Visera Hidroelektrik Santrali, bilinen adıyla Işıklar HES de onlardan biri.
Burası sadece Trabzon’un değil, Türkiye’nin endüstriyel ve ekonomik tarihi açısından da çok önemli bir nokta.
Erken Cumhuriyet döneminin kalkınma hamlelerini, mühendislik vizyonunu ve Trabzon’un elektriğe kavuşma hikâyesini içinde barındırıyor.
Santralin yapımına genel olarak 1926 yılında başlandığı, 1929 yılında ise hizmete açıldığı biliniyor.
Ama işin hikâyesi sadece bundan ibaret değil.
Buranın ciddi bir macerası var.
İlk etapta özel teşebbüs olarak başlayan bir süreçten söz ediliyor.
Ekonomik sıkıntılar yaşanıyor, işler istenilen hızda ilerlemiyor
Hatta ilk olarak santralin Değirmendere bölgesine yapılmasının düşünüldüğü, daha sonra Fransız bir mühendisin yönlendirmesiyle mevcut bölgenin tercih edildiği anlatılıyor.
O dönem işin içinde Fransız, Alman ve İtalyan ortaklığının bulunduğu da ifade ediliyor. Yani Işıklar HES, Trabzon’a elektriği getiren ilk yerli şirket olma özelliğiyle de ayrıca dikkat çekiyor.
Bir başka önemli not da şu: Anlatılanlara göre, Atatürk’ün Trabzon ziyareti sırasında bu santralin tamamlanması yönünde kendi el yazısıyla bir not yazdığı ifade ediliyor.
Bu bile başlı başına buranın tarihi değerini anlatmaya yeter. Işıklar HES bugün Kültür Koruma Kurulu tarafından koruma altında bulunan tarihi bir yapı.
Aslında içerisi müze olarak değerlendirilmeye son derece uygun.
Ancak edindiğimiz bilgilere göre böyle bir çalışma şu an için yok.
Bölge doğru planlanırsa sadece bir müze değil, insanların gelip vakit geçirebileceği, misafirlerini gezdirebileceği, Trabzon’un sanayi ve enerji tarihini anlatabileceği özel bir destinasyona dönüşebilir.
Eksiği; çevre düzenlemesi, ulaşım konforu, ziyaretçi alanı ve bu tarihi yapıya yakışacak bir sunum. Trabzon’un turizmde sadece yayla, deniz ve manzara üzerinden değil; sanayi tarihi, Cumhuriyet mirası ve şehir hafızası üzerinden de anlatılması gerekiyor.