Turizmde Kavga Değil, Birlik Zamanı

Sezonu yaklaşırken biz şehirde turizmi nasıl geliştirebiliriz diye turizmin paydaşlarından güzel haberler, çalışmalar beklerken bakıyorsunuz ki yine bir kavga, bir kıyamet. Siyasilerin başlattığı bölünme turizmciler arasında makasın giderek açılmasına sebep oluyor. Siyasetçiler toplantı yaparken turizmin paydaşlarını “sen şusun, sen busun” deyip ayırdıkları için turizmciler de aynı ayrımla yollarına devam ediyor.

Bunun son örneğini Çin’de düzenlenen fuarda gördük. Trabzon’dan giden kafilenin, Trabzon’daki çok önemli turizm paydaşlarına Çin konusunda bilgi vermedikleri öne sürülünce turizmin en önemli sivil toplum kuruluşlarından biri olan TÜRSAB tarafından art arda açıklamalar geldi. Turizmde TÜRSAB’ın yok sayılması tabii ki kabul edilebilir bir şey değil. Fakat işin kişiselleştirilmemesi gerekir. Bu konuda giden heyetle ilgili kişisel eleştiriler yerine kurumsal bir dil kullanılmalı ve bu işin başını mutlaka şehri yönetenler çekmeli. Bir birliktelik sağlanmalı.

“Sen Çin’e niye gittin?”, “Yarın sen İran’a niye gittin?”, “Öbürü Kazakistan’a niye gitti?”…
Bu tür tartışmalar ve kavgalar, görünen o ki eğer bir müdahale olmazsa devam edecek.

Biz geçen sene yaptığımız turizm toplantılarının devamında, geçen yaz yaşanan olumsuzlukların bu yaz yaşanmaması adına neler yaptık? Bir yıl boyunca sadece konuştuk mu? Yoksa şehrimizde önümüzdeki dönem turizm sezonunun daha iyi gelişmesi için atılan adımları bir yere not ettik mi?

Ne kadar rahatlayabileceğiz?

Trafik çilesi, fahiş fiyatlar, simsarlık, aracılık, komisyonculuk ve benzeri işlerde ne kadar yol aldık? Esnafa bir kimlik çıkarabildik mi? Bir internet sitesi, bir ihbar hattı oluşturabildik mi? Bazıları yapılmıştır belki ama şehir bilmiyor. Son dönemde özellikle direkt seferler konusunda yapılan çalışmaları takip ediyoruz; onun haricinde bir şeyler yapılıyor mu, yapılacak mı bilmiyoruz.

Biz Trabzon’da turizm için bir masada oturulup bir barış anlaşması imzalanmasını, silahların yere gömülmesini ve yeni sezona hep birlikte en güzel şekilde devam etmenin yolunun aranmasını sağlamalıyız.

Basın üzerinden birbirine hakaretvari sözler söylemek kimsenin haddine değildir. O koltukları siz kendi şahsi becerilerinizle kazanmadınız. Bu şehrin turizmcileri sizi o koltuklara oturttu; konuşun, kavga edin diye değil, bir şeyleri çözün diye.

Boş konuşmanın lüzumu yok. Konuştuğunuzun bir doluluğu olsun, bir yere varsın.

Bu şehir adına konuşulacaksa birlikte konuşalım.
Susulacaksa hep birlikte susalım.

Ama şehir kazansın.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }