Trabzonspor

Trabzonspor'da tuhaf bir iklim... Bu hiç normal değil!

Trabzonspor’da bir süredir tuhaf bir iklim hâkim. Sahada üretilenle tribünde ve kamuoyunda konuşulan arasında ciddi bir kopukluk var.

Trabzonspor’da bir süredir tuhaf bir iklim hâkim. Sahada üretilenle tribünde ve kamuoyunda konuşulan arasında ciddi bir kopukluk var. Fatih Tekke, sezon başından bu yana elindeki mevcut kadroyla, üstelik ciddi ekonomik ve yapısal sıkıntılar içinde, tartışmasız bir başarı ortaya koydu. Oyuncuların piyasa değerleri arttı, kadrodaki oyuncular cesaretle vitrine çıkarıldı, takım fırtınalı bir dönemden zarar görmeden limana yanaştırıldı. Yönetim ve teknik heyetin uyumlu bir çalışma yürütüldüğü de inkâr edilemez. Ortada “iyi” denebilecek bir tablo var.

Ne var ki garip olan şu: Hoca ne yaparsa yapsın, artık tartışma konusu. Kulübede gülmemesi mesele, gülse başka mesele. Giydiği kıyafet sorun, oynatmadığı oyuncu sorun. Liste uzayıp gidiyor. Son perde ise yeğeni Berat Tekke’nin sahada yer almasıyla açıldı. “Nasıl oynatırsın?” soruları havada uçuştu, ithamlar ardı ardına geldi.

Burada bilinçli şekilde gözden kaçırılan bir gerçek var. Henüz 17 yaşındaki Berat Tekke, neredeyse kundaktayken bu kulübün kapısından içeri girmiş bir çocuk. Belki Trabzonspor yeni bir yetenek kazanıyor, belki de geleceğin önemli isimlerinden biri doğuyor. Ama dakika bir, gol bir; çocuk daha siftah bile etmeden infaz başladı. Bu yaklaşım ne akla, ne vicdana, ne de futbolun doğasına sığıyor.

Dünyada yeğenini geçtik, öz oğlunu oynatan sayısız teknik direktör var. Bu futbolun gerçeği, kuşak geçişinin doğal bir sonucu. Simeone örneği ortada; oğlu Atlético Madrid forması giyiyor. Cruyff’tan Zidane’a, Conceição’dan daha nicelerine kadar saymakla bitmez. Fatih Tekke’nin oğlu zaten 1461 Trabzon’da ve oradan da ayrılma sürecinde. Yani ortada gizli saklı, karanlık bir tablo yok.

Asıl mesele şu olmalı: Trabzonspor. Oynayan da oynamayan da bu kulübün değeridir. Sahip çıkılması, korunması, saygı duyulması gerekir. Daha yolun başındaki bir gencin önüne böylesine ağır bir baskı koymak, belki de kulübün kendi içinden çıkaracağı bir yeteneğin yolunu baştan tıkamaktır.

Eleştiri elbette olacak. Ama eleştiri ile yıpratma, sorgulama ile linç arasında kalın bir çizgi var. O çizgi çoktan aşılmış durumda. Trabzonspor’un bugün ihtiyacı olan şey, kişilere odaklanan sığ tartışmalar değil; aklıselim, sabır ve kulübün geleceğine sahip çıkma iradesidir. Aksi hâlde kaybedilen sadece bir hoca ya da bir oyuncu olmaz; Trabzonspor’un kendisi olur.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }