Trabzon’da turizm artık sadece “potansiyel” değil, şehrin ekonomisini taşıyan ana damar haline gelmiş durumda. Dün tanıtımı yapılan Turizm Master Planı da tam bu gerçekliğin üzerine kurulu bir çerçeve olarak sahneye çıktı.
Bu programda tablo aslında şunu net biçimde gösteriyor: Trabzon’da turizm artık vitrin değil, doğrudan karar merkezine taşınmış bir alan. Eskiden ekonomide ilk sırayı fındık alırdı; bugün ise turizm, şehrin gelir ve tanıtım motoru olarak öne çıkıyor.
1300 sayfalık Turizm Master Planında dikkat çeken en kritik başlıklardan biri ise yıllardır konuşulan ama bir türlü net bir yol haritasına oturtulamayan Trabzon Limanı meselesi oldu.
Limanın mevcut hali, özellikle kömür taşımacılığıyla birlikte şehir merkezinde ciddi bir görüntü ve çevre tartışmasını da beraberinde getiriyor.
Eleştiriler yıllardır aynı, sahadaki değişim ise yok gibi değil yok…
Master Plan’da limana dair ortaya konulan vizyon ise oldukça iddialı: “Trabzon Yat ve Yelken Turizmi Merkezi Projesi.”
Planın en çarpıcı kısmı ise limanın “marine dönüşümü” olarak tanımlanan yeniden kurgusu.
Yani yalnızca yük limanı mantığından çıkarılıp; modern yat bağlama alanları, teknik bakım hizmetleri, yakıt ve güvenlik altyapısı gibi unsurlarla bir marina yapısına dönüştürülmesi hedefleniyor.
Bununla da sınırlı değil.
Proje kapsamında restoranlar, alışveriş alanları, sosyal yaşam ve etkinlik noktalarıyla limanın şehrin içine açılan yeni bir cazibe merkezine dönüşmesi öngörülüyor.
Ancak burada asıl kritik soru yine değişmiyor: Bu vizyon kağıt üzerinde mi kalacak, yoksa gerçekten hayata mı geçirilecek?
Çünkü Trabzon’da liman meselesi yeni değil.
Yeni olan şey, bu kez işin “master plan” seviyesinde resmileştirilmiş olması.
Şimdi top, her zamanki gibi uygulama iradesinde…
Ve Trabzon’un en çok beklediği şey de tam olarak bu.