O dönem sosyal medyada kendini “Rambo Okan” olarak tanıtan Okan Güner isimli şahıs, Trabzonspor bayrağını keserken video paylaştı. Hem de bir kez değil, üç-dört kez… Ama asıl mesele bayrağın kesilmesi değildi. Asıl mesele, bunun bir provokasyon olduğu kadar, sonrasında kurulan hukuki düzenekti.
Videolar yayınlanır yayınlanmaz, Akçaabat’tan, Düzköy’den, Trabzon merkezden çok sayıda vatandaş tepki gösterdi. Kimi sert yazdı, kimi küfretti, kimi hakaret etti. Duygusal refleksle yapılan bu paylaşımlar sonradan tek tek dosyaya girdi. Sonrası malum… Toplu davalar açıldı. Trabzon’da 74 kişi hakkında işlem yapıldı. Dosyalar uzlaştırmaya gitti. Uzlaşma sürecinde kişi başı para talep edildi. O dönemde konuşulan rakam 30 bin TL civarındaydı. Birçok kişi “bitsin gitsin” diyerek ödedi. Ama iş orada da kalmadı. Aynı kişiler hakkında bu kez ayrıca hakaret davası açıldı.. Yani uzlaşma parası alındı, sonra yeni bir dava daha eklendi. Kişisel haklara saldırıdan yeni dava açıyor.
Bugün gelinen noktada konuşulan rakamlar artık 80 bin TL seviyesine çıkmış durumda.
Yani tablo net: Ortada bir refleks var. Bu refleksi tetikleyen bir provokasyon var. O provokasyondan beslenen bir hukuki ticaret modeli var.
Ve bu model özellikle Trabzon gibi duygusal refleksin yüksek olduğu şehirlerde çok kolay çalışıyor.
Bu iş artık bir “öfke paylaşımı” meselesi değil.
Bu iş bir ticaret modeline dönüşmüş durumda.
Kimseyi savunmuyoruz.
Bayrak kesmek de provokasyondur, küfür etmek de yanlıştır.
Ama vatandaşın duygusunu kaşıyıp sonra o duygudan gelir üretmek de en az o kadar sorunludur. Bu yüzden Trabzon’da herkesin çok dikkatli olması gerekiyor. Provokasyon bir video ile yapılıyor.
Bedelini ise yüzlerce insan ödüyor. Trabzon’un bu oyuna gelmemesi gerekiyor.