Ama sakinliğin altında mesajı derindi. Başkan satır arasında kulübün yeni dönem stratejisini öyle bir çizdi ki, aslında hem camiaya hem de futbol piyasasına açık bir uyarı gönderdi.
Doğan’ın en çarpıcı sözleri, “Trabzonspor kimsenin nazını çekmez” vurgusuydu.
Son dönemde neredeyse moda hâline gelen bir söylem var: “Oyuncu Trabzon’a gelmek istemiyor…”
İşte Başkan bu bahane zincirine noktayı koydu. Oyuncu gelecekse kalbiyle, yüzü gülerek gelecek. Onuachu’nun Trabzon’a gelişinde ailesiyle birlikte sergilediği mutluluk, Onana’nın sempatik halleri bu işin en net örneği.
Başkan, “Kalbi Trabzon’da olmayan oyuncuyu ne alırım ne de tutarım” derken aslında şunu söyledi: Parayla ikna edilen değil, aidiyet hisseden oyuncu lazım!
Teknik Direktör Tekke ile birlikte rota değişti, genç oyunculara yönelindi. Bunun nedeni sadece ekonomik sıkıntılar değil; aynı zamanda şehrin ve kulübün ruhunu hissetmeyecek isimlerle vakit kaybetmeme kararlılığı.
Bakın, son transfer döneminde adı geçen birçok “A kalite” futbolcu masadan kalktı. Kimi şehri küçümsedi, kimi kafasında tereddütler yaşadı. Ama Trabzonspor yönetimi bu defa risk almadı. Gelen isimlerin hepsi – Muçi, Onana, Onuachu, Oulai, Felipe, Benjamin – önce şehri gördü, ailesiyle geldi, Trabzon’u soludu.
Bu tercih şimdilik doğru çıkmış gibi görünüyor. Zira kulüp içinde sorun çıkaran bir oyuncu yok. Sahada alınan verim, dışarıda ailelerin memnuniyeti ortada. Yani “Güler yüzle gelen, sorun çıkarmadan oynayan” modeli şimdilik işliyor.
Aslında mesaj açık ve net:
Trabzonspor artık birilerinin gözünde “ikinci seçenek” olmayacak.
Trabzon’a gelen oyuncu, gönülden gelecek.
Bu yaklaşım camiaya da piyasaya da verilen güçlü bir mesaj:
Naz değil, aidiyet. Parlatılmak değil, mücadele. Trabzonspor’un yeni transfer felsefesi budur!





