Politik Güğüm

Politik Güğüm - 26 Nisan 2026

Trabzon'un ve Trabzonspor'un gündeminde yaşananları sizler için derledik.

ÖZELLEŞTİRMEDEN SONRA O PROJE NE OLACAK?

Trabzon’da Akyazı’da yapılan Şehir Hastanesi’nin tamamlanmasının ardından taşınması planlanan Yavuz Selim Kemik Hastalıkları ve Rehabilitasyon Hastanesi ile Ahi Evren Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi’nin arazilerinin dün özelleştirme kapsam ve programına alındığını haberleştirmiştik. Söz konusu alanların Özelleştirme Kapsam ve Programı’na alınması, özellikle Ahi Evren Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi üzerinden yürüyen bir başka projeyi doğrudan tartışmanın merkezine taşıdı:

Kalıcı Engelsiz Yaşam Merkezi…

Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin burada yaklaşık 160 yatak kapasiteli bir merkez kurma planı biliniyordu. Hatta Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç bu projeyi bizzat Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na iletmiş, iki kurum arasında protokol süreci için adımlar da atılmıştı.

Tam işler netleşiyor derken…

Resmi Gazete’de yayımlanan listede hastane arazisinin “tamamının” özelleştirme kapsamına alınması, ister istemez soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Peki şimdi ne olacak? Bir yanda merkezi idarenin aldığı geniş kapsamlı bir karar, Diğer yanda yerel yönetimin kamuoyuna açıkladığı somut bir proje…

Ancak kulislerde konuşulan tablo daha dengeli bir ihtimale işaret ediyor. Büyük olasılıkla söz konusu alanın bir bölümü, daha önce ifade edildiği gibi Engelsiz Yaşam Merkezi için ayrılacak.

Eğer bu olmazsa, alternatif bir senaryo devreye girebilir: Sağlık Bakanlığı’na ait farklı bir alanın belediyeye tahsisi. Nitekim Trabzon İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileriyle yapılan görüşmelerde de “kriz beklenmiyor” mesajı öne çıkıyor.

Yani ilk bakışta bir çelişki gibi görünen tablo, aslında kurumlar arası dengeyle çözülebilecek bir süreci işaret ediyor. Özetle; Trabzon’da bir yandan şehir hastanesiyle yeni bir dönem başlarken, diğer yandan eski hastane alanları üzerinden yeni projelerin kaderi şekilleniyor.

TABLO BİZE NE SÖYLÜYOR?

Trabzon’un kent merkezinde son yapılan düzenlemeler sonrası ortaya çıkan tablo ile ilgili çalışmalar sürüyor. Hatırlayalım…

Dolmuş hatlarının Hanife Hatun Camii ile Trabzon Barosu’nun tarihi binası çevresine taşınması, ilk günlerde ciddi tartışma yaratmıştı. Eleştiriler yüksekti, alışkanlıklar kolay değişmiyordu.Ama beklenen oldu.

Zaman geçti, şehir yeni düzene büyük ölçüde uyum sağladı. İlk günlerdeki itirazların yerini sessizlik aldı. Bu da aslında kent yönetiminde sıkça görülen bir gerçeği yeniden ortaya koydu: Uygulama oturduktan sonra tepkiler azalır. Ancak bu noktada farklı bir durumu sizler için dile getirelim…

Çünkü sistem çalışmaya başladıkça, sahadaki yeni ihtiyaçlar da görünür hale geldi. Özellikle Pazarkapı bölgesinde artan yaya yoğunluğu, yeni bir düzenleme ihtiyacını beraberinde getirdi. Trabzon Büyükşehir Belediyesi de bu noktada sahaya inmiş durumda. İlk adım net: Geniş kapsamlı bir yaya geçidi planlanıyor.

Ama bu sadece başlangıç. Sonrasında bölgenin tamamen yayalaştırılması ihtimali de masada. Yani geçici bir çözüm değil, kalıcı bir dönüşüm tartışılıyor. Öte yandan düğümün ikinci halkası Köprüaltı ile Fatih Parkı arasında oluşan yeni hareketlilikte gizli. Zaten birçok kişinin tercih ettiği Fatih Parkı, dolmuş hatlarının buraya yaklaşmasıyla birlikte daha fazla insan çekmeye başladı.

Üstelik sadece bu da değil. Boztepe ve Meydan’dan gelen yolların da bu noktada birleşmesi, yaya akışını daha da yoğunlaştırıyor. Yani mesele artık sadece bir ulaşım düzenlemesi değil; çok yönlü bir şehir içi hareketlilik meselesine dönüşmüş durumda.

Bu tablo bize ne söylüyor? Her ulaşım kararı, beraberinde yeni bir planlama ihtiyacı doğurur. Şimdi gözler, özellikle Köprüaltı Yenileme Projesi kapsamında atılacak adımlarda. Büyük ihtimalle bu yoğunluğu dengeleyecek yaya geçiş çözümleri de o projenin içine entegre edilecektir.

TRABZON’UN FAİLİ MEÇHULLERİ

Adalet Bakanlığı, yıllardır toplum vicdanında kapanmamış bir yara olarak duran faili meçhul dosyalar için dikkat çeken bir adım attı. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan “Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı”, raflarda tozlanan dosyaları tek tek indirmeye başladı. Türkiye genelindeki 81 ilde yapılan kapsamlı tarama, aslında meselenin ne kadar derin olduğunu da ortaya koydu. İlk etapta 75 ilde toplam 638 soruşturma dosyası ve 693 maktule ulaşıldı.

Rakamlar soğuk olabilir ama her biri yarım kalmış bir hikâye, cevapsız bir soru demek. Ancak işin Trabzon ayağı, bu tablonun en çarpıcı bölümlerinden biri. Trabzon, 30 dosya ve 31 maktul ile Türkiye genelinde 3. sıraya yerleşti. Bu veri, sadece istatistiksel bir detay değil; aynı zamanda şehrin hafızasında hâlâ çözülememiş, konuşulamamış başlıkların varlığına işaret ediyor.

Şimdi gözler yeni kurulan dairede. Bu dosyalar gerçekten aydınlatılabilecek mi? Çünkü mesele sadece geçmişi kurcalamak değil; adaletin gecikse de tecelli edip etmeyeceği.

ANAHTAR’DA KÖSE AĞIRLIĞI

Anahtar Parti’de hareketlilik sürüyor. Özellikle partinin eski Trabzon İl Başkanı Hüseyin Cahit Köse ile Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu arasındaki yakın temas, dikkat çeken başlıklar arasında yer alıyor. Daha önce de bu iki isim arasındaki güçlü bağa işaret etmiş, bu ilişkinin Köse açısından Genel Merkez’de yeni bir görevin kapısını aralayabileceğini ifade etmiştik. Ancak gelinen noktada, Köse’ye henüz resmi bir görev verilmiş değil. Bu detayı net bir şekilde ortaya koyalım.

Fakat siyasette her şeyin sadece unvanlardan ibaret olmadığını bilenler için sahadaki görüntü de en az resmi açıklamalar kadar önemli. İşte tam da bu noktada, Köse’nin son dönemdeki pozisyonu dikkat çekiyor. Yansıyan bilgilere göre Hüseyin Cahit Köse, bundan sonraki süreçte Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu ile çok daha sık bir araya gelecek. Bu birlikteliğin sadece özel görüşmelerle sınırlı kalmayacağı, parti programlarına da doğrudan yansıyacağını söyleyelim.

Nitekim bunun ilk somut örneklerinden biri dün Karaman’da yaşandı. Anahtar Parti Karaman İl Başkanlığı’nın açılış programında Ağıralioğlu’nun yanında Köse’nin de yer alması, “yeni dönemin habercisi mi?” sorularını beraberinde getirdi.

TRABZONSPOR’DA GİDEN YABANCILAR DÖNÜYOR

Trabzonspor, transfer döneminin en sıcak takımlarından biri olmayı sürdürüyor. Ancak, son günlerde kulübe gelen oyuncuların durumu ve kadrodaki yabancı oyuncu sayısı tartışma konusu haline geldi.

Mendy, Cham, Lundstram ve Dragus şu an itibariyle beklenen teklifleri almış değiller. Menajerleri, bu oyuncular için harıl harıl yeni kulüp arayışında olsa da şayet kulüp bulamazlarsa, bu isimlerin yeniden Trabzonspor'a dönmesi kaçınılmaz görünüyor. Trabzonspor şimdilik, bu oyuncuları kadrosunda düşünmüyor.

Halihazırda Trabzonspor'un 15 yabancı oyuncusu bulunuyor. Onana ve Muci'nin yanı sıra, eğer Mendy, Cham, Lundstram ve Dragus geri dönerse, bu rakam 17'ye yükselecek. Üstelik, Malinovskyi'nin de kadroya katılması durumunda, Trabzonspor’un yabancı oyuncu sayısı 18'e ulaşacak.

Ancak kulübün uyguladığı kurallar, yabancı oyuncu sayısının 12+2 ile sınırlı olmasını gerektiriyor. Bu kısıtlama devam ederse, Trabzonspor’un kadrosundaki yabancı oyuncu sayısını düşürmek için en az 10 ayrılık yaşanacak. Transfer döneminde yaşanacak bu gelişmeler, kulüp için zorlu bir süreç doğurabilir. Sonuç olarak, Trabzonspor'un kadro yapısında köklü değişiklikler bekleniyor. Yabancı oyuncuların sayısındaki bu artış, kulübün geleceği için ciddi bir sınav olacak.

Şampiyonluk yarışının bu hafta itibariyle üç takımla devam etmesi ve bu üç takımdan ikisinin kupadan elenmesi, işin içine politika girdiğinde düşündürücü bir tablo ortaya çıkardı.

LİGDE 3. OLAN YANACAK

Eğer Trabzonspor dışında bir takım Türkiye Kupası’nı kazanırsa, ligde üçüncü sırada yer alan takım, son haftalara kadar şampiyonluk mücadelesi verirken bir anda sezonu erken açmak zorunda kalacak. Hangi takım kupayı kazanırsa kazansın, üçüncülük, bir anlamda politik bir kayba dönüşecek. Şampiyonluk için mücadele eden bir takımın, beklenmedik bir şekilde sezonu erken açmak zorunda kalması, futbolun ötesinde, kulübün stratejik planlarını ve sezon sonu hedeflerini etkileyebilir.

Üçüncü sıradaki takımın Avrupa Ligi’ne katılma hakkı ise seribaşı olmadan gireceği eleme turları ile karmaşık bir hal alıyor. Braga, Karabağ ya da Olympiakos gibi güçlü rakiplerle karşılaşma riski, bu takımın tamamen Avrupa'ya veda etmesine yol açabilir. Bu durum, bir anlamda, kulübün sadece sportif değil, politik ve ekonomik olarak da geri planda kalmasına neden olabilir. Avrupa'dan erken veda etmek, kulüp için yalnızca prestij kaybı değil, aynı zamanda ekonomik ve stratejik açıdan da kayıplara yol açabilir.

Türkiye Kupası’nı kazanan takım, sadece sezonu geç açma ayrıcalığına sahip olmakla kalmayacak, aynı zamanda Avrupa'ya gidiş hakkını da garanti altına alacak. Kupanın gücü burada devreye giriyor. Türkiye Kupası şampiyonluğu, sadece sportif anlamda değil, stratejik olarak da kulübün daha güçlü bir pozisyonda olmasını sağlayacak. Kupa, kulübün sadece futbol sahasında değil, aynı zamanda yönetimsel ve ekonomik alanda da daha sağlam adımlar atmasına yardımcı olacak bir güç kaynağına dönüşecek.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }