Eğitim Sen Trabzon Şube Başkanı Muhammet İkinci, 2026 YKS sürecinde yaşanan soru iptali ve cevap anahtarı değişikliğine ilişkin açıklamalarda bulundu.
İkinci, bir sorunun iptal edilmesi, bir sorunun ise doğru cevabının değiştirilmesinin sınav güvenliği tartışmalarında asıl odağın neresi olması gerektiğini bir kez daha gösterdiğini söyledi.
Okullarda gözetim
Açıklamada, daha önce “sınav güvenliği” gerekçesiyle okullara, sınıflara ve öğretmen odalarına kameralar yerleştirildiği hatırlatıldı. Öğretmenlerin çalışma alanlarının denetim ve gözetim mekânlarına dönüştürüldüğü belirtilen açıklamada, öğretmen dolaplarının dahi boşaltıldığı uygulamaların eğitim emekçilerinin mesleki itibarını ve çalışma huzurunu zedelediği vurgulandı.
Öğretmenleri ve okulları potansiyel şüpheli gibi gören anlayışın, sınav güvenliğini emekçilerin mahremiyetini, çalışma hakkını ve mesleki saygınlığını hedef alan uygulamalara indirgediği aktarıldı.
Asıl sorun süreçte
İkinci, bugün yaşananların sınav güvenliğini tehdit eden temel sorunun öğretmen odalarına kamera takılmasıyla çözülemeyeceğini ortaya koyduğunu dile getirdi.
Açıklamada, asıl sorunun merkezi sınav sisteminin hazırlık, denetim, soru inceleme, redaksiyon ve değerlendirme süreçlerinde yaşanan yapısal eksiklikler olduğu öne çıktı.
Milyonlarca öğrencinin geleceğini doğrudan etkileyen bir sınavda soru iptali ve cevap anahtarı değişikliğinin yaşanmasının yalnızca “teknik hata” olarak görülemeyeceği belirtildi. Bu durumun, öğrencilerin yıllara yayılan emeğini, sınav sürecinde yaşadıkları yoğun kaygıyı, velilerin endişesini ve toplumun eğitime duyduğu güveni doğrudan etkilediği ifade edildi.
Öğrenciler baskı altında
Ağır sınav baskısı altında geleceğini kurmaya çalışan öğrencilerin, bu tür hatalar nedeniyle belirsizlik, adaletsizlik duygusu ve güvensizlikle karşı karşıya kaldığı vurgulandı.
Öğrencilerin eğitime ve ölçme-değerlendirme süreçlerine duyduğu güvenin zedelenmesinin, kamusal eğitim sistemi açısından ciddi bir sorun olduğu belirtildi.
Şeffaf süreç çağrısı
İkinci, ÖSYM ve ilgili tüm kurumların sınav süreçlerini şeffaf, bilimsel, denetlenebilir ve kamusal sorumluluk anlayışıyla yürütmek zorunda olduğunu belirtti.
Soru hazırlama, inceleme, redaksiyon ve değerlendirme süreçlerinin; bağımsız alan uzmanlarının, ölçme-değerlendirme uzmanlarının ve akademik denetimin etkin biçimde yer aldığı çok aşamalı bir yapıya kavuşturulması gerektiği aktarıldı.
Sınav merkezli sistem
Açıklamada, sorunun yalnızca bir sınavda yaşanan teknik hatalarla sınırlı olmadığına da yer verildi. Türkiye’de eğitim sisteminin giderek daha fazla sınav merkezli, rekabetçi ve elemeye dayalı bir yapıya mahkûm edildiği belirtildi.
Öğrencilerin yıllara yayılan emeğinin birkaç saatlik sınavlara indirgenmesinin; çocukları ve gençleri öğrenmeden çok yarışa, gelişimden çok sıralamaya, özgüvenden çok kaygıya sürüklediği vurgulandı.
Eğitim hakkı vurgusu
Eğitim Sen olarak öğrencilerin geleceğini tek bir sınav sonucuna bağlayan, eğitimi yarışa ve elemeye indirgeyen anlayıştan vazgeçilmesi gerektiği yinelendi.
Eğitim sisteminin sınav odaklı olmaktan çıkarılması; öğrencilerin çok yönlü gelişimini, ilgi ve yeteneklerini, bilimsel düşünmeyi, eşitliği ve kamusal eğitim hakkını esas alan bir anlayışla yeniden düzenlenmesi istendi.
İkinci, ÖSYM’yi, Millî Eğitim Bakanlığını ve ilgili tüm yetkili kurumları; 2026 YKS’de yaşanan soru iptali ve cevap anahtarı değişikliğine yol açan süreci bütün yönleriyle araştırmaya, kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirmeye ve varsa ihmal, kusur ya da sorumluluğu bulunanlar hakkında gerekli idari ve hukuki işlemleri başlatmaya çağırdı.
Açıklamada, öğrencilerin geleceğinin hatalara açık, kapalı ve güvensizlik üreten sınav süreçlerine terk edilemeyeceği vurgulandı. Eğitim hakkının, sınav merkezli rekabetçi anlayışın ve denetimsiz uygulamaların gölgesinde bırakılamayacağı belirtildi.




