Trabzonspor’un durumu başından beri belliydi. Ekonomik şartları, gelir-gider dengesi, bütçesi… Herkes bu takımın hangi imkanlarla mücadele ettiğini biliyordu. Ama buna rağmen Trabzonspor, kendi gerçeklerinden kopmadan bir hikâye yazmaya çalıştı. Sezon boyunca zaman zaman ligde zirveyi zorladı, yarışın içinde kaldı. Gücü yettiği yere kadar mücadele etti ama kadro derinliği ve ekonomik farklar bazı noktalarda önüne geçti.
Buna rağmen Türkiye Kupası’nda ortaya koyduğu karakter bambaşkaydı. Final yolunda Konyaspor’u adeta ezip geçen bir takım vardı sahada. İnanan, savaşan, pes etmeyen bir Trabzonspor izledik. Ve bu peri masalı kupayla taçlandı. Eğer aynı başarı ligde de zirveyle tamamlanabilseydi, ortaya Türk futbolunda uzun yıllar unutulmayacak bir hikâye çıkacaktı.
Yine de bu başarı küçümsenemez. Bu kupa; şehre moral oldu, taraftara umut verdi. Başkan Ertuğrul Doğan için önemli bir güven tazeledi, teknik direktör Fatih Tekke adına güçlü bir başlangıç anlamı taşıdı. Ama en büyük kazanım belki de genç oyuncular oldu. Baskının en yüksek olduğu ortamda sorumluluk alıp Trabzonspor’un geleceği olabileceklerini gösterdiler. Bu sezon belki kusursuz değildi ama Trabzonspor’a yeniden bir aidiyet, mücadele ruhu ve gelecek inancı kazandırdı.





