Kulüpler Birliği’nde gerçekleştirilen son toplantı, Türk futbolunda uzun süredir tartışılan ancak somut adım atılamayan bir başlığı yeniden gündeme taşıdı: yayın gelirlerinde adalet.

Yayın gelirlerinin dağılımına ilişkin yapılan oylamada tablo netleşti. 14 kulüp “ortak dağılım” yönünde oy kullanırken, üç kulüp öneriye karşı çıktı. Alınan kararın uygulanıp uygulanmayacağı ise Türkiye Futbol Federasyonu’nun takdirine bırakıldı.

Mevcut sistemde yayın gelirleri arasındaki uçurum dikkat çekiyor. Bugünkü dağılıma göre;
Galatasaray yaklaşık 400 milyon TL,
Fenerbahçe yaklaşık 350 milyon TL,
Beşiktaş yaklaşık 300 milyon TL gelir elde ederken,
Trabzonspor’un payı yaklaşık 250 milyon TL seviyesinde kaldı.
Anadolu kulüpleri ise bu tablonun oldukça gerisinde yer alıyor.

Toplantıda masaya gelen öneri ise “herkes biraz versin, herkes ayakta kalsın” anlayışına dayanıyordu. Ancak üç büyük İstanbul kulübünün bu öneriye hayır demesi, saflaşmayı net biçimde ortaya koydu.

Bu noktada Trabzonspor’un durduğu yer öne çıktı. Bordo-mavili kulüp, “bu düzen böyle gitmez” diyerek Anadolu kulüplerinin yanında saf tuttu. Önerinin hayata geçmesi halinde Anadolu kulüplerinin yıllık yaklaşık 50 milyon TL ek gelir elde etmesi bekleniyor. Bu gelirin yalnızca mali rahatlama değil; altyapı, tesisleşme, sürdürülebilirlik ve rekabet açısından da kritik bir katkı anlamına geldiği vurgulanıyor.

Tartışmanın merkezinde rakamların ötesinde bir gelecek vizyonu bulunuyor. Bir tarafta “biz zaten büyüğüz” anlayışı, diğer tarafta ise “herkes ayakta kalmazsa bu lig yürümez” görüşü yer alıyor. Trabzonspor’un pozisyonu ise bu ayrımın tam ortasında netleşiyor.

Bordo-mavili kulüp, popülist bir çıkıştan ya da kısa vadeli hesaptan uzak durarak, “adalet olmadan gelişim olmaz, Anadolu güçlenmeden Türk futbolu büyümez” mesajını veriyor.

Gözler şimdi TFF’de. Federasyon ya çoğunluğun iradesini dikkate alarak bu yapısal soruna müdahale edecek ya da yıllardır eleştirilen mevcut dengesiz düzeni sürdürmeyi tercih edecek.

Ancak şu gerçek net biçimde ortaya çıktı: Bu oylama, Türk futbolunda kimin sistemi, kimin geleceği savunduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.