Turan Ülküsü Kalkınma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Kenan Kuru’nun, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin Trabzon ayağının Haziran ayından, Trabzon’un fethi olan 15 Ağustos tarihine kaydırılması yönündeki açıklamasının ardından, konuya bu kez önceki dönem Trabzon Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Davut Çakıroğlu sert sözlerle karşı çıktı.

Kenan Kuru, festivalin Trabzon’un fethiyle birleştirilmesinin şehre daha büyük değer katacağını savunmuş ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’na festival takviminde değişiklik yapılması çağrısında bulunmuştu.
Bu açıklamaya yanıt veren Davut Çakıroğlu, “Turan Ülküsü adı akılda, ruhu tarihte olur” başlığıyla kaleme aldığı değerlendirmesinde, Trabzon’un tarihsel mirasının yıllardır sahipsiz bırakıldığını vurguladı.
Çakıroğlu açıklamasında, fetih sonrası Trabzon’u “şehzadeler şehri” yapan Yavuz Sultan Selim, Trabzon doğumlu Kanuni Sultan Süleyman ve kenti fetheden Fatih Sultan Mehmet adına şehirde müze bulunmamasına dikkat çekerek, bu eksiklikler ortadayken fetih üzerinden festival tartışması yapılmasının samimiyetle bağdaşmadığını savundu.
Trabzon’un fethinin 15 Ağustos 1461 olduğunu hatırlatan Çakıroğlu, bu tarihin tartışma konusu yapılamayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Fetih süslenmez. Festival fethe göre hizaya girer.
Fetih yüzde yüz ruhtur, festival yüzde yüz eğlencedir.
Eğlenceyle fethi yan yana getirmek, fethi hafifletmek ve anlamını sulandırmaktır.”
Kültür Yolu Festivalleri kapsamında Trabzon’a gönderilen bazı sanatçıların, fetih ruhu ve şehrin tarihsel-manevî kimliğiyle örtüşmediğini savunan Çakıroğlu, fethin eğlence organizasyonlarına indirgenemeyecek tarihsel bir hakikat olduğunu ifade etti.
Açıklamasında sert ifadelere de yer veren Davut Çakıroğlu, fetih konusunun siyasi ya da vitrin amaçlı kullanılmasına karşı çıkarak, “fetih milletin namusudur” vurgusu yaptı. Çakıroğlu, Trabzon’un masa başı önerilerle değil, mücadeleyle yazılmış bir tarihin mirasçısı olduğunu belirtti.
Davut Çakıroğlu’nun konuya ilişkin genel açıklaması şu şekilde:
"Söze her defasında “4000 yıllık tarih şehri”, “kadim şehir Trabzon” diye başlayanların, önce bu kadimliğin bugün nasıl sahipsiz bırakıldığını görmeleri gerekir.
Bu şehirde;
Fetihten sonra Trabzon’u şehzadeler şehri yapan Yavuz Sultan Selim Han’ın bir müzesi yoktur.
Bu şehirde doğan Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın bir müzesi yoktur.
Ve en vahimi; Trabzon’u fethederek Türk yurdu yapan Fatih Sultan Mehmet Han’a ait bir fetih müzesi dahi yoktur.
Bu gerçekler ortadayken, bunları dert edinmeden kalkıp Turan Ülküsü’nden söz etmek, tarih şuuru değil; samimiyet sorunudur.
Turan Ülküsü, herhangi bir dernek tabelasına yazılacak süslü bir isim değildir.
Turan Ülküsü; fetih ahlakı, millet bilinci ve devlet ciddiyeti ister. Bu kavramı kullananların önce ne söylediklerini ve neye hizmet ettiklerini bilmeleri gerekir.
Trabzon’un fethi 15 Ağustos 1461’dir.
Bu tarih tartışılmaz.
Bu tarih pazarlık konusu yapılamaz.
Bu tarih, festival takvimlerine göre yer değiştirilecek bir organizasyon başlığı hiç değildir.
Daha önce de açıkça ifade ettiğim gibi:
Fetih süslenmez. Festival fethe göre hizaya girer.
Bugüne kadar düzenlenen Kültür Yolu Festivalleri kapsamında Trabzon’a gönderilen sanatçıların; fetihle, fethin ruhuyla ve bu şehrin tarihsel-manevî kimliğiyle neyi temsil ettikleri Trabzonlular tarafından gayet iyi bilinmektedir.
Fetih; imanla, kılıçla, adaletle ve devlet aklıyla kazanılmış tarihsel bir hakikattir.
Festival ise adı üstünde bir eğlence organizasyonudur.
Net konuşmak gerekir:
Fetih %100 ruhtur. Festival %100 eğlencedir.
Eğlenceyle fethi yan yana getirmek; fethi hafifletmek, anlamını sulandırmak ve onu sıradanlaştırmaktır. Bu yaklaşım, Turan Ülküsü’nden bahseden birine yakışmamıştır.
Trabzon, dışarıdan akıl verilecek bir şehir değildir.
Bu şehir, masa başı önerilerle değil; kanla, mücadeleyle ve imanla yazılmış bir tarihin mirasçısıdır.
Ve artık açık konuşmanın zamanı gelmiştir:
Koltuk gidince çakma koltuktan konuşanların bu şehre söyleyecek sözü olamaz.
Hayatını koltukla anlamlandıranlar, koltuk gidince sahte mevkilerden ahkâm kesmeyi marifet sanır. Ancak konu fetih olunca, susması gerekenlerin kimler olduğu da gayet nettir.
Ne yaptığını bilmeden, neye hizmet ettiğini tartmadan, yalnızca görünür olmak adına konuşanlar;
Trabzon’a da, Turan Ülküsü’ne de, Türk tarihine de zarar verir.
Daha önce de yazdım, bugün de tekrar ediyorum:
Fetih siyasi vitrin değildir. Fetih milletin namusudur.
Ve namus, hiçbir takvim oyunu ya da eğlence diliyle kirletilemez.
Bu nedenle; Trabzon’un fethini festival mantığına indirgeyen, fethi eğlenceyle yan yana koyan bu anlayışı açıkça kınıyorum.
Bu yaklaşım; Trabzon’un tarihine, Türk milletinin fetih bilincine ve Turan Ülküsü’nün ruhuna aykırıdır."





