YENİ GERİLİM KAPIDA…
Trabzon’da siyaset yeniden ısınıyor. Özellikle Ortahisar hattında son günlerde yapılan açıklamalar, AK Parti ile CHP arasındaki tansiyonun yeniden yükselebileceğine işaret ediyor.
İlçe başkanları düzeyinde başlayan söz düellosu, daha büyük bir siyasi gerilimin habercisi olarak yorumlanıyor.
CHP Ortahisar İlçe Başkanı Haluk Batmaz ile AK Parti Ortahisar İlçe Başkanı Seyit Hisoğlu arasında son günlerde art arda gelen açıklamalar dikkat çekiyor. Her iki isim de doğrudan birbirini hedef almaktan kaçınmasa da kullanılan dilin giderek sertleştiği görülüyor.
Özellikle belediye çalışmaları, hizmet eleştirileri ve merkezi yönetim üzerinden yapılan göndermeler, tartışmanın sadece yerel düzeyde kalmayacağını gösteriyor.
Geçtiğimiz günlerde düzenlenen AK Parti ilçe danışma meclisinde Milletvekili Mustafa Şen’in Başkan Hisoğlu’na Ortahisar Belediyesi noktasında söylediği sözler de Başkan Hisoğlu’nun Ortahisar Belediyesi’nin ve CHP kanadının her adımını takip etmeye itti.
Oluşan rekabet ve sosyal medya üzerinden yürüyen dolaylı mesajlaşmalar, gerilimin çok katmanlı ilerlediğini ortaya koyuyor. Özellikle Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya üzerinden yürüyen tartışmaların, ilçe başkanları üzerinden daha sert bir zemine taşındığı ifade ediliyor.
Tüm bu gelişmeler, Trabzon’da AK Parti ile CHP arasında yeni ve daha keskin bir siyasi hattın oluşabileceği yönünde yorumlanıyor. Daha önce dönem dönem yükselen tansiyonun, bu kez daha uzun soluklu bir sürece dönüşebileceği konuşuluyor.
BAŞKAN ORGANİZATÖR GİBİYDİ…
Trabzon’da dün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayasıyla bir çok noktada kutlamalar yapıldı.
Cumhuriyet Halk Partisi, hemen hemen bütün Ulusal Bayramlarda olduğu gibi dün Atatürk Anıtına kendi düzenlediği törenle birlikte çelenk koydu…
Ancak CHP’nin çelenk sunma program öncesinde, katılımcıların büyük bölümü anıtın merdivenlerine kadar ilerleyince, tören düzeni adeta kilitlendi.
Ne koreografi için alan kaldı, ne de çelenk sunumu için gerekli mesafe…
İşte tam bu noktada devreye İl Başkanı Mustafa Bak girdi.
Bak, klasik bir “protokol bekleyişi” yerine tam bir organizatör edasıyla katılımcıları tek tek uyardı.
İlk etapta; geriye doğru birkaç adım…
Derken birkaç sıra…
Ve kısa sürede alan yeniden düzenlendi.
Bu müdahale küçük gibi görünebilir ama törenin akışı açısından belirleyiciydi.
Çünkü bu tür organizasyonlarda en büyük risk, başlangıç anındaki karmaşadır.
Burada dikkat çeken detay şu:
Bir siyasi figürün, o an için “konuşmacı” ya da “katılımcı” rolünden çıkıp, doğrudan organizasyonu üstlenmesi…
Ve sonuç:
Tören sorunsuz başladı.
Trabzon’da yağmur altında gerçekleşen törende, asıl mesele hava şartları değil, alan yönetimiydi. Ve o düğüm, sahada yapılan pratik bir hamleyle çözüldü.
Bazen siyasette en etkili hareket, kürsüden değil…
Sahanın tam ortasından gelir.
KUTLAMAK MI ZOR, BAYRAM HALİNE GETİRMEK Mİ?
Trabzon’da dün yağmura rağmen bayram coşkusu vardı…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Trabzon’un dört bir yanında kutlandı.
Kimi ilçelerde spor salonları doldu, kimi yerlerde ise Ortahisar’da olduğu gibi konferans salonları çocukların gösterilerine sahne oldu.
Veliler tribün yerine koltuklardan izledi, alkışlar yine eksik olmadı.
Ama işte…
O eski stat kutlamaları yok artık. 2012’den bu yana milli bayramların adresi değişti. Coşku sürüyor ama mekânlar farklı, ritim biraz daha kapalı alanlara taşınmış durumda.
Ve tam da bu atmosferde, günün en ağır “düğümü” ortaya çıktı.
Trabzon’un Meydan’ında kalabalığın arasında bir çocuk…
Elinde mendiller…
Bayram günü çalışıyor.
Konuştuğumuzda aslen Trabzonlu olmadığını öğrendik. Ailesiyle birlikte şehir dışından gelip Trabzon’a yerleşmişler…
Detaylar net değil…
Ailesinin haberi var mı, yok mu bilmiyoruz…
Ama görünen şu:
Çocuk Bayramı’nda bir çocuk, bayramı izlemek yerine herkese ‘Mendil alır mısınız?’ diye soruyor…
Bu kare yeni mi?
Hayır…
Sokakta mendil satan, su satan, kağıt toplayan çocuklar…
Türkiye’nin birçok şehrinde olduğu gibi burada da karşımıza çıkıyor.
Bir yanda salonlarda alkışlanan çocuklar…
Diğer yanda aynı gün, sokakta hayat mücadelesi veren çocuklar…
Kutlamalar yapılıyor, programlar düzenleniyor, mesajlar veriliyor…
Ama bu iki tablo arasındaki mesafe hâlâ kapanmış değil.
Belki de asıl soru şu:
Bayramı kutlamak mı zor…
Yoksa herkes için gerçek anlamda “bayram” haline getirmek mi?
Trabzon’daki o kare, işte tam bu soruyu yeniden hatırlattı.
TEK TEK ARADI…
Trabzon’da dün gazeteciler için önemli bir gün yaşandı. Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin 2025 yılının başarılı gazetecileri yarışmasının sonuçları açıklandı. Açıklama sade ama anlamlıydı.
Ancak detayına girince işin rengi biraz daha değişiyor. Çünkü listede 61saat’ten de isimler var. Haber fotoğrafı dalında Çağrı Aktaş, Cengizhan Bahadır ve röportaj kategorisinde Melisa Şener ödüle layık görüldü.
Bu üç isim, son dönemde ürettikleri işlerle zaten dikkat çekiyordu. Bu ödül de aslında o emeğin bir karşılığı oldu. Ama asıl dikkat çeken detay şu oldu. Cemiyet Başkanı Ersen Küçük’ün açıklama sonrası sergilediği tavır.
Küçük, sadece liste açıklandıktan sonra kenara çekilmedi… Telefonu eline aldı, gazetecileri tek tek aradı, tebrik etti. Belki küçük bir jest gibi görünebilir ama bu meslekte bu tür dokunuşlar her zaman karşılık bulur.
Çünkü bu iş biraz da moral, biraz da değer görme meselesi. Kısacası dün sadece ödüller dağıtılmadı…
Aynı zamanda meslektaş dayanışmasının da güzel bir örneği ortaya kondu. Not düşelim…
61saat ekibi adına ödül alan isimleri tebrik ediyoruz. Devamı gelir mi? Görünen o ki gelir...
TRABZONSPOR’UN MAKSİMUMU BU!
Trabzonspor’da son haftalarda ortaya çıkan tabloyu tek bir cümle özetliyor: Dar kadro, büyük mücadele…
Ama gel gör ki… Sahadaki mücadele ile tribündeki beklenti aynı yerde buluşmuyor.
Baskı büyük, yük ağır… Rotasyon yok denecek kadar sınırlı. Bir oyuncu düşse yerine koyacak alternatif yok. Stoper yok, sağ bek yok, 6 numara yok… Kanatlar desen zaten başlı başına problem. Takım neredeyse “elde ne varsa onunla” ayakta durmaya çalışıyor.
Buna rağmen hâlâ değişiklikler üzerinden teknik heyete yüklenenler var.
İnsan ister istemez soruyor: Bu takım kaç kişiyle oynuyor, farkında mıyız?
Oyuncular sahada fizik olarak tükenme noktasına geliyor. Koşan, mücadele eden, savaşan bir grup var. Ama dışarıdan bakıldığında sanki geniş bir kadro varmış gibi yorumlar yapılıyor.
Gerçek şu: Bu takım mevcut şartların maksimumunu oynuyor.
Hücumda hem nicelik hem nitelik eksikliği zaten sezon başından beri bilinen bir gerçek. Bu konuda yeni bir şey yok. Ama o eksiklere rağmen ayakta kalan, düşmeyen bir isim var: Muçi…
Eleştirilerin ortasında dimdik duran nadir oyunculardan biri.
Bir diğer konu da hakem yönetimi… Yapılan faullerin önemli bir bölümü mecburiyetten. Oyuncu yetişemiyor, müdahale etmek zorunda kalıyor. Ama aynı hassasiyet rakip için gösterilmiyor. Sahadaki denge hissi ciddi anlamda tartışılır hale gelmiş durumda.
Buna rağmen…
Bu noktaya gelinmişse, bu bir tesadüf değil.
Sezon başından bugüne kadar takımı buraya taşıyan teknik heyetin ve oyuncu grubunun ciddi bir emeği var. Bu tabloyu görmezden gelmek haksızlık olur.
Hedef net: Türkiye Kupası ve ligde zirve.
Olursa mükemmel… Olmazsa da bu sezonun bir hikâyesi var. Ve o hikâye, eksiklere rağmen direnen bir takımın hikâyesi olarak kalacak.
Bir parantez de kaptana…
Stefan Savić sahada sadece bir stoper değil. Liderlik dediğin şeyin karşılığı. Onun varlığı bu takımın direncini yukarı çeken en önemli faktörlerden biri.
Kısacası…
Sahada verilen mücadeleyi görmeden yapılan her eleştiri, gerçeğin uzağında kalıyor. Bu takım şu an “oynamıyor”, resmen “hayatta kalıyor.”
ONANA KAFALARI KARIŞTIRDI
Trabzonspor’da sezon başından beri hemen hemen herkes Onana ayrılığına alışmıştı.
Hoca yönetim ve oyuncunun söylemleri hep bu yöndeydi. Ancak maçların hikayeleri vardır ve bu durumlar kafa karıştırır.
Ki öyle de oldu, Onana hem rakibe kırmızı aldırdı hem de penaltılarda duvar oldu.
Bakıldığında ayrılması beklenen oyuncu için bir anda kafalar karıştı. Trabzonspor ne yapacak? Başkan 61saat’e oyuncu için girişim yapacaklarını söyledi. Onana’nın da fikri değişebilir.
O da Başkanın söylemlerini destekledi ve zamana bıraktı. Bir anda kafalar allak bullak oldu. Onana kalmalı mı gitmeli mi? Bu sürecin en iyi kararını Fatih Tekke ve Metin Aktaş verecektir.
Keza bu sezon Onana’nın performansı alkış aldı ve bu hikayenin başrolü oldu.