Trabzon Genel Sağlık İş İl Başkanı Tümer Duman, "Trabzon ili genelinde sağlık kurumlarında uzun süredir devam eden geçici görevlendirme uygulamalarına ilişkin olarak; üyelerimiz ve sağlık çalışanlarından tarafımıza iletilen başvurular, saha gözlemleri ve kurumsal yazışma süreçlerimiz kapsamında ortaya çıkan mevzuata uygunluk, eşitlik, öngörülebilirlik, hasta güvenliği ve çalışma barışı endişelerini kamuoyu ile paylaşma zorunluluğu doğmuştur" dedi.
Başkan Duman açıklamalarına şu sözlerle son verdi:
Bu açıklamanın amacı; herhangi bir kişi ya da kurumu hedef almak değil, kamu hizmetinin sürekliliği ile sağlık çalışanlarının hakları arasında kurulması gereken dengeyi gözeterek, geçici görevlendirme işlemlerinin hukuka uygun, gerekçeli, ölçülü, şeffaf ve denetlenebilir şekilde yürütülmesine yönelik çağrımızı ortaya koymaktır.
Geçici görevlendirme, idarenin kamu hizmetini yürütme yetkisi kapsamında başvurabildiği bir yöntem olmakla birlikte; bu yetkinin kullanımında keyfîlik görüntüsü doğuracak uygulamalardan kaçınılması zorunludur. İdarenin personel görevlendirmelerinde takdir alanı bulunsa dahi, bu alanın: hizmet ihtiyacına dayalı somut gerekçe ile açıklanması, personelin statüsü, unvanı, fiili görev tanımı ve mesleki yeterlilikleri ile uyumlu şekilde planlanması, süre ve kapsam itibarıyla ölçülü tutulması, işlemlerin yazılı ve denetlenebilir olması, gerekmektedir.
Bu nedenle, geçici görevlendirme süreçlerinde hangi birimde ne kadar süreyle, hangi objektif kriterlerle görevlendirme yapıldığı; görevlendirmenin hizmet ihtiyacıyla bağı; görevlendirmenin devamı/uzatılması koşulları ve personelin itiraz/başvuru yolları, kamuoyu ve çalışanlar bakımından öngörülebilir hale getirilmelidir.
Tarafımıza ulaşan bildirimlerde; bazı görevlendirme uygulamalarının dönemsel olarak artış gösterdiği, özellikle sendikal yetki süreçleri gibi kritik dönemlerde görevlendirme tasarruflarının çalışanlar üzerinde baskı aracı olarak kullanılabildiği yönünde iddialar yer almaktadır.
Bu kapsamda; sağlık çalışanlarının daha “rahat birimlerde çalışma” veya “istenen birime geçiş” gibi vaatlerle sendika üyeliğine yönlendirildiği, buna karşılık bazı çalışanların istemleri dışında belirli kurumlara yönlendirildiği, bazı üyelerimizin ise sendikal tercihleri nedeniyle olumsuz uygulamalara maruz bırakıldığı yönündeki iddialar, şayet doğrulanır ise, eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir risk alanı oluşturmaktadır.
Bu noktada altını çizmek isteriz ki; bu açıklamada yer verilen hususlar, tarafımıza yansıyan iddialar ve gözlemler çerçevesinde dile getirilmektedir. İdari denetim ve inceleme mekanizmaları işletilerek, somut vakıalar temelinde inceleme yapılması gerektiği kanaatindeyiz.
Tarafımıza iletilen en önemli sorun başlıklarından biri; bazı sağlık çalışanlarının sertifika, eğitim, deneyim ve yeterlilik şartları bakımından uygun olmadığı ileri sürülen birimlerde görevlendirildiği iddialarıdır.
Sağlık hizmeti, doğrudan insan hayatı ve vücut bütünlüğü ile ilgili olduğundan, personelin uygun olmayan bir birimde çalıştırılması: çalışan açısından mesleki risk, iş sağlığı ve güvenliği ve hukuki sorumluluk doğurabilecek sonuçlar, hizmet yönünden hasta güvenliği ve hizmet kalitesinde düşüş, kurumsal açıdan ise idari sorumluluk ve olası uyuşmazlıkların artması, sonuçlarını doğurabilir.
Bu nedenle geçici görevlendirmelerin planlanmasında, yalnızca personel eksikliği değil; görevlendirilecek personelin ilgili birimde çalışmaya elverişli mesleki yeterliliği ve uygunluğu esas alınmalıdır. Aksi durum, sağlık hizmetinin niteliğini zedeleyecek ve geri dönüşü güç zararlar doğurabilecektir.
Geçici görevlendirmelerin istisnai bir idari tedbir olmaktan çıkarılıp süreklilik arz eden bir uygulamaya dönüştürülmesi kabul edilemez. Bu yaklaşım; kurum içi iş barışını açıkça zedelemekte, çalışanların motivasyonunu kırmakta ve kamu hizmetinin niteliğini doğrudan düşürmektedir. İdarenin asli yükümlülüğü olan planlama sorumluluğu, geçici görevlendirme adı altında personelin sırtına yüklenemez.
Önümüzdeki yaz döneminde yıllık izinlerin yoğunlaşacağı, bölgemizde mevsimsel iş yükünün artacağı ve buna bağlı olarak izin taleplerinin ciddi biçimde yükseleceği ortadadır. Buna rağmen kalıcı çözüm üretmek yerine geçici görevlendirmelere sarılmak; sorunu çözmek değil, ötelemek ve büyütmektir. Bu yöntem, çalışanları sürekli yer değiştiren bir “yedek iş gücü”ne indirgemekte; mesleki istikrarı ve çalışma düzenini ortadan kaldırmaktadır.
Açıkça ifade ediyoruz: Personel ihtiyacı geçici ve keyfi uygulamalarla değil; adil, planlı ve sürdürülebilir kadro politikalarıyla karşılanmak zorundadır. Aksi yöndeki her uygulama, görevlendirme sarmalını derinleştirecek; mevcut personel eksikliğini gidermek bir yana, daha da kronik hale getirecektir. Çalışanların emeğini değersizleştiren bu anlayışa karşı sessiz kalmayacağız.
Geçici görevlendirmeler keyfiyete bırakılabilecek bir alan değildir. Bu kapsamda;
- Tüm görevlendirmelerin yazılı, açık ve somut gerekçelere dayalı, belirli sürelerle sınırlı olarak yapılması; personelin unvanı, mesleki yeterliliği ve fiili çalışma koşulları gözetilmeden hiçbir işlem tesis edilmemesi,
- Görevlendirme süreçlerinde esas alınacak kriterlerin (hizmet ihtiyacı, personel dağılımı, nöbet ve izin dengesi, sertifikasyon, deneyim vb.) objektif, denetlenebilir ve şeffaf biçimde belirlenerek tüm personele açıkça duyurulması,
- Görevlendirme işlemlerinin izlenebilirlik ve hesap verilebilirlik ilkeleri doğrultusunda, mümkün olan en geniş ölçüde elektronik sistemler üzerinden yürütülmesi; kurum içi denetim mekanizmalarının etkin ve gecikmeksizin işletilmesi,
- Sendikal tercihler, kişisel kanaatler ya da idari yakınlıklar üzerinden ayrımcılık yaratabilecek her türlü uygulamadan derhal vazgeçilmesi; bu yönde ortaya çıkan iddiaların üstünün örtülmeden, etkin ve tarafsız soruşturma süreçleriyle incelenmesi,
- Özellikle yeterlilik ve sertifikasyon gerektiren birimlerde, ilgili şartlar sağlanmaksızın yapılan görevlendirmelere kesin olarak son verilmesi,
hususlarında idareyi derhal göreve çağırıyoruz.
Sendikal örgütlenmenin ve sendikaların varlık sebebinin; çalışanların haklarını korumak ve geliştirmek olduğu açıktır. Bu çerçevede, sağlık çalışanlarının emeğini, mesleki onurunu ve kamu hizmetinin niteliğini zedeleyen her türlü uygulamanın karşısında duracağımızı; buna karşılık, hukuka uygun, ölçülü ve şeffaf yönetim uygulamalarının da destekçisi olacağımızı saygıyla duyururuz.





