Bir okurumuz, Ortahisar ilçesinde fahri trafik müfettişi tarafından kendisine yazılan para cezasıyla ilgili dün bize ulaşıp yaşadığı ilginç durumu anlattı.
İddiaya göre, trafikte neredeyse akışı durduracak kadar yavaşlayarak önünde seyreden araca selektör yaparak yol istediği gerekçesiyle kendisine iki ayrı para cezası uygulanmış.
Üstelik bu cezalar 6 dakika arayla düzenlenmiş ve her ikisinin de dayanağı Karayolları Trafik Kanunu’nun 73/A maddesi olarak belirtilmiş.
Söz konusu madde, trafikte başka sürücüleri rahatsız edecek şekilde ışık, ses veya benzeri işaretlerle tacizde bulunmayı yasaklıyor.
Yani sürekli selektör yapmak, korna ile baskı kurmak gibi davranışlar bu kapsamda değerlendiriliyor.
★
Elbette ki trafikte kimsenin kimseyi taciz etmeye hakkı yok.
Ancak aynı durum fahri müfettişler için de geçerli.
Onlar da trafikte keyfi şekilde ilerleyip akışı durma noktasına getirecek şekilde araç kullanmamalı.
★
Hadi tüm bunlar bir yana…
Aynı kişiye aynı gerekçeyle, üstelik 6 dakika arayla iki ceza yazılmasının açıklaması ne olabilir?
★
Dolayısıyla, bu iddialar doğruysa işin çivisi çıkmış demektir.
Zira trafikte tecrübeli ve olgun kişiler arasından seçilen fahri müfettişlik müessesesinin amacı zaten ortada;
‘Trafik düzenine gönüllü katkı sunmak.’
★
Yani devlet bu görevi verirken aslında “Trafikte gördüğün kural ihlalini bildir” diyerek bir güven tesis etmekte.
Ancak gelinen noktada bu yetkinin bazılarınca ölçüsünden uzak kullanılabildiği görülüyor.
Hülasa…
Memlekette fahri trafik müfettişliği görevinin gerçekten trafik düzenine katkı için mi kullanıldığı, yoksa bazı kişilerde ceza yazma refleksinin gereğinden fazla geliştiği yönündeki değerlendirmelerin yapılmaya başlandığı aşikâr.
★
Tabii ki fahri trafik müfettişleri yetkili oldukları kadar elbette denetimsiz de değillerdir.
Sistemin mantığı zaten bunu gerektirir.
Kafaları karıştıran şey, aynı sürücüye aynı kişilerce peş peşe yazılan cezaların nasıl değerlendirildiği ve bu tür durumların incelenip incelenmediği konusu.
Sözün özü…
Fahri trafik müfettiş uygulaması özellikle Trabzon’da tüm ayrıntılarıyla gözden geçirilmeli ve bahse konu gariplikler ortadan kaldırılmalı.
Zira ’fahri’ kelimesi bir unvan değil, büyük bir sorumluluktur.
O sorumluluğu taşıyamayanlar trafikten ivedilikle ayıklanmalı!
ASIL BUNLARI DERT EDİNMELİ
Bu nacizane köşede zaman zaman yok olan değerlerimize ve yıpranan Türk aile yapımıza değiniyoruz.
Bazı kesimlerce “Çiçek böcek meseleleri” Olarak görülen bu konuların aslında her şeyden daha fazla konuşulması gerektiğini, ne yazık ki son günlerde yaşanan okul facialarıyla bir kez daha teyit etmiş olduk.
★
Okullarımızdaki silahlı saldırılar hepimizi derinden sarstı.
★
Lakin bu hadiseleri yalnızca güvenlik meselesi olarak görmek eksik olacaktır.
Zira ortada münferit bir olaydan çok, uzun zamandır biriken toplumsal bir aşınma var.
Varılan noktada bugün, sokaklarımızda bırakın bir başkasının çocuğunun başının şefkatle okşanmasını, şahit olduğumuz terbiyesizliklere dahi “Bana ne!” diyerek kayıtsız kalır hale gelmişiz.
Dolayısıyla toplum olarak bu vatanın evlatlarını, Türk aile yapısının devamlılığı adına gerektiği gibi sahiplenemiyoruz.
Halbuki yetişkin insanların en temel vazifesi, hal ve davranışlarıyla genç nesillere rol model olmak ve hem bugün hem yarınlarımız için iyi insanlar yetiştirmektir.
Ne var ki olumsuz etkenler yalnızca bunlarla sınırlı değil.
Televizyonlarda giderek artan mafyavari dil, kontrolsüz sosyal medya kullanımı ve zayıflayan aile içi rehberlikler de genç zihinleri bambaşka istikametlere sürüklemekte.
Bunlardan mütevellit, toplumumuzda büyüklerin küçüklere örnek olduğu, küçüklerin de büyüklere saygı gösterdiği o kadim denge iyice zayıfladı, pusula şaştı.
★
Yine de hiçbir şey için geç değil.
Neticede reçetemiz mevcut.
Yok olmaya yüz tutmuş değerlerimizi, erozyona uğrayan örf, kültür ve ananelerimizi yeniden ihya etmek, bizi biz yapan Türk aile yapısını adeta fabrika ayarlarına döndürmek zorundayız.
Bunun yanında eğitim sistemimiz de önceliğini yalnızca bilgi aktarmaya değil, insan yetiştirmeye vermeli.
Özellikle öğretmenlerimizin bu kutlu vazifeyi daha sağlıklı yerine getirebilmeleri için gerektiği şekilde desteklenip maddi manevi güçlendirilmeleri, okullarımızdaki güvenlik tedbirlerinin aynı hassasiyetle artırılması da olmazsa olmazlar arasında.
★
Bu vesileyle okul saldırılarında hayatını kaybeden öğretmen ve evlatlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, aziz milletimize başsağlığı ve sabırlar diliyorum.
★ ★ ★
Yazmak iyi gelir.
Bana;
“apektas6161@gmail.com” adresinden ulaşabilirsiniz.