Belediyenin uzun süre bütçe bilgilerini kamuoyuyla paylaşmadığını belirten Dilber, ancak hukuki ve kamuoyu baskısı sonrası bu bilgilerin açıklanmak zorunda kalındığını söyledi.

Belediyenin özellikle Araklı’daki yatırımların amacına uygun kullanılmadığını düşündüklerini ifade eden Dilber, kentleşme ve altyapı konularında ciddi eksiklikler bulunduğunu dile getirdi. Sokakların kötü durumda olduğunu, ilçenin yıllardır altyapı çalışmalarından yoksun bırakıldığını vurgulayan Dilber, çarpık kentleşmenin Araklı’nın temel sorunlarından biri haline geldiğini kaydetti.

Bütçenin halkın en temel haklarından biri olduğunu belirten Dilber, bu nedenle belediyeden bütçe bilgilerini talep ettiklerini ancak ilk aşamada “kişisel veri” gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini söyledi. Bunun üzerine dilekçeler hazırladıklarını, belediye önünde basın açıklaması yaptıklarını ve suç duyurusunda bulunduklarını aktaran Dilber, sürecin haberleştirilmesinin ardından belediyenin bütçeyi açıklamak zorunda kaldığını ifade etti.

Açıklanan bütçeyi henüz detaylı şekilde inceleyemediğini belirten Dilber, önümüzdeki süreçte bazı kalemleri sahada karşılaştırmalı olarak değerlendireceklerini söyledi. Özellikle altyapı ve sokak çalışmaları için açıklanan rakamların, piyasa koşullarıyla uyumlu olup olmadığını araştıracaklarını vurguladı.

“Birine hırsız demek kolay ama önemli olan somut verilerle konuşmak” diyen Dilber, amaçlarının suçlama değil, gerçeği ortaya koymak olduğunu ifade etti.

Buna rağmen Türkiye genelinde belediyelerin rantla ilişkilendirilen bir yapıya sahip olduğunu savunan Dilber, Araklı’da da bugüne kadar oluşan rantın toplumla paylaşılmadığını ileri sürdü.

Dilber, “Belediyeler bir rant kapısı haline gelmiş durumda. Mesele bu rantın halkla paylaşılıp paylaşılmadığıdır. Araklı’da gördüğümüz tablo, bu rantın toplumla buluşmadığı yönündedir” diyerek belediye yönetimini eleştirdi.