Son hazırlık maçı ile resmi maç arasındaki 17 günlük uzun ara, o dönem eleştirilse de sezon başlangıcındaki performans göz önüne alındığında Fatih Tekke ve ekibinin planlamasının karşılığını verdiğini söylemek mümkün.
Bu sezon da benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. Hazırlık maçlarına diğer takımlara göre daha geç başlanacak olması bazı soru işaretlerini beraberinde getirse de Trabzonspor’un kamp programlarını kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirdiğini unutmamak gerekiyor. Fatih Tekke’nin fiziksel ve taktiksel yüklemeleri belirli bir plan dahilinde yaptığı görülüyor. Geçtiğimiz sezon bu planlama olumlu sonuç vermişti, bu sezonun cevabını ise sahada alacağız.
Transfer açısından bakıldığında ise tablo geçen yıla göre çok daha olumlu. Geçtiğimiz sezon kamp dönemine yalnızca üç transfer yetişmişti. Bu sezon ise kadro planlamasında çok daha iyi bir noktaya gelinmiş durumda. Teknik heyetin elindeki oyuncu grubunun daha erken şekillenmesi, sezon başlangıcı adına önemli bir avantaj olarak öne çıkıyor.
Öte yandan Trabzonspor’un Trabzon kampı, medya ve taraftar açısından oldukça sessiz geçti. Öyle ki bordo-mavililer bu süreçte ne bir hazırlık maçı oynadı ne de kapsamlı medya organizasyonlarına imza attı. Diğer takımlar taraftarlarına ve basına dolu dolu içerikler sunarken, Trabzonspor yalnızca bir futbolcu röportajıyla yetindi. Kulübün saha içi planlamasına saygı duymak gerekir ancak modern futbolda taraftarla iletişimin de en az saha içi kadar önemli olduğu bir gerçek.
Şimdi ise gözler Avusturya kampına çevrildi. 61 Saat olarak bizler de bu kamp sürecinde Trabzonspor’u yakından takip edeceğiz. Beklentimiz sadece saha içindeki hazırlıkların değil, kulübün taraftar ve medya ile kuracağı iletişimin de daha güçlü olması yönünde.
Geçmişte Erzurum kampında bunun güzel örneklerini görmüştük. Trabzon kampında hazırlık maçı oynanmamış, takım Erzurum’da taraftarıyla sık sık bir araya gelmişti. Futbolcuların taraftarlarla buluşması, kulübün kamp atmosferini daha yakından hissettirmesi önemli bir kazanım olmuştu.





