Dünyanın önde gelen kulüpleri, sezon öncesi kamplarını adeta bir medya etkinliğine dönüştürüyor. Antrenmanlar belirli sürelerle basına açılıyor, futbolcularla röportajlar yapılıyor, taraftarlar takımın gelişimini yakından takip edebiliyor.

Trabzonspor ise Avusturya kampında bunun tam tersini yapıyor.

Bordo-mavililer, kampın ilk 5 gününde basın mensuplarına yalnızca 20 dakikalık antrenman görüntüsü alma imkânı sundu. Hepsi bu kadar. Geri kalan süreç tamamen kapalı kapılar ardında geçti.

Peki neden? Bunu açıklayan tatmin edici bir gerekçe yok.

Elbette teknik direktörün gizli tutmak istediği taktik çalışmalar olabilir. Rakibe gösterilmek istenmeyen organizasyonlar da anlaşılabilir. Ancak hazırlık kampının neredeyse tamamını basına kapatmanın ne kulübe ne de kamuoyuna bir faydası var.

Çünkü gazetecinin görevi sadece transfer haberi yapmak değildir. Takımın çalışma temposunu görmek, yeni oyuncuların fiziksel durumunu analiz etmek, genç isimleri takip etmek ve taraftarı doğru bilgilerle buluşturmaktır. Siz bu imkânı ortadan kaldırdığınızda doğal olarak sağlıklı bir bilgilendirme de yapılamıyor.

Üstelik bu kamp öyle sıradan bir organizasyon da değil. Kulübün ve medya kuruluşlarının yüz binlerce liralık bütçeler ayırdığı, kilometrelerce yol kat ettiği bir süreçten bahsediyoruz. Gazeteciler günlerce kampta bulunuyor ancak antrenman izleyemiyor. Bu tablo doğal olarak tepki çekiyor. Kampta görev yapan Trabzonspor’u takip eden gazetecilerin ortak görüşü de bu yönde. Çünkü işlerini yapmaları fiilen zorlaştırılıyor.

İşin bir başka boyutu ise taraftar.

Trabzonspor taraftarı yeni transferlerini görmek istiyor. Takımın nasıl çalıştığını, teknik ekibin neler denediğini merak ediyor. Ancak kulüp bu merakı giderecek içerikleri de yeterince üretemiyor. Sonuç olarak ortaya hem basının hem de taraftarın uzak kaldığı bir kamp süreci çıkıyor.

Üstelik bu durum ilk kez yaşanmıyor. Uzun süredir aynı anlayış devam ediyor. Bugün Avrupa’nın birçok kulübüne baktığınızda hazırlık kamplarında neredeyse her gün futbolcu röportajları yayınlanıyor. Antrenmanların önemli bölümleri görüntülenebiliyor. Dijital medya ekipleri sürekli içerik üretiyor. Taraftar kulübünün içinde hissediyor.

Trabzonspor ise iletişim konusunda maalesef geriye gidiyor. Oysa güçlü bir kulüp, şeffaflıktan korkmaz. Kontrollü şekilde basına açık antrenmanlar düzenlemek, futbolcuları medya ile buluşturmak ya da kamp sürecini daha görünür hale getirmek teknik çalışmaları riske atmaz. Aksine kulübün marka değerine katkı sağlar.

Avusturya kampının ilk beş gününde basına sadece 20 dakika açılan bir takım, ne yazık ki bu beklentiyi karşılayamıyor.

Muhabir: HASAN TÜNCEL