Değerli okullarımız bu hafta köşe yazımda denizin kıyısında bir yaşam sürmemiz gerekirken nasıl denizden bu kadar uzağız nasıl denize bu kadar yabancıyız bu konudan biraz bahsetmek istiyorum. Özellikle Karadeniz haritasını incelediğinizde denizin etrafını çeviren ülkelerin sahillerini nasıl kullandığına net bir şekilde şahit olursunuz. Hemen karşımızdaki bir çok ülke sahillerini bakir bir şekilde bırakmışken , haritadan baktığınızda onların sahil şeritlerini yeşil olarak görebiliyorken maalesef bizde gri bir çizgi izliyorsunuz. Aslında birazcık geçmişe bakılırsa gerçek yerleşim yerlerinin Yamaçlar olduğunu, deniz kenarlarının sağlam yapılıp sağlam konutlar için uygun olmadığını görebilirsiniz. Eğer deniz kıyıları sağlam olsaydı geçmişte yapılaşmalar orada yoğunlaşırdı. Fakat şehrin merkezinde imparatorluk yıllarından bu yana Ortahisar olmuştur ve Ortahisar'dan yukarıya doğru yapılaşma devam etmiştir.

Deniz uçsuz bucaksız mavili ile sizlere huzur versede çok yakın durmanın bir çok sakıncası olduğunu dönem dönem hepimize göstermiştir. Müdahale ettiğimiz her alanda deniz bize çok sert bir şekilde cevap vermiştir. Yeri gelmiş sahil yolunun yarısını geri almıştır yeri gelmiş koca koca Kayaları sahil yolunun üzerine fırlatmıştır. Çünkü deniz intikam almaktadır. Çünkü biz denizden çok yer aldık. Bunları peyderpey deniz bizden geri alacaktır .

Trabzon’a gelelim denizin dibindeyiz ama deniz bizden çok uzakta. Ona ulaşmak için kilometrelerce yol kat etmemiz gerekiyor. En yakın plajlarımıza maalesef kanalizasyon suları akmaya devam ediyor. Bir zamanlar tombul Kaya’dan atladığımız ganita bugün bırakın denize girmeyi insanların yan aşamadığı bir hale gelmişti. Çok şükür ki Büyükşehir Belediyesi Murat Zorluoğlu ile ganitayı kurtardı. İnşallah o geçmiş günleri ne de kavuşturur. Fakat sadece ganita ile olmaz. Trabzon Akyazıdaki Tlerini çok özleyecek. Trabzon Faroz’daki yağlı mendirek yarışlarını çok özleyecek. Trabzon gitgide denizden uzaklaştırılıyor. Herkeze denizde ne kadar çalabilirim denizin üstüne ne kadar daha yapı yapabilirim diye gayret veriyor. Kimse bunu engellemeye çalışmıyor herkes sefasını sürmenin peşinde. Beton yapılar deniz kenarlarına yapılıp kayıkhane adı altında keyifhanelere çevrilirken sesini çıkarmayanlar gerçekten balıkçılık yapacak insanların teknelerine ekmeklerine kasteden keyif sahiplerine maalesef bu alana açmışlardır. Trabzon merkezinde yürüme mesafede denize girilebilecek yer kalmamıştır. Deşarj sistemleri artık şehre yeteri kadar sağlıklı hizmet verememektedir. En kısa sürede biyolojik arıtma sistemine geçilmeli ve bu sistem ile artık suyu yani kirli atık suyu denize de şarj etmek yerine artarak aktarmanın doğru olduğunu herkese göstermeliyiz. Bu böyle gitmez. Dünyanın hiçbir ülkesinde hiçbir gelişmiş şehrinde bunu göremezsiniz.

İnşallah gelecek nesiller bizim gibi denize hasret yaşamazlar. Denizin dibinde denize özlem duymazlar. Denize kavuşmak için Trabzon gibi bir şehirde saatlerce yol gitmek zorunda kalmazlar.