Maç sonucu hayal kırıklığı yarattı. Ancak sahanın içinde başka bir tablo da vardı. O tablonun merkezinde Stefan Savić yer aldı.

Tecrübeli oyuncu, son yıllarda ligde görülen en üst düzey savunma performanslarından birine imza attı. Müdahale zamanlaması, pozisyon bilgisi ve oyuna liderlik eden tavrı neredeyse kusursuzdu. Yalnızca kendi bölgesini savunmakla yetinmedi, Okay Yokuşlu’nun iki kritik pas hatasında da devreye girerek tehlikeyi büyümeden önledi. Çok net 3-4 pozisyonda yine sahnedeydi.

Saha içinde sınırlı kalmadı

Savić, sahada adeta kaptan gibi oynadı, kaptan gibi yön verdi. Ters ayakta yakalanmasa, o pozisyonda gole giden topu çıkarabilecek bir refleks ortaya koyabileceği görüldü. İnce detaylar, büyük farklar yarattı.

Arseniy Batagov’un yokluğunda savunma hattı soru işareti taşıyordu. Bu süreçte Chicbuke’nin stoperde değerlendirilmesi de dikkat çeken başlıklardan biri oldu. Yine de mesele yalnızca saha içiyle sınırlı kalmadı.

Beklenti öne çıktı

Maç sonundaki duruşu, itirazı ve sesini yükseltmesi, forma için mücadele eden bir karakteri yansıttı. Bu tablo, saha içindeki performans kadar güçlü bir görüntü verdi. Yönetim cephesinden de benzer bir çıkış beklentisi öne çıktı.

Ve asıl vurgu da burada şekillendi. Stefan Savić’e göre bu ülkede bazı gerçekler zaman zaman kolay unutuluyor. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın milyon euroluk bütçeleri, büyük transferleri ve geniş imkânları bulunuyor.

Trabzonspor yarışın içinde!

Diğer tarafta ise gençlere yatırım yapan, bütçesini bilen, ayağını yorganına göre uzatan bir Trabzonspor var. Buna rağmen takım, yarışın tam ortasında kalmayı sürdürüyor.

Saha içinde bir stoperin kayarak yaptığı müdahale ile saha dışında bir kulübün ayakta kalma mücadelesi aynı çizgide buluşuyor. Gün sonunda acı bir kayıp yaşansa da ortaya konan oyun ve duruş, bu yarışın dışında kalınmayacağını gösteriyor.