Merhaba, Trabzonspor’un hukuk mücadelesinde, mahkemelerde, savcılıklarda 7 düvele karşı savaşan, parasını, emeğini kaybeden, ailesini, çocuklarını ihmal eden ve asla hiç yılmayan hukukçularımız; Atilla Dilaver, Nusret Yılmaz, Hakan Orhan ve Erdem Egemen…
Merhaba, onurlu, gururlu duruşuyla dünyaya adalet dersi veren, 4 bin yıllık tarihin köklerinden gelen bir kentin adam gibi adamları…
Merhaba, 3 Temmuz’dan bu yana Taksim’de, Trabzon Meydan’da, Bursa’da, Antalya’da, Ankara’da, Rize’de, Giresun’da, “Şike ahlaksızlıktır, şike şerefsizliktir” diyen Temiz Futbol sevdalıları…
Merhaba, 3 Temmuz’dan bu yana “şikeyi unutturmayacağız, adalet için mücadele edeceğiz” diyerek yola çıkıp Nyon’da, Zürih’te, Brüksel’de, Almanya’da eylem yapan ahlaklı Trabzonsporlular.
Merhaba, 3 Temmuz’dan bu yana UEFA’yı, FIFA’yı adaletin yerini bulması için mail, faks, telefon yağmuruna tutan Trabzonspor’un yılmaz bekçileri, savunucuları…
Merhaba, 3 Temmuz’dan bu yana Trabzonspor’un çalınan hakkı için İstinye’deki Türkiye Futbol Federasyonu yürüyen onlar, yüzler, binler, onbinler…
Merhaba, “Adalet Hırsızları Kalkındırmaz” pankartını açarak, sisteme meydan okuyan Trabzonspor’un cesur taraftarları…
Merhaba, şikeyi unutturmamak için Times gazetesine, Brüksel’deki dergiye, Almanya’daki gazetelere haber yaptıran, İsviçre’deki gazeteye, “Türkiye’de futbol kirlidir” ilanı verenler…
Merhaba, yaptığı panellerle Fenerbahçe’yi rahatsız edenler… Declan Hill gibi “şikesavar” bir insanı Trabzon’a getirterek, dünyayı şaşkına çevirenler…
Merhaba, 3 Temmuz’dan sonra kişilerle kurumları ayırıp, şikeyi sahaya yansıtmayarak Fenerbahçe’yi ve diğer küçük ortaklarını kurtaran siyaset, TFF, PFDK, Etik Kurulu, Tahkim, Kulüpler Birliği…
Merhaba, 3 Temmuz’dan sonra, “biz bu işi kapattık, bitti, bundan sonra bir şey olmaz” diyerek kendilerini, taraftarlarını ve yandaşlarını kandırıp; adalet mücadelesini daha da hırslandıranlar…
Merhaba, Kazım Koyuncu, Mehmet Dalman… Merhaba, şampiyonluğa gittiğimiz 2010-2011 sezonunda şikeli Eskişehir maçından sonra “yine şampiyon olamadık” diyerek kalp krizi geçirip hayatını kaybeden Mustafa Çelik.
Merhaba 28 yıllık şampiyonluk macerasında bu uğurda hayatını kaybeden 19 temiz yürekli insanımız…
Merhaba, Sadri Şener… Merhaba, Şenol Güneş…
Merhaba, 2010-2011 sezonunun tertemiz 82 puanıyla şampiyon olan kadromuz ve bu yolda emeği geçen herkes…
Merhaba, 2010-2011 Şampiyonu Trabzonspor…
Merhaba UEFA… Merhaba Platini… Merhaba İnfantino…
Merhaba küresel adalet!
Size de “geçmiş olsun”, 3 Temmuz’dan sonra yüzümüze bakıp “yavşak yavşak” gülenler…
Artık ‘devran’ döndü… ‘Adalet Kervan’ı yola çıktı…
Hiçbir şey yanınıza kar olarak kalmayacak… “Üzdüğünüz kadar üzüleceksiniz…” “Çektirdiğiniz kadar, çekeceksiniz…”
İki yıldır sürdürülen adalet mücadelesini hafife alıp, alay ettikleriniz ve “Hamsi kafalılar” dedikleriniz bu yolda galip gelecek, geliyor.
Görüyorsunuz değil mi? Adalet öyle geniş bir hazinedir ki, parayla yapmaya çalıştığınızın karşısında, sokaklardaki bir avuç kalabalık, sosyal medyadaki bir avuç mücadelesever sizi yendi.
Lobi yapmadı… Satın almaya çalışmadı… Siyaseti, TFF’yi arkasına almadı… Tek bir şeye inandı; adalete… Hakkaniyete… Ve başardı.
Şimdi sıra onlarda… Sanmayın ki o kupa Trabzon’a geldiğinde her şey bitecek. Bitmeyecek… Futbol, sizin gibi kirli insanlardan temizleninceye, şike yapanlar küme düşürülünceye kadar mücadele devam edecek!
Biz bitmedik. Ama siz biteceksiniz. İşte o gün, bizim bayramımızdır…
Hadi selametle!!!