Trabzon’un unutulan hazinesi... Çok şaşırtacak bir MARKA!

Denizli’nin Havlusu, Gaziantep’in Halısı Bursa’nın İpeği Varsa Trabzon’un Neden Bir Kumaş Markası Olmasın

Türkiye’nin sıcak günlerine başladığımız bu günlerde içimizi ısıtan bir konu ile sizler baş başa bırakmak istiyorum.

Şimdinin gençleri pek bilmez. Hoş bizlerde pek bilmeyiz ama biraz araştırınca ne denli zenginliklerimizin olduğu ortaya çıkıyor.

Şimdi sorsam; Trabzon denildiğinde akla ilk ne geliyor?

Trabzonspor...

Sümela...

Uzungöl...

Fındık...

Hamsi...

Oysa bu şehrin hafızasında öyle bir ekonomik miras yatıyor ki, bugün çok az kişi biliyor. Bir zamanlar Osmanlı sarayına kumaş gönderen, Avrupa'da ödül alan, Karadeniz'in en önemli dokuma merkezlerinden biri olan Trabzon, bugün neden tekstil denildiğinde akla gelmiyor?

Tekstil Kenti Trabzon

İşte bugün bu yazım ile sorunun peşine düşüyorum.

Trabzon, sadece bir liman şehri değildi

Trabzon'un tarihi yalnızca fetihlerle, ticaret yollarıyla ya da limanıyla anlatılamaz.

Bu şehir aynı zamanda üretirdi.

Üstelik sadece tarım değil...

Kumaş üretirdi.

Keten üretirdi.

Peştemal üretirdi.

Keşan üretirdi.

Kendir ipliği üretirdi.

Bugün "Trabzon Bezi" olarak bildiğimiz dokumalar, yüzyıllar boyunca Karadeniz'in en önemli ticaret ürünlerinden biri oldu. Osmanlı kayıtlarında "Padişahın donu ile gömleği Trabzon dokumasından tedarik edilirdi" ifadesi boşuna yer almaz. Trabzon bezi, yalnızca yöresel bir ürün değil, imparatorluk çapında tanınan bir tekstildi.

Hikâye sandığımızdan çok daha eski

Trabzon'da dokumacılık sektörünün Osmanlı ile başlamadığını gayet iyi biliyoruz.
Yapılan araştırmalara göre, Doğu Karadeniz kıyılarında MÖ 5. yüzyıldan itibaren keten dokuma üretildiğini ve bu ürünlerin dış pazarlara gönderildiğini ortaya ço-ıkıyor. Bölgede yetiştirilen kendir liflerinden üretilen "ketan" ya da "Trabzon Bezi", yüzyıllarca hem halkın geçim kaynağı hem de önemli bir ihracat ürünü oldu.

Yani Trabzon'un tekstil hikâyesi, Türkiye Cumhuriyeti'nden değil, binlerce yıl öncesinden başlıyor.

Trabzon Bezi neden bu kadar değerliydi?

‘Trabzon Bezi’ni bugünkü sentetik kumaşlarla kıyaslamak mümkün değil.

Trabzon bezi; he rşeyden önce nefes alıyordu, yazın sıcağında serin tutuyordu, terletmiyordu ve en önemlisi uzun yıllar kullanılıyordu. Evet bu günlerde en çok aradığımız kumaş türüde bu değil mi?
Bugün "organik tekstil" diye pazarlanan birçok özelliği, Trabzon'un geleneksel dokumaları yüzlerce yıl önce taşıyordu. Üstelik üretim tamamen kadın emeğine dayanıyordu.

Nerede Üretilirdi?

Evlerin alt katlarında tabiki…

Buralarda kurulan ahşap tezgâhlarda günlerce süren çalışmalar sonucunda kumaşı elde ederlerdi. Üretilen kumaşlar Trabzon’da kullanıldıktan sonra nerelere giderdi, bilir misiniz?

Saraydan Paris'e uzanan yol

‘Trabzon keteni’ yalnızca Osmanlı'da değil, Avrupa'da bile marka idi.

Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Trabzon Keteninden övgüyle söz eder. Hatta IV. Murad'ın huzurunda yapılan bir tartışmada Trabzon bezinin üstünlüğünün dile getirildiği aktarılır. Daha da dikkat çekici olanı, Trabzon keten bezlerinin 1855 Paris Sergisi'nde ödül almasıdır. Bugün bu bilgi, Trabzon'da yaşayanların bile büyük bölümü tarafından bilinmiyor.

Peki sonra ne oldu?

Asıl soru bu.

Denizli havluyla dünya markası oldu.

Bursa ipekle özdeşleşti.

Gaziantep halısıyla büyüdü.

Peki Trabzon neden tekstilde aynı başarıyı sürdüremedi?

Buna verebileceğimiz bir cevap maalesef yok.

Dilimiz döndüğünce şöyle sıralayabilirim:

Sanayi devrimi kaçtı

El tezgâhları seri üretime dönüşemedi.

Fabrikalaşma gerçekleşmedi.

Trabzon'daki üretim ev tipi dokumacılık olarak kaldı.

Hammadde değişti

Eskiden bölgede yaygın yetiştirilen kendir zamanla üretimden çekildi.

Pamuk ipliği kullanılmaya başlandı.

Böylece Trabzon'un özgün üretim modeli de değişmeye başladı.

Limanın eski gücü azaldı

19.yüzyılda Trabzon Limanı Osmanlı'nın en hareketli ticaret merkezlerinden biriydi.

Ancak demiryolu yatırımlarının başka güzergâhlara kayması, Rusya'nın Kafkasya'daki yeni ticaret hatları ve Samsun Limanı'nın yükselişi Trabzon'un ticari üstünlüğünü zamanla zayıflattı.

Bir liman şehri ticaret gücünü kaybedince, dokuma da eski pazarlarını kaybetti.

Cumhuriyet döneminde başka bir yol seçildi

Ketenden-kumaştan istediği yere gelemeyen Trabzon ekonomisinde de değişim başladı. Ekonomimiz zamanla fındığa, çaya, balıkçılığa, hizmet sektörüne, inşaata yöneldi.

Evet tahmin ettiğiniz gibi dokumacılık ise yavaş yavaş kültürel mirasa dönüştü. Ama tamamen kaybolmadı Bugün Çarşıbaşı'nda hâlâ keşan dokuyan kadınlar var.

Şalpazarı'nda... Beşikdüzü'nde... Maçka'da...

Peştemal üreten ustaları hâlâ görüyoruz. Trabzon keşanı, coğrafi işaret tescili alarak yeniden değer kazandı. Özellikle Çarşıbaşı'nda kadınların ürettiği keşan; şal, çanta, gömlek ve hediyelik ürünlere dönüşerek turizm ekonomisinin önemli parçalarından biri haline geldi.

Ancak bu üretim, Denizli ya da Bursa ölçeğinde bir sanayiye dönüşebilmiş değil.

Asıl kayıp fabrika değil, marka oldu

Belki de Trabzon'un en büyük kaybı fabrikasız kalması değildi.

Markasız kalmasıydı.

Bugün "Denizli havlusu" dendiğinde herkes biliyor.

"Bursa ipeği" dendiğinde herkes tanıyor.

Peki "Trabzon Bezi" denildiğinde kaç kişi ne olduğunu anlatabiliyor?

Oysa tarih bunun tam tersini söylüyor.

Bir zamanlar Osmanlı'nın dört bir yanına gönderilen, sarayda kullanılan, Avrupa'da ödül alan bir kumaş bugün yalnızca birkaç tezde, birkaç müzede ve birkaç yaşlı ustanın hafızasında yaşam mücadelesi veriyor.

Yeni bir fırsat doğuyor mu?

Dünya artık seri üretimden çok hikâyesi olan ürünleri satın alıyor.

Coğrafi işaretli ürünler, El emeği, Doğal kumaşlar, Sürdürülebilir tekstil ve Yavaş moda...

Bunların tamamı, Trabzon'un yüzlerce yıl önce zaten sahip olduğu değerlerdi.

Belki de Trabzon'un geleceği, geçmişinde saklı.

Geçmişe Sadık Kalarak Yeniden Üretmek

Geçmişe ağıt yakmak bize göre değil.

Biz küllerinden yeniden doğan bir milletiz.

Trabzon denince bugün aklımıza futbol geliyor.

Oysa bir zamanlar bu şehrin en büyük transferi futbolcu değil, kumaştı.

Belki de artık şu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı geldi:

Denizli havlusuyla, Bursa ipeğiyle, Gaziantep halısıyla dünya pazarında yer bulabiliyorsa; Osmanlı sarayına kumaş gönderen, Paris'te ödül alan Trabzon bezi neden bugün uluslararası bir marka olamasın?

Belki cevap, geçmişi nostalji olarak anlatmak yerine onu yeniden ekonomik değere dönüştürebilmekte yatıyor.

Çünkü bazı şehirler maden çıkarır.

Bazıları sanayi üretir.

Trabzon ise yüzyıllar boyunca kültür dokudu. Belki de şimdi yeniden o tezgâhların sesini duyma zamanıdır.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }