Milli Eğitim Bakanı Dinçer, bakanlığının 2013 bütçesinin görüşmelerinde milletvekillerinin eleştiri ve sorularını yanıtladı. 2009'da tüm dünyada lise okullaşma oranının yüzde 88, 2011 yılında Türkiye'nin lise seviyesinde okullaşma oranının ise yüzde 67 olduğunu belirten Dinçer, 12 yıllık eğitimi zorunlu kılmak gerektiğini kaydetti. Türkiye'nin eğitim alanında doğru adım attığını söyleyen Dinçer, bu adımın kısa vadede 4, orta vadede 8, uzun vadede 12 yıl olmak üzere sonuçlarını alacaklarına inandığını ifade etti. "4+4+4" eğitim sistemiyle ikili eğitim uygulamasına yeniden dönüldüğü eleştirilerine cevap veren Dinçer, ikili eğitim uygulamasının 2008-2009 eğitim-öğretim döneminden bu yana düşüş gösterdiğini kaydetti. Dinçer, yeni yapılanmadan kaynaklanan 2 puanlık bir artış öngörüldüğünü söyledi.
"ÖĞRETMEYİ ESAS ALAN BİR UYGULAMAYI GERÇEKLEŞTİRİYORUZ"
Ana dilde eğitim konusuna ilişkin sorulara karşılık Dinçer, "Bir toplumun farklı dine, farklı ırka mensup vatandaşları o toplum için bana göre zenginliktir ve onların kendi yaşamını idame ettirmeleri ve o bakımdan destek görmeleri benim için önemlidir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye'de Bakanlığımızda yapılan sistemle bunu da pekiştiren uygulamalara adım attık. Özellikle seçimlik derslerle ilgili olarak biz hem bir tarafıyla çocukların ilgi ve tercihlerini karşılayan dersler koyarken, öbür taraftan da toplumun farklı kesimlerinin taleplerini de karşılayacak bir uygulamaya adım attık. Bu zenginliği pekiştiren bir uygulama olarak bunun kabul görmesi gerektiği kanaatindeyim. Bunu yaparken de toplumun hukuki düzenlemelerini de göz önünde bulundurduk" ifadelerini kullandı.
Türkiye'de şu anda toplumun farklı kesimlerinin ister dini, ister dil tercihleri konularında taleplerine bakıldığında öğretmeyi esas alan bir uygulamayı gerçekleştirildiklerini vurgulayan Bakan Dinçer, "Yani Türkiye'de farklı dillerin öğretildiği bir eğitim sistemini gerçekleştiriyoruz. Anayasadaki düzenlemelerden hareketle yeni bir politika uygulansa, biz ana dilde eğitim gibi konularda Meclis'in takdirine uygun bir şekilde Bakanlıkta gerekli uygulamaları yaparız.Onun dışında bizim bu konuda başka bir uygulama yapma şansımızın olmadığını belirtmek isterim" diye konuştu.
Bakan Dinçer, bilişim teknolojilerine bağımlılık konusunda çocuklara farkındalığı aşılayan eğitim programları düzenlendiğini belirterek, sağlıkta seçilmiş risk faktörleriyle ilgili 3.3 milyon avro bütçeli 2 yıllık bir AB projesini uygulamaya koyduklarını anlattı. Dinçer, gerek 66 aylık çocukların okula başlaması gerekse 12 yıllık eğitime başlanması nedeniyle okul sıkıntısı çekileceğine yönelik eleştirilere ilişkin olarak da geçen yıldan bugüne yaklaşık 22 bin 500 dersliği eğitime kazandırdıklarını ve yaptıkları hesaplamalara göre böyle bir sorun yaşanmayacağını kaydederek, "Hiçbir hesaplamada bir önceki yıldan daha kötü bir sonuç çıkmayacak" dedi.
"ÜCRETLİ ÖĞRETMEN SORUNUNU ÇÖZMEK ÜZEREYİZ"
Geçen yıl dönem başında 64 bin 600, dönem sonunda 54 bin civarında, bu sene de 12 bin civarında ücretli öğretmen istihdam edildiğini ifade eden Dinçer, "Ücretli öğretmen sorununu bu ülkede çözmek üzereyiz. Üstelik, bu yıl 21 tane farklı seçmelik ders koyduğumuz halde ücretli öğretmen sayısını bu kadar düşürmeyi başardık" diye konuştu.
"ŞUBAT AYINDA ATAMA YAPILMAYACAK"
Mevcut duruma göre çok ciddi oranda bir öğretmen açığı bulunmadığını belirten Dinçer, "Şubat ayında veya herhangi bir ayda öğretmen ataması yapılmayacak. Bakanlık olarak, dönemler arasında öğretmenlerin yer değiştirmelerine ve atamalarına izin verilmeyecek" diye konuştu. Dinçer, Anadolu liselerine ise bu sene Kasım ayının 15'ine kadar atama yapılacağını ifade etti.
Artuklu Üniversitesi'nde Kürtçe Yüksek Lisans Programı'na ilişkin YÖK'ün öğretim elemanına orantılı olarak kontenjan ayrıldığını söyleyen Dinçer, "O arkadaşlarımız da öngörülen kontenjanlarda öğretmenler yetiştirsinler, benim gelecek sene bu öğretmenlere ihtiyacım var" dedi.
Bakan Dinçer, Erciş'te deprem sonrası yeniden yaptırılan Atatürk İlköğretim Okulu'nun adının değiştirildiği iddiaları ilişkin, "İki bina var, birisi fiziki olarak daha büyük, kapasitesi de daha iyi. Siz olsanız Atatürk ismini hangisine verirsiniz" diye sordu. Dinçer, iki okul arasındaki mesafenin 500 metre olduğuna dikkat çekerek, fiziki şartları daha iyi olan diğer okula Atatürk adının verildiğini kaydetti.
Dinçer'in konuşmasının ardından Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2013 bütçesi oylanarak, kabul edildi.