“Anneler Günü’nün Doğuşu: Bir Sevginin Mücadeleye Dönüşen Hikâyesi” başlıklı konuşmasında Demircioğlu, bu özel günün yalnızca bir kutlama olmadığını; bir evladın annesine duyduğu derin özlemden doğan tarihsel bir anlam taşıdığını vurguladı. Anna Jarvis’in annesinin hatırasını yaşatma mücadelesiyle başlayan sürecin, zamanla tüm dünyaya yayıldığını ifade eden Demircioğlu, Anneler Günü’nün özünde sevgi, minnet ve hatırlama olduğunu hatırlattı.
Konuşmasında Türk kadınının tarihsel serüvenine de geniş yer veren Demircioğlu, Selçuklu’dan Osmanlı’ya, oradan Cumhuriyet’e uzanan süreçte kadınların toplumun her alanında aktif rol üstlendiğini belirtti. Selçuklu’da vakıf kuran, eser yaptıran; Osmanlı’da hukuki ve ekonomik haklara sahip olan kadınların, Batı’daki hemcinslerine kıyasla çok daha erken dönemlerde güçlü bir konumda yer aldığını ifade etti.
Cumhuriyet ile birlikte kadınların kazandığı haklara da dikkat çeken Demircioğlu, özellikle eğitim, çalışma hayatı ve siyasal haklar alanındaki kazanımların Türk kadınının toplumsal konumunu köklü biçimde değiştirdiğini dile getirdi. Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde gerçekleştirilen reformların, kadınların eşit bireyler olarak toplumda yer almasının önünü açtığını vurguladı.
Konuşmada ayrıca, tarihte “ilk”leri başararak yol açan öncü kadınlara da dikkat çekildi. Türkiye’nin ilk kadın doktoru olarak bilinen Zaruhi Serope Kavalcıyan ve ilk Türk kadın doktor Hatice Safiye Ali’nin azim dolu mücadelesi; gökyüzüne meydan okuyan Bedriye Tahir Gökmen ile dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’in cesareti; yerel yönetimlerde öncü olan Şadiye Ardahan, Müfide İlhan ve Leyla Atakan’ın kararlılığı; edebiyat alanında çığır açan Zafer Hanım ve Fatma Aliye Hanım’ın kalemiyle verdiği mücadele dinleyicilere ilham verdi. Bu isimler, yalnızca kendi başarılarıyla değil, kendilerinden sonra gelen kadınlara açtıkları yollarla da tarihe yön veren güçlü birer simge olarak anıldı.
Sunumun en etkileyici bölümlerinden biri ise, Türk kadınının fedakârlığını simgeleyen tarihi şahsiyetlerin anlatıldığı kısımdı. Nene Hatun’un vatan uğruna gösterdiği eşsiz cesaret, salonda duygusal anlar yaşattı. Demircioğlu, Türk annesinin yalnızca evladını büyüten değil, gerektiğinde vatanı için mücadele eden bir kahraman olduğunu güçlü ifadelerle dile getirdi.
Etkinlik, katılımcılardan büyük beğeni toplarken, Zifin Kadın Derneği’nin bu anlamlı organizasyonu, Anneler Günü’nün ruhuna yakışır bir farkındalık oluşturdu. Program sonunda Demircioğlu’nun verdiği mesaj ise oldukça netti:
“Türk milletinin kadınları asla yarım kalmış bir hikâye yazmaz! Ya destan yazar… Ya da destan olur!”