YANLIŞIN NERESİNDEN DÖNERSEN KÂR…

Ülke gündemi malum…

Bir APP plaka furyasıdır gidiyor.

Çarşıda pazarda, sokakta, sosyal medyada nereye baksanız aynı konu…

Herkesin dilinde aynı mesele…

Hangi plaka değişecek?

Yetkili kurumlarca basılan plakalara ceza var mı, yok mu?

Herkes bu soruya cevap arıyor.

Bununla birlikte, daha doğrusu uygulanacağı söylenen ceza tarifesinin büyüklüğünden mütevellit, vatandaşın bir elinde pide, diğer elinde plaka ve evrakla Cemiyetlerin önünde oluşturduğu yoğun kuyruklar var.

Ortaya çıkan fotoğrafa bakınca insan ister istemez gülümsüyor ama işin aslı pek de gülünecek gibi değil.

Zira mesele yalnızca plaka değil.

Milyonlarca aracı ilgilendiren bir düzenlemenin nasıl uygulamaya konulduğu meselesi var.

Nitekim plaka değişim işlemleri sırasında yaşanan yoğunluk ve oluşan kuyruklar nedeniyle denetimlerin 1 Nisan 2026 tarihine kadar bilgilendirme ve rehberlik şeklinde yapılacağı ifade ediliyor.

Ayrıca 27 Şubat’tan itibaren kesilen APP plaka cezalarının iptal edileceği de dillendiriliyor.

Bununla birlikte Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) tarafından basılmış ve mühürlenmiş plakaların, kanunda belirtilen standartların dışında olsa dahi cezai işleme konu edilmeyeceği konuşuluyor.

Şimdi efendiler…

Tüm bunların yaşanmasına sebep olanlara sormak lazım…

Madem böyle bir geçiş süreci uygulanacaktı, o halde baştan neden daha planlı bir yöntem tercih edilmedi?

Halbuki daha en baştan vatandaşların Emniyet Müdürlüğü’nün ilgili birimlerine randevu sistemiyle başvurması sağlanabilir, bunu takiben mevzuata aykırı olduğu belirtilen plakalar çok cüzi bir bedelle yetkili kurumlarca yeniden basılarak araç sahiplerinin adreslerine gönderilebilirdi.

Milyonlarca aracı ilgilendiren böyle bir düzenleme için en az altı aylık bir süre tanınması da son derece makul olurdu.

Uyuşturucu ticareti, göçmen kaçakçılığı ve terör gibi suçlarla mücadele kapsamında plaka standartlarının korunmasının önemli olduğu ortadayken, devletin bu konuda hassasiyet göstermesini elbette anlıyoruz.

Ancak devlet aklının “Yaptık oldu” Mantığından ziyade planlı ve vatandaşın hayatını kolaylaştıracak şekilde varlığını ortaya koyması gerekirdi.

Öte yandan yeni düzenleme ile ilgili şunu da söylemeden geçemeyeceğim.

Güçlendirilmiş ses sistemiyle ortalığı inletmek…

Abartı egzozla mahalleyi savaş alanına çevirmek…

Aracını trafik ve yaya güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde modifiye etmek…

Bunlara yönelik cezaların artırılmasını son derece doğru buluyorum.

Zira bilhassa Trabzon’da bu durum gerçekten zıvanadan çıkmış durumdaydı.

DOĞRULAR HER ZAMAN GÜRÜLTÜLÜDÜR

İnsanın ağzından çıkan sözün değeri çoğu zaman ardından kopan gürültüden anlaşılır.

Ortalık sessizse, söylenen söz genellikle kimsenin canını yakmamış demektir.

Ama biri çıkar, doğru bildiğini açıkça dile getirir, işte o vakit karşı hamleler başlar.

Çünkü doğru söz, eğri olanların düzenlerini her zaman rahatsız eder.

Hülasa.

“Ardından kırk it havlamayan kurt, bozkurt sayılmaz.” Sözü boşuna söylenmemiştir yani.

Zira bozkurt dediğin varlık, sürünün alıştığı düzeni bozar, sessizliği dağıtır.

Bu işler siyasette de böyledir, basında da.

Mahallede de böyledir, iş hayatında da.

Sözün doğrusu yanlışı teğet geçmez, birileri mutlaka huzursuz olur.

Bunun karşılığında kimi alay eder, kimi durumu çarpıtır, kimi de konuşanı çeşitli kanallarla susturmaya çalışır.

Oysa gelen hamlelerin çokluğu sözün ne kadar yanlışa değdiğinin açık işaretidir.

Hasılı.

Havlamalar arttıkça bozkurtun silueti daha net…

Gürültü çoğaldıkça sözün ağırlığı daha iyi anlaşılır.

Varsın sınırlar kaldırılıp havlamalar tercih edilsin.

Bozkurt dediğin zaten çizgisinden sapmadan yoluna devam edendir.

★ ★ ★

Yazmak iyi gelir.

Bana;

“apektas6161@gmail.com” adresinden ulaşabilirsiniz.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }