Trabzon’un unuttuğu en bahtsız kadın…!
Bugün Trabzon odaklı trajik bir öyküden bahsedeceğiz.
1980 yıllardan sonra Sarp kapısının açılmasının ardından Naşata genellemesi ile anılan hayat kadınları hala sosyal hayatımızın bir parçası..
Trabzon’da ilk Naşata muamelesi gören kadının adı sanı ne yazık ki tarihin sayfalarında unutuldu gitti.. O’nun Nataş’lığın gönüllü değil zorunluydu..
Maria’dan bahsediyoruz
Türkiye Komünist Partisi kayıtlarında Meryem Suphi olarak biliniyor.
TKP’nin ilk genel başkanı Mustafa Suphi’nin Rus eşi..
Mustafa Suphi, Trabzon açıklarında Kahya Yahya tarafından katledildi. Bazı kayıtlara göre 14, bazı kayıtlara göre 20  arkadaşı ile birlikte Sürmene karşısında Karadeniz’e ayaklarına taş bağlanarak bırakıldı.


Türk tarihinin en acı katliamıdır, bu cinayet.
Tarih 28 Ocak 1921’di… 
Mustafa Suphi ve arkadaşları tekneye konduğunda eşi Meryem Suphi’de kondu..
 Ancak o denize atılmadı. Katliamın baş sorumlusu Kahya Yahya O’nu yanına aldı.. Evine kapattı..( Kahya Yahya ile ilgili geniş bir araştırmanın yapıldığı Uğur Üçüncü’nün Kahya Yahya adlı kitabını Ra kitapevinde bulabilirsiniz..)


Ve hür türlü gönül eğlencesinde kullandı.. 
Zorla.
Feodal eşkıyanın raconunda kadına ilişmek yokken, İttihatçı "vatansever" çeteci Yahya Kâhya, katillik rütbesine bir de tecavüzcü rütbesini ekliyor.
Bir süre sonra Maria (Meyrem) Nemlizade Ragıp Bey’in oluyor..O da kapatıyor Maria’yı..
Ve en dramatik son ise..
Kahya Yahya, Maria’yı Rizeli kabadayları “Hediye” olarak veriyor..
Rize’de de ölüyor.


Adı var mezarı yok..
Nasıl bir kadındı Maria?
Sevdiğinin ve yoldaşlarının kıyımına tanıklık ederken, içine düştüğü çaresizliğin yıkılmaz duvarlarını yıkmak, özgürlüğe uçmak için kim bilir nice kanatlar vurdu,
Eşinin ve yoldaşlarının katilinin tecavüzüne maruz kalmak, başkalarına satılmak ve kadınlığının onurunun paramparça edilişi...
Bir kadın için ağır trajedi..
Maria’yı, tarih unutmadı..


* Mustafa Suphi ve arkadaşlarının katledilişi ile ilgili geniş bir araştırma inceleme kitabını Emrah Çilasun yazdı.. Kitabın adı Mustafa Suphi ve Yoldaşlarını kim öldürdü..
* Hasan Şengül - 15'ler ve Maria'nın trajedisi

***

Bu arkadaşa bir şey hatırlatalım.
Geçtiğimiz günlerde Abdülkadir Parmak dünya evine girdi.
Allah mesut etsin.
Bir yastıkta uzun ömürler yaşasınlar.
Düğün töreninde dikkatimizi çeken bir şey oldu.
Futbolcuların toplu fotoğrafında, bir arkadaşın kıyafetinin ortam ile çelişmesi beni bayağı üzdü.
Bu arkadaş Hollanda doğumlu ama Türk Bilal Başacıkoğlu.


Bak Bilal.
Orası düğün.

Bu kıyafetinle orada olman; arkadaşına çevrene saygısızlıktır.
Belki bilmiyorsun bizim kültürümüzde düğüne insan en değer verdiği kıyafetleri ile gider.


Bak arkadaşlarına.
Bir de senin giyindiklerine.
Futbolcularımız adam olmadan kendilerine kıyafet danışmanı seçiyorlar.. İlla ki Bilal’in de vardır da bunu mu önermiştir. Sanmıyorum.
Koca bir ayıp ettin.
Bir daha tekrarı olmasın.

Senin iyiliğin için bu ikazımız..

 

***


ZAYTUNG
DSÖ'den umut veren açıklama: ''Virüs mutasyona uğramış olabilir. Aldığımız istatistiki verilere göre bazı ülkelerde ne olursa olsun günde en fazla 999 kişiyi hasta edebiliyor...''
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kayıkçı 2 ay önce

Sanki Bilal don gömlek gitmiş düğüne.Yazacak eleştirecek başka bişey bulamadınız galiba.Dizleri yırtık pantolon giymiş de çok ayıp etmiş!!!