Trabzonspor

Trabzonspor'dan kameralı önlem

Trabzonspor’un son üç deplasmanında yaşananlar artık “tesadüf” parantezine sığmıyor. Kocaelispor deplasmanında kulüp başkanının aracına yönelik saldırı, Antalyaspor maçında takım otobüsünün hedef alınması ve son olarak Samsunspor karşılaşması… Üç maç, üç farklı şehir, aynı sonuç: saldırı. Burada sormak gerekiyor. Trabzonspor özellikle bu anadolu kulüplerine ne yaptı? Bu kin, bu nefret, bu öfke nereden besleniyor?

Sorunun cevabı sahada değil. Tribünde de değil. Asıl mesele, yıllardır normalleştirilen bir iklim. Trabzonspor’a karşı sergilenen holigan tutum, zamanla “olağan” hale getirildi. Birkaç kendini bilmezin taşkınlığı gibi sunuldu. Üzeri örtüldü. Cezasızlık duygusu büyüdü. Bugün gelinen noktada ise tablo daha ağır. Üst üste üç deplasmanda yaşananlar, artık bireysel öfke patlaması değil; sistematik bir güvensizlik ve caydırıcılık eksikliği sorunu. Bu noktada soru şudur: Bu tablo İçişleri Bakanlığı’nın ilgi alanına girmiyor mu? Giriyorsa, bugüne kadar hangi önleyici çalışma yapıldı? Spor müsabakaları öncesinde risk analizleri, güzergâh güvenliği, takım kafilelerine yönelik koruma protokolleri neden işletilmedi?

Bir diğer dikkat çekici detay ise şu: Trabzonspor kendi önlemini aldı. Takım otobüsünün ön bölümüne geniş açılı bir kamera yerleştirildi. Yolculuğun tamamı artık kayıt altında. Samsun’da yaşanan olaylarda birkaç kendini bilmezin görüntüleri de bu sayede net biçimde ortaya çıktı. Peki bu neyi gösteriyor? Kulüpler, devletin sağlaması gereken güvenliği kendi imkânlarıyla mı sağlamak zorunda? Eğer bir kulüp, deplasmana çıkarken saldırıya uğrayacağını hesaplayarak kamera sistemi kuruyorsa; burada yalnızca spor güvenliği değil, kamu düzeni tartışması vardır.
Bugün Trabzonspor’dur. Yarın başka bir kulüp olur.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }