Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu, ABD ve İsrail’e tepki göstermek amacıyla şehir merkezinde yürüyüş gerçekleştirdi.
Maraş Caddesi’nde Postane önünde başlayan yürüyüş, Meydan Parkı’nda sona erdi. Yürüyüşe CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak, CHP Ortahisar İlçe Başkanı Haluk Batmaz, platform bileşenleri ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Yürüyüşün ardından platform adına KESK Dönem Sözcüsü Muhammet İkinci tarafından basın açıklaması yapıldı.

HAKLARIN NASIL YAŞAYACAĞINA WASHİNGTON VE TEL AVİV KARAR VEREMEZ
Basın açıklamasında konuşan Muhammet İkinci, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına değinerek şu ifadeleri kullandı:
“Halkların nasıl yaşayacağına Washington’dan, Tel Aviv’den karar verilemez.” Şeklinde basın açıklamasına. Başlayan İkinci, “ABD ve İsrail’in İrana başlattığı savaş bir haftayı geride bırakırken savaşın daha ne kadar süreceği belirsizliğini koruyor. Açık olan şudur ki İran’ı yağmalamak, petrol başta olmak üzere doğal kaynaklarını sömürmek ve küresel güç mücadelesinde rakip görülen Çin’i geriletmek için stratejik enerji ulaşım hatlarını kontrol altına almak istiyorlar. Bunu gerçekleştirmek için rejimi yıkıp işbirlikçi kukla bir Tiran aradıklarını gizleme gereği bile duymadan ifade ediyorlar.
7 Ekim’den bu yana Gazze’de gerçekleştirilen soykırım, Lübnan ve Yemen’e yapılan bombardımanlar ve Suriye’de sağladıkları rejim değişikliği ile BOP’un gereği olarak emperyalizmin sonsuz çıkarı ve Siyonizm’in yararı amaçlanmaktadır. Bölge halkların payına ise yıkım, yağma ve ölüm düşmektedir”

ORTADOĞU'YA HAYIRSEVER MONARŞİ ÖNERİLİYORDU
İkinci açıklamasına şu şekilde devam etti:
"Bu emperyalist-kapitalist sömürgenler ihtiyaç duydukları müddetçe uluslararası hukuk tanır, insan hakları gözetirler. İşlerine gelmediklerinde hukuku rafa kaldırmaktan asla çekinmezler. Onlar için insan haklarının ve hayatının hiçbir önemi yoktur.
Emperyalist barbarlar haydutluklarına demokrasi ve özgürlükler elbisesi giydirirler. Oysa tarih emperyalizmin halklara ölüm, gözyaşından, bitmeyen iç çatışma ve parçalanmışlıklardan başka bir şey getirmediği ile sabittir. İstedikleri olağanlaşmış ve kurumsallaşmış sömürge ilişkisidir.
O nedenle demokrasiden, özgürlüklerden, eşitlikten, laiklikten ve bağımsızlıkçılıktan nefret ederler. Kendileri için kukla vazifesi gören monarşileri destekler ve tercih ederler. Üstelik bunu açıkça ifade etmekten de çekinmezler her fırsatta dile getirirler. Son olarak ABD büyükelçisinden işittik; bize, tüm Ortadoğu’ya hayırsever monarşi öneriliyordu. Biz monarşiyi bir daha geri gelmemek üzere 100 yıl önce geride bıraktık. Unutulmasın ki tarihin tekerleği hep ileriye döner.

Bu gözü dönmüş haydutlar halkların düşmanıdır. Yaptıkları kötülükleri eşine az rastlanır bir dincilikle meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Amerikan başkanının medyaya yansıyan görüntüleri ve katil Netanyahu’nun savaş için sarıldığı dini söylemler başka bir anlam ifade etmiyor.
Ne yazık ki bölgenin Siyasal İslamcı Arap rejimleri dün Filistin’de bugün İran’da Emperyalist ABD ve Siyonist İsrail’in yanında saf tutuyor, emrinde bulunuyor.
Ama biz emperyalizme karşı kazandığı bağımsızlık mücadelesiyle mazlum halklara esin kaynağı olmuş bir ülkeyiz. Bağımsızlıkçıyız, yurtta ve dünyada barışa inanıyoruz. O nedenle siyasi iktidarı uyarıyoruz. Sakın ola ülkemizi bir oldu bitti ile bu savaşın içine sürüklemeyin. NATO üslerini kapatın. Ülkemizin çıkarı barıştadır.
İKTİDARLAR SIKIŞTIKÇA ADALETSİZLİK ARTAR
Yaşadığımız tüm sorunların temelinde emperyalizm ile kurulan bağımlılık ilişkileri, kapitalizmin ürettiği eşitsizlik ve sömürü gerçekliği yatmaktadır.
Eğer bir ülkede yoksulluk, açlık, sefalet var ise, ülkenin tüm zenginlikleri ve doğal kaynakları özelleştirip sermayeye devredilmişse, kamusal varlıklar talan ediliyorsa, emekçilerden alınıp patronlara veriliyorsa, gelir dağılımında adaletsizlik derinleşmişse o ülkede mutlaka emperyalizmin etkisi ve desteklediği iktidarlar vardır.
Ve bu iktidarlar sıkıştıkça adaletsizlik artar, hukuk göz ardı edilir, baskılar artar ve toplum farklılıkları üzerinden ötekileştirilmeye çalışılır. Sömürü katmerleşir. Farklı inanç ve kimliklerin eşitçe, bir arada yaşamasının teminatı olan laiklikten uzaklaşılır.
Oysa laiklik sınıf mücadelesinin temelidir. Her türden sömürünün panzehridir. Eşit yurttaşlığın, halk egemenliğinin , toplumun akıl ve bilimle buluşmasının, bağımsızlığın teminatıdır.
SİYONİZME KARŞI MÜCADELE ETMEK, LAİKLİK MÜCADELESİDİR
Laiklik bağımsızlığın teminatıdır çünkü emperyalizm toplumları askeri, ekonomik, ideolojik ve kültürel olarak kontrol etmek için inançları istismar eder, gerici yapılar ile ilişkiler kurar.
O nedenle emperyalizme ve Siyonizm’e karşı mücadele etmek bir laiklik mücadelesi, bağımsızlık mücadelesidir.
Ortadoğu’nun ve ülkemizin geleceği laikliktedir.
Halkların nasıl yaşayacağına Washington’dan, Tel Aviv’den karar verilemez.
Bu emperyalist sistemin yarattığı yıkım ve yağmadan, üzerimize yıkılmaya çalışılan karanlıktan çıkış ancak halkların birleşik mücadelesi ile emperyalizm ve onun Siyonist maşasından kurtuluşla mümkündür"





