Turkiye'nin ilk kadin pilotu olan Sabiha Gökçen'i hepimiz biliriz.
O bizim icin önemli bir isimdir.

Ama gelin görün ki,
Sabiha Gökçen içinde çok önemli bir isim vardır.

Gökçen, onun için diyor ki Hocam, Savmi Uçan,
Devrinin Turkiye'sinin değil dünyanın en ünlü tayyarecisiydi.

Sabiha Gökçen'in bile hayran olduğu, dünyanın en ünlü tayyarecisiydi diyerek övdüğü, göklere çıkardığı Savmi Uçan kimdi acaba?

Hiç merak ettiniz mi.!!

Savmi Uçan'ın hayat hikâyesini okurken, bir insanın kısa ömrü içine
(68 yıl) bu derece üstün başarıları nasıl sığdırabildiğine hayret edeceksiniz.

Hic şüphesiz ki,
bu ancak ender yeteneklere sahip insanlara ait bir özelliktir.

Meslek aşkı, özverililik, yılmak bilmemek,

fakat bunların yanında dürüst, yüzde yüz vatanseverlik.

Gurur, ihtiras gibi insanoğlunun kaçamadığı kusurların bir tanesine ilgi göstermemek, elbette ki bir insanüstü yeteneğin anlatımı olabilir.

Trabzon'lu
Hemşerimiz rahmetli
Savmi Uçan'ın kişiliğinde bütün bu özellikleri fazlasıyla bulmaktayız.

Savmi Uçan bey'e
"Uçan" soyadını Türk havacılık tarihine verdiği katkılardan dolayı bizzat Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından verilmiştir.

Savmi Uçan, ögrencisi ve ulusal tarihimizde adı ile daima gurur duyacağımız Sabiha Gökçe'nin dediği gibi Türkiye'nin değil, yaşadığı yıllarda dünyanın en ünlü tayyarecisiydi.

Savmi Uçan'ın üstün başarıları yalniz bu yönüyle değildir.

O, ayni zamanda ilk deniz tayyarecisi idi.

(Denizle içiçe olan Trabzon'daki mahallesinde doğması nedeniyle denizciliğe doğuştan ayrı bir merakı vardı.)

Bahriye topçusu idi, gemi kaptanı idi, şefti, müdürdü ve bütün bu ayrı, ayrı mesleklerde daima bir numaraydı.

1885' Trabzon'da doğan Savmi Uçan ilk ve orta tahsilinden sonra
Bahriye Mektebine girer ve yirmi yaşında 1905'te kaptan olarak mezun olur.

1910'da Türk Donanmasındaki İngiliz Talim Heyetinden birinci sınıf topçuluk diploması alır.

Amerikan Curtiss firmasindan alinan ilk deniz tayyaremiz 1913 Haziran ortasında Floryada uçurulduğu zaman, Amerikalı pilotun yanında Yüzbaşı Savmi de vardır. Havacılığa ve denizciliğe olan tutkusu yaşamı boyunca hiç bitmez.

Motor tamirhanesinde motorculuğu iyice ögrendikten sonra,

Yesilköy Tayyare Mektebine girer ve 1914'te havacılığımızın ilk pilotlarindan biri olur.

Aynı yıl Nieuport deniz tayyaresi ile Çanakkale cephesinde harbe katılır.

Savmi Bey, İstanbul'un işgali üzerine, 1920 yılı Nisan ayının ikinci günü üç tayyareci subayı yanına alır ve yola çıkar. Üsküdar'dan yaya olarak Bilecik'e oradan da Ankara'ya ulaşır ve Mustafa Kemalin emrine girer.

Mustafa Kemal bu vefakâr, cesur Türk pilotlarını sevinçle karşılar.

Savmi Bey ve diğerlerini, bozuk tayyareleri faaliyete geçirmeleri için Konya'ya gönderir.

Fakat burada başına talihsiz bir kaza gelir.

Tamir ettiği tayyarenin motor tecrübesini yapmak üzere pervaneyi çevirdiği sırada motor, makinist hatası yüzünden ani olarak çalışır ve dönen pervanenin vuruşu ile bir koluyla bir bacağı kırılır.

Tedaviden sonra bir müddet uçamayacağından Trabzon'daki Deniz Komutanlığı emrine gönderilir.

Ancak çalışkanlığıyla tanınan Savmi Bey boş duramaz ve Trabzon limanında bulunan
Gazel vapuru ile Rusların Tuaps limanına giderek buradan cephane ve altın getirir.

Savmi Bey, 1921'de Amasra'da bir deniz tayyare istasyonu tesisine memur edilir ve İstanbul'dan gizli olarak getirilen tayyare parçalarını monte ederek İstiklal Harbine tayyare yetiştirir.

Savmi Beyin büyük fedakarlıklarla, gece gündüz demeden monte ettiği tayyareler daha sonra büyük görevler üstleneceklerdir.

Nitekim bu tayyareler, Karadenizde gezen Yunan harp gemilerine karşı yürütülen harekatta önemli rol oynarlar.

Savmi Uçan, İzmir'in geri alınmasından sonra Konya Umur-ı Havaiye Müfettişliği Vekili ve ardından İzmir Tayyare Mektebi Müdürü olmuştur.

Talebelerini bizzat uçurmak suretiyle yetiştirir.

İlerleyen günlerde Almanya'ya sipariş edilen Rohrbach deniz bombardıman tayyarelerinin tecrübelerinde hazır bulunmak ve uçuşlarını tetkik etmek üzere Almanya'ya gönderilir.

Oradaki görevini başarıyla tamamladıktan sonra memlekete döner.

Deniz tayyareciliğinin çekirdeğini kuran Savmi Uçan bey 1926 yılı Ekim ayı başında Türk ordusun'da aktif olarak görev yapan ailesi yabancı uyruklu olanlar hakkında çıkan yasa gereğince,

Eşi Vedia uçmanın ermeni asıllı olduğu iddia edilerek binbaşı rütbesiyle Ordu'dan emekli edilir.

Savmi Bey emekli olduğu haberini aldığında, Türkiye adına sipariş edilen tayyareleri getirmek için Almanya'dadır,

Türkiye'ye döner,
Kendisini çağıran Mareşal Fevzi Çakmak, Savmi Bey emekli oldunuz, şimdi ne olacak, uçakları kim getirecek ? diye sorar.

Kalbi vatan sevgisiyle dolup taşan Savmi Uçan Mareşale şu karşılığı verir:

Şu an hiçbir resmi sıfatım yoktur. Almanya'daki firma, bana çok parlak bir vazife teklif etti.

Henüz onu da kabul etmedim. Ben yine memleketime hizmet etmek isterim.

Bana istediğim tayyarecileri verirseniz, onları Almanya'ya götürür yetiştirim, satın alınan tayyareleri onlar memlekete getirirler der.

Hayatını hiçbir tehlikeden sakınmayan Savmi Uçan'ın bu hizmeti kabul edilir ve sipariş edilen tayyareler Savmi Beyin gururla yetiştirdiği başarılı pilotlar tarafından Almanya'dan Türkiye'ye getirilir.

Yetiştirdiği pilotlar arasında bulunan Sabiha Gökçen, hocası Savmi Uçan'ı şöyle anlatır.

Hocam Savmi zamanın en mükemmel tayyarecisiydi. Eşi, benzeri Türkiye'de değil Avrupa'da bile yoktu.

Hocam Savmi'nin tayyaresi olsaydı, göklerden yere inmek istemezdi.

Onun için yaş bahis mevzuu değildi. Diyebilirim ki, Hocam Savmi Uçan, hayatında göklerin fatihi olmuştur. O bindiği tayyareyi evladı gibi sever, kendisi kadar ona da güvenirdi.

Savmi Uçan, o yıllarda Rochrbach fabrikasından gelen teklifini kabul eder.

Tecrübe pilotu olarak üç buçuk sene Berlin'deki fabrika ile Kopenhag'daki fabrika şubesinde görev alır.

Bu sırada tecrübesini yapmakta olduğu çift motorlu 13 kişilik deniz tayyaresi ile Kiel Kanalı üzerindeki köprülerin altından uçarak geçer.

Bu müthiş uçuş, dünyada henüz ikinci bir şahıs tarafından teşebbüs dahi edilemeyen bir başarı olarak tarihe geçer.

Bütün Avrupa gazeteleri ve dünya radyoları
Savmi Uçan'ın başarısını överler.

Kendisini görmek için Amerika'dan heyetler gelir. Kendisine yöneltilen bir soru karşısında Savmi Bey,

Biz Türkler istiklal ve hürriyetimizi de böyle kazandık cevabını verir. Mütevazı ama bir o kadar da iddialı kişiliğiyle birbirinden önemli başarılara imza atan Savmi Uçan,

Nazi rejiminin Almanya'da taraftar bulmaya başlamasıyla 1930 yılında yurda dönmek mecburiyetinde kalır.

Türkiye'ye döndükten sonra sırasıyla Türk Kuşu Şefliği ve Etimesgut Tayyare Fabrikası Ticaret Servis Şefliğine tayini çıkar.

1948'den 1950'ye kadar ise Türk Hava Kurumu Havacılık Dairesinde çalışır.

Yılların tecrübesiyle Türk Hava Kurumunda sayısız havacı yetiştiren Savmi Uçan 1953 yılında hayata veda eder.

Yıllar önce vatanı için her türlü fedakarlığı gösteren Trabzon'lu hemşerimiz Savmi Uçan'ın hayat hikayesini okuyunca etkilenmiş, küçük oğlumunda pilot olmasını çok arzu etmiştim.

Kolay değildi tabii ki.!!!
Uzun ve meşakkatli yılların sonunda dileğimiz yerine gelmiş, oğlumuzda,
Türk Hava yollarında Kaptan Pilot olmayı başarmıştı. Havacılık sektörüne evlat yetiştirmek dünde, bugünde öyle göründüğü gibi çok da kolay değildi ama inanmak başarmanın yarısıydı.
Onlar inandılar ve başardılar.

Her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu aziz Vatanın,

Anadolu'nun dört bir yanından ailelerinden koparak,
yurt sevgisiyle vatanını düşmandan kurtarmak için gelen Savmi Uçan gibi cesur yürekli evlatlarının sayesinde ve
Mustafa Kemal'in önderliğinde bin bir fedakarlıklarla bu vatanın nasıl kurtarıldığını asla unutmayalım.

Dünya tarihinin görmüş olduğu en büyük yurt savunması olan,

Çanakkale Savaşı'nın 111. yıldönümünde
Aziz vatanımız için canlarını feda eden on binlerce Kahraman Mehmetçiğimize Allah'tan rahmetler diliyor Aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

O kadar dolu ki toprağın şanla,
Bir değil, sanki bin vatan gibisin.

Yüce dağlarına çöken dumanla
Göklerde yazılı destan gibisin.

Hep böyle bulutlar içinde başın,
Hilâli kucaklar her vatandaşın.
Geçse de asırlar, tazedir yaşın,
O kadar leventsin, fidan gibisin.