Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu, bugün ‘Çalışırken yoksulluk, emeklilikte sefalet kaderimiz olamaz’ başlığı ile bir yürüyüş gerçekleştirdi.
‘Genel Grev için, Genel Direniş İçin, Kalk Ayağa, Omuz Ver’ soğanı ile yapılan yürüşüş Maraş Caddesi Postane tarafından başlayıp, Atatürk Alanı Meydan Parkında son buldu.
Burada bir basın açıklaması yapıldı.
Burada yapılan basın açıklamasını katılımcılar adına KESK Dönem Sözcüsü Muhammet İkinci okudu. İkinci, “Hepimizin hak ettiği insanca yaşam koşulları için bugün en temel hakkımızı, üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz.
Emeğimizin karşılığı için ülkenin dört bir yanında g(ö)revdeyiz!
Bize neden iş bırakıyorsunuz? Ne talep ediyorsunuz? Diye soranlara cevabımız nettir.
Yıllardır ‘geçinemiyoruz’ diye haykırıyoruz. Ancak ülkeyi yönetenler bu haykırışa kulak tıkıyorlar. Duymazdan geliyorlar.

Çalışanlara yoksulluk emeklilere açlık ve sefalet reva görülüyor. İktidarın sistematik şekilde uyguladığı sefalet politikası ile karşı karşıyayız. Bir kez daha anlaşıldı ki siyasi iktidarın gündeminde emekçisine emeklisine asgari ücretlisine işçisine insanca yaşama koşulları sağlama düşüncesi yok. 2026 yılı bütçesi açık seçik şekilde bunu gösteriyor” dedi.
Ülkede açlık sınırının 30 bin TL’nin üzerinde olduğunu belirten İkinci, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Bu ülkede açlık sınırı 30.000 TL’nin üzerinde. Yoksulluk sınırı ise 100.000 TL’ye dayanmış bulunuyor.

Böylesine ağır bir tablo içerisinde asgari ücret sadece 28.075 TL
En düşük emekli aylığını Kafdağı’nda kar bağışlarcasına 20.000 TL’ye çıkardılar.
Siyasi iktidar holdingleri patronlara hazinenin imkânlarını seferber ederken sıra emeklilere, emekçilere gelince bunun bütçeye yük getirdiğini ifade ediyor.
Siyasi iktidar holdingleri patronlara hazinenin imkânlarını seferber ederken sıra emeklilere, emekçilere gelince bunun bütçeye yük getirdiğini ifade ediyor. Sizin bütçe dediğiniz değeri yaratan biziz. Eğer bir yük arıyorsanız hazineden geçinen holdinglere, patronlara, beslediğiniz yandaş şirketlere bakın. Ant olsun ki sonuna kadar mücadele edecek bu sırtımızdaki kamburdan kurtulacağız.

iktidar sözcüleri bozuk bir plak gibi aynı nakaratı tekrarlayıp duruyorlar.
“İşçimizi, memurumuzu, emeklimizi enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz” diyorlar.
“Eski Türkiye devri bitti. Yeni Türkiye dönemine geçtik” diyorlar.
Oysa bu ülkenin emeği ile geçinen tüm kesimleri gibi bizler de eski günlerimizi arar hale geldik.

Ülkemizde yönetim anlayışını tüm gerçekliği ile ortaya sermek için birkaç örnek yeter.
Milyonlarca işsizin olduğu ülkemizde 2000 yılından bu yana İşsizlik Sigortası Fonu gelirlerinin yüzde 12,14'ü işsizliğe ayrılırken, yüzde 21,19'u teşviklere harcanmış. Bu ülkede kaynak yok değil, var! Kaynakların paylaşımında adalet yok!
Siyasi iktidar emeği ile geçinen kesimleri TÜİK marifetiyle yoksullaştırıyor . TÜİK‘in açıkladığı rakamların gerçeklikten uzak olduğunu yıllardır söylüyoruz . Siyasi iktidar ücretlere ve maaşlara zam yaparken TÜİK’in sahte enflasyon rakamlarını baz alıyor ancak sıra vergilendirmeye, kiraya, doğalgaza, elektriğe gelince gerçek enflasyon rakamları esas alınıyor.
Enerji piyasası düzenleme kurulu başkanı son dört yılda Türkiye’de enflasyonun %400 arttığını ifade ederek şubat ayında elektriğe zam yapılmasının gerekliliğine dikkat çekti. Şimdi Trabzon meydanından ifade ediyoruz. Sakın ama sakın. Öfkemize çarpılmayın. Ne dayanacak sabrımız, ne de dizginlenecek öfkemiz kaldı.
Manipüle edilmiş TÜİK verileri ile hesaplanan enflasyon rakamı baz alınarak kamu emekçilerine ve emeklilere yalnızca yüzde 12:30 zam yapıldı.
Kamu emekçileri olarak 2026’ya; bin TL seyyanen artış dâhil ortalama %12,5 zamla girdik.
Ama kiralar %35 arttı. Ulaşım, gıda, sağlık zamları maaşlarımızı katladı.
10 yıl önce maaşımızla 17 çeyrek altın alabiliyorduk, bugün 6 tane bile alamıyoruz.
10 yıl önce maaşımızın dörtte biri kiraya yetiyordu, bugün yarısı yetmiyor.
Emekliler açlık sınırının altına mahkûm edildi. Bir ömür çalışanın ikramiyesiyle artık ev değil, ikinci el bir araba bile alınamıyor.
Bu yoksulluk kader değil!
Bu yoksulluk bilinçli bir tercihtir!
“Kaynak yok” diyenler; faize, teşvike, rant projelerine kaynak buluyor. Vergi yükünü emekçinin sırtına yıkıyor. Bir avuç azınlığı zenginleştirirken milyonları yoksullaştırıyor.
Üstelik baskıyla, yasakla, korkuyla bu düzene razı olmamızı istiyorlar.
Ama buradan bir kez daha söylüyoruz:
Biz kapıkulu değiliz! Biz kamu emekçisiyiz!
İŞTE BU YÜZDEN BUGÜN:
Yoksulluğa, güvencesizliğe, adaletsizliğe karşı üretimden gelen gücümüzü kullanıyoruz!
Tüm angaryalara, yandaş sendikacılığa, Hakem dayatmasına, TÜİK’in sahte verilerine HAYIR diyoruz!
Bugün tüm yurtta iş bırakıyoruz!
TALEPLERİMİZ NET, MEŞRU VE ACİLDİR!
* Ocak ayından itibaren %20 ek zam istiyoruz!
* İlave seyyanen ödenek taban maaşa yansıtılsın!
* 3600 ek gösterge tüm kamu emekçilerine ve emeklilere verilsin!
* Grevli, gerçek bir toplu sözleşme hakkı tanınsın!
* En düşük kamu emekçisi maaşı yoksulluk sınırının üzerine çıkarılsın!
* Kira, kreş ve ulaşım desteği sağlansın!
* Vergide adalet sağlansın, gelir vergisi %10’da sabitlensin!
* Güvenceli istihdam, kamusal, laik, bilimsel ve eşitlikçi eğitim esas alınsın!”





