Bugün Trabzon, Türkiye’nin ihracat sıralamalarında yer alıyorsa bunda Trabzon Limanı’nın payı büyüktür. Liman, yalnızca bir yükleme-boşaltma alanı değil; aynı zamanda bölgenin ticari damarlarından biridir. Liman sahası içindeki Toprak Mahsulleri Ofisi de Karadeniz ve hinterlandı için stratejik bir noktada durmaktadır.
Trabzon Limanı, geçmişte Albayrak ailesi tarafından devralınmış ve bugüne kadar istikrarlı bir şekilde işletilmiştir. Bundan sonra da bu anlayışla yoluna devam edeceği açıktır. Limanın pasifize edilmesi ya da tamamen devre dışı bırakılması gibi bir durum söz konusu değildir; olmamalıdır da. Trabzon, limanıyla birlikte değerlendirilmesi gereken bir şehirdir.
Kömür depolama konusunda yaşanan rahatsızlıklar ise işletmeci tarafından not edilmiş durumdadır. Kısa süre içerisinde bu başlığın şehir gündeminden düşeceği yönünde beklenti vardır. Ancak unutulmaması gereken asıl konu şudur: Trabzon Limanı bir konteyner limanı olmak zorundadır. Bu şehir, ticaretin beşiğidir. Trabzon, İpek Yolu’nun Karadeniz’e açılan başlangıç noktalarından biridir.
Albayrak ailesinin limanı işletmeye başlamasından bu yana burada önemli yatırımlar ve çalışmalar hayata geçirilmiştir. Limana bakış da bu bütünlük içinde olmalıdır. Elbette şehir merkezinde yer alması bazı kesimleri rahatsız edebilir. Fakat ticari faaliyetler sürerken, liman çevresinde halka açık alanlar oluşturmak mümkündür. Bu noktada belediyeye, imar planlarına ve valiliğe önemli görevler düşmektedir.
Albayrak ailesi, bugüne kadar Trabzon adına üzerine düşeni yapmış, bundan sonra da yapmaya devam edeceğini defalarca göstermiştir. “Gitsin de ne olursa olsun” anlayışı bu şehre geçmişte pahalı bedeller ödetmiştir. Ro-Ro gemilerinin, meyve ve sebze taşıyan hatların Samsun’a kaydırılması sonrasında yaşanan pişmanlık hâlâ hafızalardadır.
Aynı hatayı bir kez daha yapmamak gerekir. Trabzon Limanı, Trabzon’un gücüdür. Bu gücü zayıflatmak değil, geliştirmek ve şehirle uyumlu hale getirmek asıl hedef olmalıdır. Limana güvenmek, Trabzon’un geleceğine güvenmektir.