Yaşayamadıklarımızın Bedeli

''Bizi yaşayabilecekken, yaşayamadıklarımız bitirdi. Yoksa elimizde değilken, hayal ettiklerimiz değil.''

Son üç haftanın özeti bu cümle olsa gerek. Elimizden kayıp giden fırsatların kazandıracakları hayal ürünü değildi. Yapabilirdik. Ama kısa ve uzun vadede yaptığımız hatalar taraftarda büyük bir hayal kırıklığı yarattı.

Yıkıcı olmadan eksikleri nasıl söylerim bilmiyorum. Zira eleştiri, bizim toplumda her zaman doğru yere konmuyor. Ancak lafı eğip bükmeden söylemem gereken şu; oyuncu gurubu, teknik ekip ve yönetim bu sürecin muhasebesini doğru yapmak zorundadır.

Mesaj Veren Transferler, Mesaj Vermeyenler

2021-2022 Şampiyonluk sezonun devre arası transfer takviminde Trabzonspor, Edin Visca'yı kadrosuna katarak ''Ben şampiyonluğu istiyorum!'' mesajını açık şekilde vermişti. Puan tablosunda 2. olarak girdiğimiz bu yılın kış ayı transfer döneminde yönetimin aldığı aksiyonların verdiği mesaj ise hepinizin taktirindedir.

Güçlenmek bir yana zayıflayarak çıktığımız bu süreç ligin ikinci yarısında elimizi kolumuzu bağladı. Yapılmayan kanat transferinin laneti, bir kabus gibi peşimizi bırakmadı.

Sezonu nerdeyse 13 oyuncu ile tamamlamak zorunda kaldık. Fatih Tekke'nin 5 oyuncu değişikliği yaptığı/yapabildiği son maçı hatırlamıyorum. Fatih Hoca’nın kadro içinde alternatif oluşturma çabasının da eksik olduğunu vurgulamakta fayda var.

Transferde %100 başarılı olmak mümkün değildir. Yapılan transferlerde kabul edilebilir seviyenin üzerinde başarılı olduğumuzu söyleyebiliriz, fakat Mathias Lövik ile sanırım olmayacak. Bunu söyleten sadece Konyaspor maçı performansı değil.

Pragmatizm ile Kısırlık Arasında

Fatih Tekke ve ekibi, en görünür olmaları sebebiyle eleştirilerin merkezinde. Progmatik/faydacı/gerçekçi olmak ile kısır futbol oynamak arasında gidip geliyor. Bu eleştiri, sadece son maça ait değil.
İki gün önce 120 dakika oynamış, uzun deplasman yolculukları yapmış ve sınırlı kadroyla sahaya çıkmış bir takımın fiziksel düşüşü anlaşılabilir. Ama yine de insan
Hücumda ikinci bir plan, alternatif bir yol bekliyor.

Asıl Kırılma: Zihinsel Limit

Açıkçası, beni dün akşam özelinde en çok üzen şey oyuncuların saha içindeki görüntüsü oldu. Yapacağım şey Florentino Perez'e nazire yaparcasına: ''Onana, Nwaiwu, Pina siz çıkın oğlum olacaklara şahit olmayın!'' demek olurdu.

Maçın ilk yarısında mücadele etmeyen ve teslim olmuş görüntüyü; nasıl olsa bizim bir mazeretimiz var, düşüncesinin sebep olduğunu düşünüyorum.

Buna bilimsel olarak Algılanan efor (perceived effort) deniyor. İnsanlar genelde fiziksel limitten önce, “çok zor geliyor” hissine göre bırakır. Bir mazeret ortaya çıktığında (örneğin “2 gün önce 120 dakika oynadık”, “bilerek bizi fikstürle eziyorlar”), beyin bu hissi yeniden yorumlar: “Devam etmek için sebep yok” ve bırakmak kolaylaşır.

Sezon başından beri genç ve kırılgan bir kadromuz var derken, biraz da bunu anlatmaya çalışıyorduk.

Kalan haftalarda Şampiyonlar Ligi mücadelesi devam edecek ve önümüzdeki yılın yapılanmasında önemli ölçüde belirleyici olacak. Temennim, camia olarak bu süreçten ders çıkarmış olmamızdır.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }