Ahit Sandığı; Hz. Musa'nın Sina Dağı'nda aldığı On Emir tabletlerini saklamak için yaptığı kutsal bir emanettir.
Çoğu kaynak ve tarihsel teori sandığın izini Mısır, Kudüs, Etiyopya veya Antakya gibi bölgelerde sürer, oysaki rotasında Dünyanın en büyük limanlarından birine sahip Trabzon'da vardır.
Ahit Sandığı veya Sözleşme Sandığı İçinde sukûnet olan tabut çıkış Kitabı'nda sözü geçen On Emir'in yazılı olduğu iki orijinal taş tableti barındıran, kapaklı ve altın kaplamalı ahşap bir sandıktır.
Başlangıçta sandık, Sina Dağı'nın eteklerinde Yahudiler tarafından kurulmuş, taşınabilir ibadethaneler olan Mişkan'larda saklanıyordu.
Tevrat'a göre yapılışı Yahudiler'in Mısır'dan göç edişinden bir yıl kadar sonrasına denk gelmektedir.
Sandık, Yahudiler Sina Dağında saklanmaktayken Tanrının tarifi ile Musa tarafından yapıldığı rivayet edilir.
Tanrı sandığın üzerinde yer alan iki melek figürünün arasından Musa'ya görünür ve bu yolla onunla konuştuğu rivayet edilir.
Trabzon, gizemli tarihiyle asırlardır bir çok tarih bilimcinin her dönem dikkatini çekmeyi başarmıştır.
Asırlar boyunca bir çok medeniyete ve kavimler göçüne de ev sahipliği yapmış bünyesinde bulundurduğu dünyanın en büyük üç antik limanından birisi sayılan Hadrian limanı sayesinde ulaşımın ve ticaretin merkezi olmuş devlet statüsünden,
şehir statüsüne geçmiş efsaneleriyle yaşayan ve yaşatan bir şehirdir.
Tüm dünya Akit sandığını ararken bu kutsal sandığın Trabzon'da olma ihtimali rivayetlere dayansada üstüne düşülecek bir konudur.
Trabzon'un Altı bin yıllık tarihinde bir çok gizemli olayı bünyesinde taşımıştır.
Yavuz Sultan Selim Han'ın Trabzon'da 22 yıl valilik yaptığı dönemde Trabzon'da yaşayan leviyi'leri ve Yahudileri Trabzon dışına sürdürdüğü tarihi bir gerçektir.
Akit sandığını yüzyıllar boyunca taşıması için özel yetiştirilmiş leviler'in
Roma ve Bizans döneminde Sümela'da yaşamaları ve Yavuz Sultan Selim Han zamanında da şehir dışına sürülmeleri
Akit sandığının da dönem içinde Trabzon'da olma ihtimalini güçlendirmektedir.
Trabzon çok eski tarihi yapısı olmasına rağmen bugüne kadar ciddi hiç bir arkeolojik çalışmaya tâbi olmamıştır.
Sur içinde bulunan Ortahisar ve pazarkapı mahallelerinde devlet tarafından destekli ciddi bir arkeolojik çalışmaya ihtiyaç vardır.
Benim kanaatimce Trabzon'un bütün sırları ortahisarda bulunan büyük Fatih camiinin altında bulunan asırlardır kapalı olan beş adet kapının arkasında gizlidir.
Bu geçitleri günümüzde de çıplak gözle rahatlıkla görebilirsiniz.
Trabzon'u tanıtmak için yapılan fuarlar,
yeme içme sektörünün lokomotifi sayılan köfte, kaygana ve kuymağın nasıl yapıldığını öğretmekten başka şehrimize ciddi anlamda bir katkı sağlamamıştır.
Nedense, yerel ve genel idarecilerimizin hiç biri geçmişten bugüne kadar Trabzon'un antik tarihiyle ilgili ciddi bir çalışma yapılmasına ön ayak olamamışlardır.
Oysaki Trabzon şehri bunları hak etmemektedir.
Trabzon yöresel yiyecekleri ve kültürü dışında antik tarihiyle de ciddi bir araştırılma konusu olmalıdır.
Sadece bir örnek vereyim Avrupa'nın bir çok ülkesinde bir çok tarihi eser gördüm, son olarak on beş gün önce İspanyanın Malaga, Granada, marbella, Sevilla, Ronda, Cordoba gibi tarihi şehirleri ve bu şehirlerdeki tarihi yapıları gezdim özellikle emeviler döneminden kalma Cordoba camii inanılmaz güzeldi ama ne olursa olsun,
Nereye gittimse Sümela manastırı gibi muhteşemini göremedim. İdarecilerimizden ricamız Şehrimizin özelliğini ve kıymetini bilelim ve tam teşekküllü olarak tanıtılmasına yardımcı olalım.
Kalın sağlıcakla...















