Terminalin önünde bir ağaç, ağacın gölgesinde ben ve uzayıp giden yollar.
Bozkırı görünce bir türkü gelir aklıma.
Daha senden gayrı aşık mı yoktur.
Nedir bu telaşın vay deli gönül.
Ve otobüs korna çalar, yolculamaya gelenin varsa el sallasın sana diye.
Kar yüklü yağmur yüklü, kalbim gibi, keder yüklü bir otobüski durmaksızın geçer.
O böyle bir akşam böyle bir otobüse bineceğini düşler!
Ben böyle bir akşam böyle bir otobüsten ineceğim.
Birlikte avunuruz, geçer gideriz işte.
Muavinden özel ses tonuyla otobüsümüz yarım saat çay ,çorba ,ihtiyaç molası verecektir, dinlenme tesislerine hoş geldiniz, çaylarınız şirketimize aittir anonsu.
Dışarıda buz gibi hava.
Buğu yapmış otobüs camı.
Hafif ıslak zemin.
Yaz kış ince giyinen sabit orada duran otobusü yıkayan çizmeli ağabet ve hortumu.
Uyusam mı, tuvalete gitsem mi gitmesemmi şüphesi.
Otobüsün arkasına geçenlerde yanlış otobüse biner miyim korkusu ve otobüse biner binmez bir dahaki molaya kadar başlayan kabus dolu saatler.
İhtiyaç molasında dışarda yakılmayan sigaralar nedense otobüs hareket edince yakılmaya başlar,
Otobüsün içini bir sis dumanı gibi sigara dumanı kaplar, göz gözü görmez, herkes sineye çeker uyumaya çalışılsada, uyumak ne mümkün her tarafı kaplayan sigara dumanında.
Herkes gibi bizde yıllarca şehirler arası otobüslerle yolculuk yapmışızdır.
Akçaabat'lılar genelde Kanberoğlundan başka otobüse,
Trabzon'da yaşayanlarda Ulusoy dan başka otobüse binmezdi.
Her ikiside hemşeri firmalarımızdı.
Yıllarca bu yolların ve bizlerin kahrını çok çekmişlerdir.
Bir kişilik bilet alırsın üç kişilik bagaj yeri işgal edersin.
O zamanlar taşımacılık yolcu taşımacılığı gibi gözüksede,
bir kişinin neredeyse bir ev eşyası kadar bagaj getirdiğini mecburen otobüsün bagajında bir yere yerleştirildiğini de unutmamak lazım.
Terminalden yola çıkılan otobüsün ilk önemli geçitleri, bitmek bilmeyen yılan gibi kıvrılan Armenik dağı ve sisin dumanın eksik olmadığı,
Bolaman geçitidir ki, dağlar ve geçitler geçilip bitene kadar dualarımız dilimizden eksik olmazdı.
Uzun ve meşakkatli bir yolculuktu,
Trabzon İstanbul yolculuğu !!!
Eskiden 22 saat de gidilen yollar şimdilerde 15 saatte gidilebiliyorsa, yapılan oto yolların, tünellerin ve son teknolojiyle donatılmış
yeni otobüslerinde hakkını yememek lazım.
Saatler sürsede, her molada yeni tanıştığımız yolculuk arkadaşlarıyla sanki yıllarca tanışıyor gibi sohbet etsekte, yinede güzeldi otobüs yolculukları.
Yıllarca bizlere hizmet eden, Ulusoy firmasını uluslararası bir marka yapan Sn.Ali Osman Ulusoy'a,Kanberoğlu firması kurucularından vefat edenlere ve uzun yolların çilesini yıllarca çeken otobüs kaptanlığı mesleğinde efsaneleşmiş, yakın zamanda kaybetmiş olduğumuz mahallemizin ağabeylerinden Afacan Yılmaz ağabeyimize de Allah'tan rahmetler diliyorum.
Kalın sağlıcakla..