Çünkü Avrupa’ya açılan en net kapıdır. Ligde neyin ne olacağı hiçbir zaman belli olmaz. Bugün iyi gidersin, yarın bir direnç kaybıyla kendini aşağıda bulursun. Dengeler pamuk ipliğine bağlıdır.
Kupada ise tablo daha nettir. Gruplardan sonra tek tek iş görerek finale, oradan da Avrupa’ya uzanma imkânı vardır. Trabzonspor son iki sezondur bu kapının eşiğinden dönüyor. Bu kez öyle olmamalı.
Tam da bu bilincin içinde İstanbulspor maçına başlanması gerekirken, Trabzonspor maça adeta “aklı başka yerde” çıktı. İlk ciddi pozisyon 37. dakikada geldi. Ondan önce oyuna ne tempo vardı ne ciddiyet. Üstüne bir de kalede gol görüldü.

Sonra ne olduysa oldu… Reaksiyon geldi, gol bulundu, devre arasında bir şeyler konuşulmuş olacak ki ikinci yarıya bambaşka bir Trabzonspor çıktı. Öne geçildi, ardından rakibin kırmızı kartı gelince maç bir anda “antrenman temposuna” döndü. Skor büyüdü, fark açıldı, 6 gollü galibiyet geldi.
Skor güzel. Ama skora aldanmamak lazım.

Performanslara tek tek bakarsak…

Yeni stoper Chibuike Nwaiwu’ya özellikle değinmek gerekiyor. Şu an için çok ham. Yenen goldeki kafa vuruşunda hatası var. Ayak kalitesinde Batagov seviyesini beklemek gerçekçi değil. Ancak pozitif tarafı da net: Çok atletik, güçlü, uzun mesafede hızlı ve geçiş savunmasında Trabzonspor’un yıllardır yaşadığı sorunlara potansiyel bir çözüm olabilir. Ama bu iş hemen olmaz. Üzerine çalışılması, gelişiminin beklenmesi gerekiyor.

Benjamin Bouchari önceki maçlara göre daha derli topluydu. Buradan bir kazanç çıkabilir. Felipe Augusto ise günün vasat isimlerinden biriydi. Muçi yine “ben buradayım” diyen oyuncuydu, takımı sırtladı. Olaigbe saman alevi gibi… Parladı, söndü. Cihan da benzer şekilde 11’in kalıcı oyuncusu olma noktasında soru işaretleri barındırıyor.

Bu maç Trabzonspor adına ciddi bir sınavdı. Zorlanıldı, bocalandı ama sonunda farklı kazanıldı. Evet, zor oldu. Ama 6 gollü galibiyetin de tadını çıkarmak gerekir.
Ve şunu unutmamak lazım:

Bu kupa Trabzonspor için lig ile eş değer bir organizasyondur. Hatta bazı sezonlar ligden bile daha değerlidir. Çünkü Avrupa’ya giden yol bazen buradan geçer. Trabzonspor iki yıldır o yolun kenarından dönüyor. Bu sezon o yolun içine girmesi gerekiyor.
Çünkü bu şehir “kıyısından dönmeyi” artık başarı olarak saymıyor.