Sendika üyeleri, eğitim emekçilerine yönelik şiddeti kesin bir dille reddettiklerini vurgularken, tepkilerini daha güçlü ortaya koymak adına 2 gün süreyle iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.

Eğitim İş Trabzon Şube Başkanı Tamer Özlü tarafından yapılan açıklamada, “Bugün burada hesap sormak için bulunuyoruz. Çünkü okullar kan gölüne dönüyor, ama sorumlular
hâlâ izlemekle yetiniyor!
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı; ne bir kaza ne de münferit bir olaydır. Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğinin ve okulların bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır. Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor.
Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor. Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor.

Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor.
Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor!
Susma Haykır, Şiddete Hayır!

Buradan soruyoruz: En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü? Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü?
Bu bir çöküştür! Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır!
Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir! 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 kantinci ve 1 polis memurunun yaralandığı, çocukların panikle camlardan
atladığı bu saldırı artık “münferit” denilerek geçiştirilemez. Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönmüştür. Okullarda Ölmek İstemiyoruz!
Biz Eğitim-İş olarak yıllardır uyarıyoruz!

Daha kısa süre önce öğretmenimiz Fatma Nur Çelik katledildiğinde söyledik:
“Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak!” Peki ne yaptınız? Hiçbir şey! Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu,
Ne rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi, Ne de eğitim emekçileri korunabildi!
Bugün öğretmenler ders anlatırken can güvenliğini düşünüyor.
Bugün öğrenciler okula giderken sağ salim eve dönebilecek mi diye hesap yapıyor.
Bu tabloyu yaratanlar bellidir! Eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve kamusal sorumluluktan koparanlardır.

Okulları ideolojik ve piyasacı anlayışlara teslim edenlerdir. Sorumluluk almayanlardır!
Tarikatın Bakanı, Yusuf Tekin İstifa! Buradan bir kez daha açıkça uyarıyoruz:
Okullarda güvenlik bir temenni değildir, devletin asli görevidir!Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir, hayati bir ihtiyaçtır!
Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim bu sorumluluktan kaçamaz! Eğer bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar gelirse, bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir! İşte bu yüzden buradayız! İşte bu yüzden ARTIK YETER diyoruz! Şiddete Karşı Omuz Omuza!
Yaşanan bu saldırı, Eğitim-İş olarak geçtiğimiz günlerde başlattığımız “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim İstiyoruz!” imza kampanyamızın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Biz bu ülkenin eğitim emekçileri olarak yalnızca eleştirmiyoruz; çözüm üretiyoruz, yol gösteriyoruz, sorumluluk alıyoruz. Aylar değil, yıllardır söylüyoruz: Okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz! Kadrolu güvenlik görevlisinden rehberlik hizmetlerine, psikososyal destekten sağlıklı beslenmeye
kadar dile getirdiğimiz tüm talepler; sadece fiziki iyileştirme talepleri değildir.
Bunlar, öğretmenin can güvenliğini, meslek onurunu ve öğrencinin yaşam hakkını koruma
mücadelesidir.

Okullarda Ölmek İstemiyoruz! Buradan bir kez daha, altını çizerek taleplerimizi kamuoyuna ve bu Bakanlığa ilan ediyoruz:

· Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır.
· Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır.
· Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir.
· Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır.
· Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı
artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır.
· Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki
kurulmalıdır.
· CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir.
· Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır.
· Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır.
· Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir.

Bu taleplerlütuf değil, en temel haktır. Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez.
Eğitim düşmanı Yusuf Tekin istifa! Bir kez daha söylüyoruz:
Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz.
Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız.
Gelin, ARTIK YETER diyelim!

Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım!
Gelin, çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım!
Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım! Eğitim-İş olarak buradayız!
Susmayacağız!
Alışmayacağız!
Normalleştirmeyeceğiz!

Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadelemiz sürecek!
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz! Artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Söz konusu olaylar hiçbir farklılık ayırt etmeksizin tüm öğrenci ve eğitim çalışanlarının sorunudur. Yaşanılan elim olayın sebeplerine değinmeden, sorumlularını ifşa etmeden yapılan eylemler geleceğe dair yaşanabilecek benzer olayları önleyemez. Eğitim-İş olarak yıllardır okullarımızda süregelen şiddet olaylarının sorumlusunun ülkeyi yönetenlerin olduğunu vurgulamaktan geri durmadık, durmayacağız! Bu sorumlularla asla kol kola olmadık, olmayacağız!” İfadelerine yer verildi.

Ekran Resmi 2026 04 15 14.03.14Ekran Resmi 2026 04 15 14.03.11Ekran Resmi 2026 04 15 14.03.08Ekran Resmi 2026 04 15 14.03.05