Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin son dönemde yaptığı bazı paylaşımlar, yalnızca Trabzon’da değil, Türkiye genelinde de dikkat çeken başlıklar arasına girdi.

Önce Amedspor’a yönelik kutlama mesajı, ardından Galatasaray’ın şampiyonluğu sonrası yapılan tebrik paylaşımı… Bu iki paylaşım da Trabzon’un, Trabzonluların ve elbette Trabzonsporluların hassasiyet gösterdiği konular arasında yer aldı.

Haliyle şehirde şu soru da sorulmaya başlandı: “Trabzon’un köklü üniversitesi KTÜ bu hassasiyetleri gözetmek zorunda değil mi?” Bu noktada gözler, şehrin ikinci devlet üniversitesi olan Trabzon Üniversitesi’ne de çevrildi.

Trabzon Üniversitesi’nin ne Amedspor ne de Galatasaray için herhangi bir tebrik mesajı paylaşmaması dikkat çekti.

Elbette Karadeniz Teknik Üniversitesi, Türkiye’nin en köklü yükseköğretim kurumlarından biri. Ülkemizde kurulan ilk üniversiteler arasında yer alan KTÜ’nün akademik geçmişi, kurumsal ağırlığı ve marka değeri tartışılmaz. Ancak tam da bu yüzden, KTÜ’nün bulunduğu şehrin toplumsal hassasiyetlerini daha dikkatli okuması beklenir.

Trabzon gibi aidiyet duygusu güçlü, Trabzonspor üzerinden ortak hafızası şekillenmiş bir şehirde atılan her mesajın karşılığı olur. Hele ki mesele futbol, şehir kimliği ve toplumsal reflekslerle kesişiyorsa, bu karşılık bazen tahmin edilenden çok daha sert olabilir. Fakat burada ince bir çizgi var. KTÜ’nün paylaşımları eleştirilebilir. Kurumsal iletişim dili sorgulanabilir. “Bu mesaj gerekli miydi?” denilebilir.

“Trabzon’un hassasiyetleri yeterince dikkate alındı mı?” sorusu rahatlıkla sorulabilir.

Ama bütün bu tartışmaların, KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı üzerinden kişisel hedef göstermeye dönüşmesi doğru değil. Eleştirinin dozu kaçmamalı. KTÜ bu şehir için önemlidir.

Trabzonspor da bu şehir için önemlidir. Trabzon’un hassasiyetleri de önemlidir.

Ancak eleştiri yapılacaksa, bu eleştiri ölçülü, yerinde ve hakkaniyetli olmalıdır. Bugün KTÜ’ye düşen, Trabzon’un nabzını daha dikkatli tutmak; kamuoyuna düşen ise tepki verirken kantarın topuzunu kaçırmamaktır.