Esnaflar; alım gücünün düşmesi, internet alışverişinin yaygınlaşması, büyük marketlerin çoğalması ve geleneksel mesleklerin yeterince desteklenmemesi nedeniyle işlerin her geçen yıl daha da gerilediğini söyledi.
“46 yılda insanlar da ilişkiler de değişti”
Yaklaşık 46 yıldır bölgede çalışan bakır ustası Salih Kudu, 1980 yılının Temmuz ayında, henüz 13 yaşındayken köyden Trabzon’a çalışmaya geldiğini anlattı.
Geçen yıllar içerisinde bölgenin sosyal yapısının büyük ölçüde değiştiğini belirten Kudu, birçok esnafın hayatını kaybettiğini, bazılarının ise ekonomik nedenlerle bölgeden ayrıldığını söyledi.
Ekonomik sıkıntıların insanlar arasındaki ilişkilere de zarar verdiğini ifade eden Kudu, geçmişteki güven ve dayanışma ortamının giderek zayıfladığını belirtti.
Kudu, “İnsanlar ekonomik bunalımdan dolayı eskisi gibi kardeşçe yaşayamıyor. En yakın arkadaş arkadaşına borç veremiyor, mal veremiyor. İnsanlar birbirine güvenemiyor. Bunun nereye kadar gideceğini zaman zaman düşünüyorum” dedi.
“El sanatları sanayileşmeye yenik düştü”
Bakır el sanatlarıyla uğraştığını belirten Kudu, geçmişte bakırcılığın geleceği olan bir meslek olarak görüldüğünü ancak sanayileşmeyle birlikte geleneksel el sanatlarının gerilediğini söyledi.
Sanayileşmenin hayatı kolaylaştıran taraflarının da bulunduğunu dile getiren Kudu, buna rağmen el sanatları ustalarının devlet tarafından desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Kudu, “Sanayileşmenin getirdiği kolaylıklar ve güzellikler var. Ancak bizim gibi el sanatıyla uğraşan insanların devlet tarafından desteklenmesi şart” ifadelerini kullandı.
“Eskiden sabahın erken saatlerinde çay içmeye gelirdik”
Ekonomik sorunların çarşıdaki sosyal hayatı da olumsuz etkilediğini anlatan Kudu, geçmişte esnafın sabahın erken saatlerinde bir araya geldiğini ancak bugün aynı ortamın kalmadığını söyledi.
Kudu, “Eskiden sabah saat 5-6 gibi kalkar, buraya gelir ve çay ocağında birlikte çay içerdik. Şimdi artık zevk vermiyor. Çünkü herkesin bir sorunu var. Şu anda her şey sorun haline geldi” dedi.
“Mesleğimle tarihi yapı birbirini tamamlıyor”
Bedesten’de geleneksel bir mesleği sürdürmenin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirten Kudu, tarihi yapı içerisinde el sanatı yapmasının mesleğiyle uyumlu olduğunu ifade etti.
Ancak uzun yıllardır esnaflık yapmasına rağmen hiçbir ayrıcalık veya kolaylık görmediğini savunan Kudu, el sanatlarıyla uğraşan kişilerin korunması gerektiğini söyledi.
Kudu, “Burada kiracıyız ve çok fazla zorluk yaşıyoruz. Devletin bizi tamamen geçindirmesini istemiyorum. Ancak küçük de olsa bir kolaylık sağlanması gerekiyor. Ben 40-50 yıldır uğraşıyorum ve el sanatı yapıyorum. Yeni esnaflığa başlayan biriyle aynı sıkıntıları çekiyorum. Bizim gibi geleneksel meslekleri sürdüren insanlara yüzde 10-20 de olsa kolaylık sağlanması gerekiyor” diye konuştu.
“Bakır ürünleri herkes tarafından satılmamalı”
Bakır ürünlerinin, mesleği bilmeyen kişiler tarafından da satılmasına tepki gösteren Kudu, birçok ürünün satışında belge zorunluluğu bulunduğunu ancak bakırcılıkta benzer bir düzenlemenin uygulanmadığını ifade etti.
Kudu, “Sigara, içki veya altın satmak için belge gerekiyor. Bunlara katılıyorum. Ancak bakır ürünlerinde neden böyle bir belge yok? Burası Bakırcılar Çarşısı fakat meydandaki tatlıcılar, kuruyemişçiler de bakır ürünleri satıyor. Bakırın ne olduğunu bilmeyen herkes bakırcı oldu” dedi.
Turistlere yönelik satış yapmak isteyen farklı sektörlerden işletmelerin kahve fincanı, cezve ve kuymak tavası gibi ürünleri de sattığını belirten Kudu, bakır ürünlerinin uzman kişiler tarafından satılması gerektiğini söyledi.
Tarihi yapı turistlerin ilgisini çekiyor
Bedesten esnafı Kazım Yılmaz ise geçmişe göre mağaza çeşitliliğinin arttığını ve bunun vatandaşların ilgisini çektiğini belirtti.
Bedesten’in yaklaşık 30-35 yıl önce Özel İdare tarafından restore edilerek dükkânlara dönüştürüldüğünü anlatan Yılmaz, o dönem yapılan ihaleyle kiracı olarak burada çalışmaya başladıklarını söyledi.
Tarihi yapının dünyanın farklı ülkelerinden gelen ziyaretçilerin ilgisini çektiğini belirten Yılmaz, “Mısır’dan, Arabistan’dan, Amerika’dan, Rusya’dan ve farklı ülkelerden insanlar geliyor. Buranın turistik ve tarihi bir bina olması insanların ilgisini çekiyor” dedi.
“Kira ödediğimiz sürece uzun yıllar kalabiliyoruz”
Bedesten’in Vakıflara ait olmasının kendileri açısından önemli olduğunu belirten Yılmaz, kira ödedikleri sürece dükkânlarda uzun yıllar faaliyet gösterebildiklerini ifade etti.
Gümüş ve hediyelik eşya sattıklarını belirten Yılmaz, büyük alışveriş merkezlerinin ürün çeşitliliği nedeniyle bazı esnafları olumsuz etkilediğini de sözlerine ekledi.
“13 yılda piyasa giderek küçüldü”
Yaklaşık 13 yıldır bölgede esnaflık yapan Mehmet Baş da geçen süre içerisinde piyasanın giderek küçüldüğünü söyledi.
Her yıl işlerin biraz daha gerilediğini belirten Baş, “Piyasa çok kötü. Eskisi gibi değil. Eskiden esnaflar arasında daha güçlü bir yardımlaşma vardı. Şimdi eski esnaflar da kalmadı. Yine birbirimize yardımcı olmaya çalışıyoruz ancak eski esnaflık ve eski insan ilişkileri yok” dedi.
“İnternet alışverişi küçük esnafı etkiliyor”
Bedesten’in tarihi açıdan önemli bir yapı olduğunu belirten Baş, yapının 2000’li yıllardan sonra ticari olarak daha aktif kullanılmaya başlandığını söyledi.
Bölgede gümüş, boncuk, tuhafiyelik ürünler ve çeşitli el işi malzemelerinin satıldığını ifade eden Baş, internet alışverişinin ve büyük marketlerin küçük esnaf üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirtti.
Baş, “Biz tuhafiyelik ürünler, boncuk, düğün malzemeleri ve kına satıyoruz. İnsanlar artık internetten daha fazla alışveriş yapıyor. Büyük marketler de küçük esnafı bitirme noktasına getiriyor. Bu düzenin düzelmesi çok zor. Küçük esnaf çok kötü durumda” ifadelerini kullandı.
“İnsanlar bir bardak çay içmek için bile düşünüyor”
Yaklaşık 45 yıldır bölgede bulunduğunu belirten çay ocağı işletmecisi Numan Akkol ise çarşının her geçen gün müşteri kaybettiğini söyledi.
Bölgenin müşteri kitlesinin daha çok emekliler ve asgari ücretlilerden oluştuğunu belirten Akkol, düşük gelirler nedeniyle vatandaşların harcama yapamadığını ifade etti.
Akkol, “Her geçen gün geri gidiyoruz. Müşteri potansiyeli azalıyor. Buranın müşterisi genellikle emekli ve asgari ücretli vatandaşlardan oluşuyor. Maaşlar düşük kaldığı için insanlar buraya gelseler bile bir bardak çay içmek için üç defa düşünüyor” dedi.
“Yardımlaşma kültürü tamamen kaybolmadı”
Bedesten ve çevresindeki geleneksel yardımlaşma kültürünün hâlâ devam ettiğini belirten Akkol, çaycılık yaptığı için bölgedeki esnafların büyük bölümünü yakından tanıdığını söyledi.
Akkol, “Birbirinin elinden tutma, yardımlaşma ve hal hatır sorma kültürü burada devam ediyor. Ancak eskiye göre bu dayanışma da azaldı” diye konuştu.
“Tarihin içinde yaşamak güzel bir duygu”
Tarihi bir ticaret merkezinde çalışmanın kendisi için özel bir anlam taşıdığını ifade eden Akkol, Bedesten’de esnaf olmanın kişiye tarihe tanıklık etme imkânı sunduğunu söyledi.
Akkol, “Tarihin içerisinde yaşıyorsunuz ve ona tanıklık ediyorsunuz. Bu insana çok şey katıyor. Güzel bir duygu” ifadelerini kullandı.
Büyük alışveriş merkezlerinin ve marketlerin uzun yıllardır küçük esnafı etkilediğini belirten Akkol, Bedesten’in tarihi konumu sayesinde diğer bölgelere göre bu değişimden daha az etkilendiğini sözlerine ekledi.





