İkinci, okulların herhangi bir dini uygulamanın parçası haline getirilmemesi gerektiğini vurguladı.
"Laiklik İlkesine ve Temel Kanuna Aykırı"
Söz konusu etkinliklerin, siyasi iktidarın kültürel hegemonya kurma çabasının bir parçası olduğunu ileri süren İkinci, bu durumu "yurttaşların dini duygularının araçsallaştırılması" olarak nitelendirdi. İkinci açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Bu uygulama, Anayasamızda açıkça ifade edilen laiklik ilkesine ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'na aykırı bir şekilde, çocuklarımız kullanılarak yapılmak isteniyor. Tarikat, cemaat ve vakıflarla yapılan protokoller ile ÇEDES projesinin ardından gelen bu adım, kamusal yaşamı dincileştirme yönündeki sistematik politikaların yeni bir tezahürüdür."
Devletin eğitim hizmetini inançlar karşısında tarafsız sunmakla yükümlü olduğunu hatırlatan İkinci, eşitlik, bilimsellik ve çağdaşlık ilkelerinin önemine dikkat çekti.
Pedagojik Sakıncalar ve Ayrımcılık Uyarısı
Eğitim-Sen Şube Başkanı İkinci, uygulamanın okul iklimine ve çocuk psikolojisine olası zararları konusunda da uyarılarda bulundu. Dini içerikli etkinliklerin çocukların yaş ve bilişsel düzeyleri dikkate alınmadan yapılmasının psikososyal gelişimi olumsuz etkileyebileceğini belirten İkinci, okullardaki olası riskleri şöyle sıraladı:
Oruç tutan ve tutmayan öğrenciler arasında ayrımcılığa yol açma ihtimali,
Akran zorbalığına zemin hazırlaması,
Okulda yemek yiyen çocukların baskılanması, görünmez kılınması veya suçluluk duygusuna itilmesi,
Okul ortamında yemek saatlerinin fiilen işlevsizleşerek çocukların beslenme hakkının ihlal edilmesi.
"Bakanlığın Asıl Görevi Laik ve Kamusal Eğitimi Tesis Etmektir"
Bakanlığın önceliklerinin yanlış belirlendiğini savunan İkinci, MEB'in asıl görevinin okullara yeterli ödenek göndermek, temizlik personeli ihtiyacını karşılamak ve her öğrencinin okulda ücretsiz bir şekilde sağlıklı beslenebilmesini sağlamak olduğunu ifade etti.
Geçmişteki Acı Olaylar Hatırlatıldı
İktidarın eğitim politikalarını eleştirirken geçmişte yaşanan olayları da hatırlatan İkinci, şu soruları gündeme taşıdı:
Cemaat ve vakıf yurtlarında yaşanan istismar vakaları,
Aladağ’daki yurt yangınında hayatını kaybeden çocuklar,
MESEM projesi kapsamında çalıştırılırken iş cinayetlerinde yaşamını yitiren 16 çocuk,
Çocuk yaşta evlilikler (çocuk gelinler) sorunu,
Meclis'e sunulan "okullarda bir öğün ücretsiz yemek ve temiz su" önergesinin reddedilmesi.
Eğitimde fırsat eşitsizliğine de değinen İkinci, "İktidar elitleri kendi çocuklarını laik eğitim veren kolejlerde okuturken, yoksul halkın çocukları İmam Hatip okullarına mecbur bırakılıyor" değerlendirmesinde bulundu.
"İnançlar Özel Alana Aittir"
Açıklamasının sonunda Türkiye'deki ekonomik sorunlara ve yoksulluğa dikkat çeken Muhammet İkinci, "Siyasi iktidar yarattığı açlık, yoksulluk ve sefalet düzenini insanımızın inancını istismar ederek din örtüsü ile görünmez kılmaya çalışıyor. Mesele budur ve itiraz bunadır. İnançlar kişinin özel alanına aittir, devletin müdahalesi kabul edilemez ve siyasal çıkarlar için kullanılamaz" diyerek sözlerini noktaladı.





