VARLIKLARIYLA YOKLUK ÇEKEN TRABZON

Trabzon'un 18 ilçesiyle 708 mahallesinin yaklaşık %60'ında genellikle kırsal kesimde önemli ölçüde de olmasa bile bitkisel ve hayvansal üretimle insanlar geçimlerini zor şartlarda sürdürmektedirler.

Ancak eski yıllara göre şehirlere göç haraketi daha yoğunlaştığından kırsal kesimde yılın tamamında mahallelerde oturan nüfusta önemli azalma olmuştur.

Nüfusun çok büyük bir kısmı kent merkezlerinde yaşamakta olup, yazın fındık ve çay hasatı için mahallelerdeki nüfus geçici olarak (Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül) artmakta kış mevsimi boyunca da yine geldikleri kentlere dönmektedirler.

Durum böyle olunca da insanlar yıllarını vererek kazandıkları üretim kültüründen koparken, işlenmeyen tarım alanlarıda elden çıkmakta ve üretim yapılacak alanlarda her geçen gün azalmaktadır.

Yani her yeni doğan çocuk için 400 metrekare toprağa ihtiyaç varken bizde var olanların göz göre göre elden çıkarılması geleceğimiz açısından çok ciddi bir risk oluşturmaktadır.

Bu şekilde tarımdan kopuş öyle hızlanmış ki eskiden bölge illerinin sebze ve hayvansal gıda gereksinimini karşılayan ilimiz, bugün tamamen il dışı üretimlere ihtiyaç duyar hale gelmiştir.

Artık kırsalda meydana gelen her türlü gıda ihtiyacı her köşe başında kurulan ve sayısı belli olmayan marketlerce karşılanmaktadır.

Bu husus insanları geleceğe bırakmakla yükümlü oldukları üretim kültürü ve öğretisindende sürekli uzaklaşır bir manzaraya sürüklemektedir.

Halbuki bizim gelenek ve göreneklerimizde bu iki kavramın vazgeçilmez olduğu ve ataerkil yapımıza has olmakla birlikte ortaya iyi gidişe yönelik bir modernite konulamamaktadır.

Bu nedenle de hayatı tarımla uğraşmakla geçmiş insanlar dahi, çocuklarına tarımla uğraşmayı önermedikleri ve bu anlamda motive etmedikleri için kırsalda tarım marjinalleşmiş ve iştigal eden nüfusta yaşlandığı gibi arkadan bu faaliyeti yürütecek genç jenerasyon gelmemektedir.

İş sadece bu kadarla kalmamış kırsalda kurulan tarımsal amaçlı kooperatiflerin %95'i kapanmış ayrıca da ilin tarımsal varlıklarının tamamı satılmış, ürünlere yeterli fiyatlarda verilmeyerek, tabiri caizse tarım sektörü bilinçli bir şekilde çökertilmiştir.

Yani Trabzon bünyesindeki varlıklar bu şekilde plansızlıklar yüzünden yok olup gitmekte ve en azından üreticiyi kırsalda tutmak için yeni yeni planlarla kırsalı kalkındırmaya yönelik projelerde geliştirilip, yaygınlaştırılamamaktır.

Yani üretimin temel katalizörü olan kırsal kontrol edilememekte haliyle insanlar kendi yönlerini kendileri belirlemek zorunda kalıncada kırsal boşanıp, kent kırsal ilişkisi kentlerin nefes alamaz olmasına dönüşmektedir.

Burada temel kriter kendi toprağında karnı doymayan nüfusun sorunlarının çözülememesidir.

Halbuki ilimiz toprak, iklim ve insan kaynakları bakımından her yönlü yatırımın yapılması için elverişli insanları çalışkan ve mücadeleci olup, sosyal açılımlarada tamamen yatkın olduğu halde, yıllarca bir kamu kurumuyla muhatap olmayan bu insanlar da belli bir yere kadar zor şartlara dayanmakta ve sonuçta göç etmeye karar vererek risk almaktadır.

Zira göç edenlerin geride bıraktıkları tüm kazanımlar zamanla heba olmaktadır.

Onun için toplumun en fazla gereksinim duyduğu üretim olup, bunun devam etmesini sağlayacak olanda üretilen ürüne tatmin edici fiyatı vererek insanları doğduğu topraklarda yaşama sevincine ve hayata bağlamak devletin birinci görevidir.

Ancak devlet bunu ve daha fazlasını yapmak yerine, kırsalda vatandaşın ayağının dibinde olan; Sağlık Ocağı, Sağlık Evi, PTT, Ziraat Bankası Şubesi, Belde Belediyesi, Güvenlik Birimi gibi daha birçok kurumu kapatarak insanlar en küçük bir ihtiyaçları için kentlere gitmek zorunda bırakılmışlardır.

Durum böyle olunca da aileler kendileri ve çocuklarının geleceğini temin etmek için kontrol altında olmadıklarını görünce çıkar yol olarak göç olgusuna sarılmaktadırlar.

Gittikleri yerlerde kendilerini zor şartlar beklesede artık geri dönmek ayrı bir sorun olmakta ve bunun acısıyla gazabınıda çeke çeke yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar.

Aslında Trabzon'da yer altı ve yer üstü zenginliği olarak, kömür, doğalgaz, petrol, rüzgar enerjisi, jeotermal sahalar, biyo kütle ve biyolojik çeşitlilik gibi zenginlikler bulunmamaktadır.

Ancak ilimizde ,demir, bakır ,çinko, manganez ve altın madeni gibi yeraltı rezervleri bol miktarda bulunmakta onun içindir ki Trabzon'un geneli 0/0 80 oranında dörtüncü sınıf maden ruhsatıyla ruhsatlandırılmış ancak bu ruhsatların kimlere verildiği bilinmemekte ve Trabzonlulardan gizlenmektedir.

Bu hususlar hiçbir sosyal oluşum tarafından gündeme getirilmemekte ve insanların dikkati pirimitif olaylara yönlendirilmeye çalışılmaktadır.

Turizm açısından bakıldığında en başında denize sırtını dönmüş bir Trabzon'u görmek çok üzücü olmasına karşın maalesef yöneticilerin dertlenmemesi de ayrı bir garipliktir.

Turizmin çeşitlendirilmemiş olması bir yana; birçok otel, milli park ,tabiat parkları, mesire yerleri, güzel akarsuları, doğası bozulmamış dağları ,yayla şenlikleri ve platoları, maden suları (16 ilçede) safari turizmi için geniş güzergahlar yanında ulaşım, erişim ve az da olsa leziz yemekleri, deniz, havaalanı, üniversiteleri, harika vadileri ve tarihi eserleri gibi kullanılacak çok varlık varken, tam anlamıyla tanıtılmadığı için yeteri kadar turist ilimize çekilememektedir.

Üniversitelerimizin topluma açılmayışı ve kendilerini kampüslere kilitlediklerinden dolayı toplumsal karşılık oluşturamadıkları için de varlıkları gereği gibi hissetilmemektedir.

Bütün bunların yanında kültürel folklor ve mahalli ezgiler açısından zengin olan ilimizi yönetenler tarihden gelen bu mirası da etkin bir şekilde kullanmakta çok zayıf kaldıkları için
bu hususun ihmal edilmeside ayrı bir sorun yaratmaktadır.

Sorun kurumların koordinasyonsuzlukları ve varlıklar üzerinden bir planlama yapılmayışında yatmaktadır.

Sadece yeraltı zenginliklerimiz kullanılsa gelişmişliğimiz 3.derece değil 1.derece olur ve insanlarımızın yaşam kalitesi artar.

Onun için Trabzon'u idare edenler sorunları çözmek için tez elden kolları sıvayarak, toplumun tüm bileşenleriyle sorunlar pratiğe indirgenecek şekilde öncelik sırası belirlenip, faliyete geçilmelidir ki güzel ilimiz ve insanlarımız varlık içinde yokluk çekmekten kurtulsun..

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }