Bir şehri geleceğe taşımak istiyorsanız önce geleceği görmeniz gerekir.
Görmek için bilmek, bilmek için öğrenmek, öğrenmek için gezmek ve araştırmak gerekir.

Atalarımız ne demiş?
“Gören gözün hakkı vardır.”
“Akıl akıldan üstündür.”
Ve en önemlisi: “İlim Çin’de de olsa gidip alınız.”

Bu sözler tesadüf değildir. Büyük medeniyetler yerinde sayarak değil, dünyayı takip ederek büyümüştür.

Bugün teknoloji konuşuyorsak, teknolojinin zirve yaptığı ülkelere bakmadan ilerleyemeyiz. İnşaatta çağ atlamak istiyorsak, şehir planlamasında en modern uygulamaları yerinde görmeden yol alamayız. Futbolda, sanatta, ulaştırmada, dönüşüm projelerinde, sağlıkta, eğitimde, mimarlıkta, mühendislikte… Hangi alanda gelişmek istiyorsak o alanda dünyanın en iyilerini incelemek zorundayız.

Peki bunu kim yapacak?

Elbette seçilmiş belediye başkanlarımız var, milletvekillerimiz var. Onlar da yurt dışına gidiyor, temaslarda bulunuyor. Ancak gerçek şu ki; bir belediye başkanı her alanın uzmanı olamaz. Bir milletvekili her sektörün teknik detayını bilemez. Çünkü her biri kendi alanında uzmanlaşmış kişilerdir.

O hâlde yapılması gereken açıktır:

Trabzon’u geleceğe taşımak istiyorsak, yönettiğimiz her birimi kendi alanında uzmanlaşmış ülkelerle temas ettirmeliyiz. Teknoloji birimi teknoloji devi ülkelere, şehir planlamacıları kentsel dönüşümü en iyi uygulayan şehirlere, sağlık yöneticileri sağlık sisteminde öncü ülkelere, spor yöneticileri altyapı modeliyle öne çıkan ülkelere gitmeli.

“Körler sağırlar birbirini ağırlar” anlayışıyla değil; gerçekten öğrenmek, görmek ve uygulamak için…

Tarih Bunu Yapanları Yazdı

Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselme döneminde Avrupa’ya gönderilen elçiler yalnızca diplomatik temas kurmadı; askeri teknolojiyi, matbaayı, şehir planlamasını, eğitim sistemlerini yerinde inceledi. Lale Devri’nde Paris’e gönderilen Yirmisekiz Mehmet Çelebi’nin gözlemleri, Osmanlı modernleşmesinin ilk adımlarından biri oldu.

Cumhuriyet döneminde ise Mustafa Kemal Atatürk bilimi rehber yaptı. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” derken yalnızca bir söz söylemedi; genç Cumhuriyet’i çağın üzerine taşımak için öğrencileri Avrupa’ya gönderdi. Mühendisler, doktorlar, mimarlar yetişsin diye devlet burslarıyla dünyanın en gelişmiş üniversitelerine insan yolladı. Çünkü biliyordu ki; çağ yakalamak uzaktan bakarak olmaz.

Bugün Almanya’nın sanayi modelini konuşuyorsak, Japonya’nın teknoloji disiplinini örnek alıyorsak, Güney Kore’nin kalkınma hikâyesini inceliyorsak; bunu ancak yerinde gözlemle, uzman ekiplerle, sistemli programlarla başarabiliriz.

Hep Aynı Heyetle Olmaz

Yurt dışı ziyaretlerine bakıyoruz; çoğu zaman aynı isimler, aynı kadrolar, aynı protokol listeleri…

Oysa hangi alanda ilerlemek istiyorsak o alandaki teknik personel gitmeli. Belediyede ulaşım dairesinde çalışan mühendis gitmeli. Kentsel tasarım ekibi gitmeli. Akıllı şehir sistemleriyle uğraşan bilişim uzmanı gitmeli. Sağlık projeleri yürüten yönetici gitmeli.

Her ay peyderpey, planlı ve raporlamalı programlarla…

Gidilecek, incelenecek, öğrenilecek, rapor hazırlanacak ve uygulanacak.

Dil Bilmeden Dünya Takip Edilmez

Bu vizyonun bir diğer ayağı da eğitimdir. Yabancı dil bilmeyen kadrolarla dünya takip edilemez. Belediyelerde, valiliklerde, kamu kurumlarında çalışan personelin yabancı dil kapasitesi artırılmalı. Uluslararası proje yazma becerileri geliştirilmeli. Avrupa Birliği fonları, kalkınma ajansları, uluslararası iş birlikleri daha etkin kullanılmalı.

Kaynak mı?

Fuzuli işlere milyonlar harcıyoruz. Tanıtım adı altında, geçici projelere, kısa vadeli gösterişlere ciddi bütçeler ayrılıyor. O bütçelerin bir kısmı bile şehrin insan kaynağına yatırım için kullanılsa, Trabzon birkaç yıl içinde bambaşka bir seviyeye gelir.

Artık Bir Sefer Zamanı

Evet, Trabzon’u yönetenler artık bir sefere çıkmalı. Ama bu sefer turistik değil; bilimsel, teknik, stratejik bir sefer olmalı.

Gerekirse dünyanın bir ucuna gidilmeli. Çünkü mesele masraf değil, vizyondur.

Unutmayalım:
“Ayağını yorganına göre uzat” derler ama yorganı büyütmenin yolu da aklı büyütmekten geçer.
Ve yine derler ki: “Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.”

Trabzon büyük bir şehir. Tarihi olan, potansiyeli olan, insan kaynağı olan bir şehir. Ama potansiyel tek başına yetmez. Onu doğru bilgiyle, doğru gözlemle, doğru stratejiyle beslemek gerekir.

Geleceği görmek cesaret ister.
Geleceğe yürümek ise vizyon.

Artık Trabzon için vizyon zamanı.