FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçerken, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Daire Başkanı Turan Kuloğlu, o gece yaşananları ve darbe girişiminin ardından yargıda yürütülen süreci değerlendirdi.

Yargı teşkilatının darbe girişiminin ilk dakikalarından itibaren milletin, Anayasa’nın ve demokratik düzenin yanında yer aldığını belirten Kuloğlu, geçmiş darbelerde vesayet odaklarının etkisi altına alınmaya çalışılan yargının, 15 Temmuz’da darbecilere karşı güçlü bir refleks gösterdiğini ifade etti.

Kuloğlu, Cumhurbaşkanı’nın vatandaşları meydanlara davet etmesinin direnişin merkezinde yer aldığını belirterek, milletin tanklara, silahlara ve darbecilere karşı büyük bir cesaretle mücadele ettiğini söyledi.

“2 bin 500’ü aşkın hâkim ve savcı ihraç edildi”

Yargıdaki FETÖ yapılanmasına karşı mücadelenin 15 Temmuz’dan önce, 17-25 Aralık sürecinin ardından başladığını belirten Kuloğlu, darbe girişiminin hemen sonrasında ise HSK tarafından 2 bin 500’ü aşkın hâkim ve savcının meslekten çıkarıldığını açıkladı.

Bu kararın diğer kamu kurumlarına da örnek olduğunu ifade eden Kuloğlu, arınma sürecinin ardından yargıdaki normalleşmenin hızlandığını ve kararların anayasal ilkelere daha sıkı şekilde bağlandığını dile getirdi.

Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdindeki karnesinde yaşanan iyileşmeye de değinen Kuloğlu, bu gelişmede yargının hukuk dışı yapılardan temizlenmesinin ve iç hukuk yollarının güçlendirilmesinin etkili olduğunu söyledi.

Göreve iade edilenler yeniden ihraç edilebilir

FETÖ ile irtibat veya iltisak gerekçesiyle ihraç edilen, ancak Danıştay kararıyla göreve dönen hâkim ve savcıların durumuna ilişkin de açıklamalarda bulunan Kuloğlu, yeni delillerin ortaya çıkması hâlinde HSK’nın yeniden meslekten çıkarma kararı verebileceğini belirtti.

Kuloğlu, göreve iadelerin ardından ByLock kullanımı, yeni tanık veya itirafçı beyanları ile örgütün mahrem yapılanmasına ilişkin yeni delillerin ortaya çıkması durumunda dosyaların yeniden değerlendirildiğini kaydetti.

Verilen yeni kararların da Danıştay denetimine açık olduğunu vurgulayan Kuloğlu, hem masumiyet karinesinin hem de yargıyı terör örgütlerinden arındırma sorumluluğunun birlikte korunduğunu ifade etti.

15 Temmuz gecesi Araklı’daydı

Kuloğlu, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Ramazan Bayramı tatili dolayısıyla memleketi Trabzon’un Araklı ilçesinde bulunduğunu anlattı.

İlçe belediye başkanı, kamu kurumlarının yöneticileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle akşam yemeğinde olduğunu belirten Kuloğlu, yemekten ayrıldıktan sonra köyüne doğru hareket ettiği sırada WhatsApp üzerinden gelen mesajlarla olağan dışı gelişmeler yaşandığını fark ettiğini söyledi.

Aracını yol kenarına çekerek dönemin müsteşar yardımcılarıyla iletişime geçtiğini kaydeden Kuloğlu, yaşananların bir darbe girişimi olduğunu bu görüşmelerin ardından kesin olarak öğrendiğini ifade etti.

“Darbeler insanları ailelerinden ayırabilir”

Darbe haberini aldıktan sonra geçmiş darbelerin millet üzerinde bıraktığı acıların aklına geldiğini belirten Kuloğlu, o an eşine söylediği sözleri şöyle aktardı:

“Her şeye hazırlıklı olmalısın. Darbeler insanları ailelerinden ayırabilir.”

Darbelerin yalnızca anayasal düzeni değil, insanların hayatlarını, ailelerini ve geleceklerini de hedef aldığını vurgulayan Kuloğlu, köye ulaştığında meslektaşlarıyla oluşturdukları WhatsApp grupları üzerinden iletişim kurduklarını anlattı.

Cumhuriyet başsavcılıklarının ve yargı teşkilatının hukuk içerisinde hızlı şekilde harekete geçmesi gerektiği yönünde değerlendirmeler yaptıklarını belirten Kuloğlu, köy muhtarı olan ağabeyini arayarak imamla iletişime geçilmesini ve sela okutulmasını istediğini söyledi.

Araklı meydanında sabaha kadar bekledi

Cumhurbaşkanı’nın vatandaşları meydanlara davet etmesinin ardından yeniden Araklı ilçe merkezine indiklerini belirten Kuloğlu, belediye başkanı, kamu yöneticileri ve vatandaşlarla birlikte sabah namazına kadar meydanda kaldıklarını ifade etti.

Sabah namazının ardından evine döndüğünü kaydeden Kuloğlu, yürüttüğü Personel Genel Müdür Yardımcılığı görevi nedeniyle vakit kaybetmeden Ankara’ya hareket ettiğini söyledi.

Kuloğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bombalanması, vatandaşların üzerine ateş açılması ve tankların insanların üzerine sürülmesinin hafızalardan silinmeyecek bir ihanet olduğunu vurguladı.

“Yargının gerçek aidiyeti Anayasa’ya ve milletedir”

FETÖ veya benzeri yapıların yeniden yargıya sızmasını engellemek için yalnızca denetim mekanizmalarının yeterli olmayacağını belirten Kuloğlu, hâkim ve savcılara mesleğe girişlerinden itibaren güçlü bir hukuk devleti kültürü ve anayasal sadakat bilinci kazandırılması gerektiğini söyledi.

“Devletin dini adalettir” sözünü hatırlatan Kuloğlu, hâkim ve savcıların herhangi bir grup, cemaat, örgüt veya ideolojik yapıya göre değil, yalnızca Anayasa, kanun ve vicdanlarına göre karar vermesi gerektiğini ifade etti.

Kuloğlu, “Yargının gerçek aidiyeti yalnızca Anayasa’ya, hukuka ve aziz milletimizedir. Bunun dışında hiçbir aidiyetin yargı yetkisini gölgelemesine hukuk devletinde müsamaha gösterilemez.” dedi.

“Mücadele kararlılıkla sürecek”

Yargı teşkilatında FETÖ ile mücadelenin sona ermediğini vurgulayan Kuloğlu, anayasal düzeni, hukuk devletini ve toplumsal barışı hedef alan bütün terör örgütleriyle mücadelenin tehditler tamamen ortadan kalkıncaya kadar devam edeceğini söyledi.

Bu süreçte en büyük gücün hukukun üstünlüğüne ve bağımsızlık ilkesine bağlı nitelikli insan kaynağı olduğunu belirten Kuloğlu, 15 Temmuz sonrasında edinilen kurumsal tecrübenin yeni nesil hâkim ve savcılara aktarılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.

Ekran Resmi 2026 07 15 16.01.06Ekran Resmi 2026 07 15 16.00.49Ekran Resmi 2026 07 15 16.00.58

Kaynak: YENİ ŞAFAK