinin üretimi kolaylaştırdığını ancak el emeği bakırcılığın ruhunu ve sürekliliğini korumanın giderek zorlaştığını dile getirdi.
ESNAF MALİYETLERDEN DERTLİ
Bakırcı esnafı, artan hammadde, kira, vergi, sigorta ve işçilik maliyetlerinin sektörü ciddi şekilde zorladığını ifade etti. Ecevit İskender, yalnızca bakırcıların değil, tüm esnafın maliyet baskısı altında olduğunu belirterek özellikle vergi yükünün işletmeleri zorladığını söyledi.
Ustalar, bakırcılığın yaşaması için hem devlet desteğine hem de mesleği sürdürecek yeni kuşaklara ihtiyaç olduğunu vurguladı. Trabzon’un kültürel miraslarından biri olan bakırcılığın geleceğe taşınması için çırak yetiştirilmesi, üretimin desteklenmesi ve geleneksel zanaatlara sahip çıkılması gerektiği ifade edildi.