Sezonun genelinde kötü futbol oynayan ama buna rağmen çok iyi puan toplayan Trabzonspor’da, yetkililer tarafından şu sözlere fazlasıyla maruz kaldık;
“Ekonomiyi düzeltmemiz gerekiyor…”
“Borcu sıfırlayacağız…”
“Transfer yapmak istediğimiz oyuncular Trabzon’a gelmek istemiyor…”
“Oyuncuyla tam anlaşacaktık ki…”
“Hedefimiz 4. ile 1. sıra arası…”
“Bu maç, önceki maçlardan çok daha zor olacak…”
“Bu kadroya rağmen…”
Ne idi bu açıklamalar? Peşinen bir ön alma mı yoksa ölümü gösterip sıtmaya razı kılma mı? Ama unutulan bir şey vardı; burası Trabzonspor, ölümü de görmez sıtmaya da razı olmaz!
Şampiyonluk yarışının en sıcak döneminde, hiçbir yetkiliden “şampiyon olacağız” sözünü duyamadık. Eyvallah deyip geçiştirdik. Devamında ikincilik gibi önemli bir başarı elde edecekken, yine kimseden hedef doğrultusunda iddialı açıklamalar göremedik. Bırakın iddialı açıklamaları, 3.’lüğün korunması yönünde tuhaf söylemlere şahitlik ettik. Ama unutulan bir şey vardı, burası Trabzonspor…
Mesela “Bu kadroya rağmen…” söylemini hiç anlayamıyorum. Evet, Trabzonspor dar bir kadroya sahip. Özellikle yedek kulübesinden hiç destek alamıyor desek, abartmış olmayız. Fakat Onana, Batagov, Savic, Nwaiwu, Pina, Mustafa, Oulai, Folcarelli, Onuachu özel oyuncular ve şampiyonluk yarışında olan 2 takımda da rahatlıkla şans bulabilirler. “Hedefimiz 1. ile 4. sıra…” söylemine ise verilecek cevap dahi yok! Trabzonspor’un tarihinde hiçbir üçüncülüğü veya dördüncülüğü alkışlanmamıştır. Aslında şunu da sorabiliriz; bu sezon hangi takım bizi geçebilirdi de 3.’lüğü başarı olarak kabul edeceğiz?
Gemileri yakmaya gerek yok! Kalan üç haftada hem lig 2.’liğini hemde Türkiye Kupası’nı kazanabiliriz. İşte o zaman alkışı hak edersiniz.
Ama buna önce; başkan inanacak, sonra hoca vurgulayacak, ardından da futbolcular oynayacak. Bu görev tanımlamasında işini en iyi yapan zümre taraftar; çünkü hem inanıyor hem vurguluyor hemde oynuyor…