Geçen hafta Gaziantepspor deplasmanında alışılagelmiş oyun sisteminin yerine 1-3-4-2-1’i denemek arzusuna, bir de alışılagelmiş şekilde oyuna iyi başlanamaması eklenince ev sahibi ekibin ilk yarıdaki baskısına maruz kalındı. Ancak hatadan dönüp eski düzene geçildikten sonra takım kendine geldi ve ev sahibi ekibin biletini 3 dakikada kesiverdi.
Bakın, bende de bizlerde de denemede hata olabilir ancak hatada ısrar etmemek elzemdir, erdemdir. Dün akşam bordo-mavililer yine 1-3’lü dizilişle sahne alınca, ahı gitmiş vahı kalmış Karagümrük karşısında, Gaziantepspor maçındaki kadar olmasa da, rakibin ön baskıyla kazandığı toplara ve defansın arkasına attığı toplara cevap vermekte bir hayli zorlandılar. Aynı girişimlerden birinde de gol yediler.
Geçen maçın tekrarı gibi Trabzonspor’a yine üç dakika yetti. Bordo-mavililer, üç kenar topu varyasyonu ile birbirinden şık kafa golleri atarak Karagümrük’ü uğurlamasını bildi.
Buraya kadar sıkıntılı da olsa, istenilen oyun olmasa da iki maçta alınan 6 puan iyidir, iyi! Şimdi gelelim sadede: Bu iki maçta çekilen sıkıntılar rakiplerin becerisinin ürünü olamaz. Bu sıkıntıların baş sebebi 1-3-4-2-1’de ısrar edip olmayacak duaya amin demektir.
Kardeşim, bu takımın bu sistemde oynaması hayal ürünüdür. Diyeceğim odur ki bazen oyuncu kıtlığı sorun oluyorsa fazlalığı da sorun oluyor demek ki! Yani bir stoperi üçe çıkarınca birine yer aramak düşüyor. Hazır yer açmaya değinmişken Nwakaeme’nin ne suçu var, ona da bir yer bulalım değil mi ya!
Bana sakın kızmayın, ben bu olmayacak 1-3 sistemine biraz daha değinmek istiyorum. Bu sistemin bizim takıma uymayacağını aşağı yukarı Trabzon’da herkes bilir. Dünkü şablona bir bakın; geri üçlünün birisi sağ çizgide, diğeri sol çizgide, koskocaman orta alanda Saviç kanatlarıyla ancak telsizle haberleşebilir durumda, üçü de ağır.
Fazla uzatmadan; birincisi bu ısrar niye? Olmayacak duaya amin demenin kime ne faydası var? Bir denedin olmadı, bir daha denemek niye? Haftaya aynı 1-3’ü denemeyeceğinin ne garantisi var?
Şimdi bunları yazıp söyleyenler eleştirenler olduğunda “taka tuka” öyle mi! Bu eleştirenlerin derdi üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir diyenler, Trabzonspor taraftarını hiç mi hiç tanımayanlardır.
Bakın, bu memleket doğru ya da yanlış, Trabzonspor’u marka yapan, üç kez peş peşe şampiyonluk kazandıran rahmetli Suat Hoca’ya da “istifa, istifa” diye bağırdı. Şimdi Fatih Tekke Hoca, taraftarın senden ne istediğini benden iyi biliyorsun. Bunu anlatmaya gerek yok. Bu takım onların; senin görevin de onların isteklerine cevap vermektir.
“Kara mı kızdılar, soğuğa mı kızdılar” gibi alaya alıp cevap vermek olmaz. Sen de iyi biliyorsun ki bu kellik çoktandır var. Dün gece iyice belirginleşti, o başka. Pay edecek bir şeyimiz yok. Trabzonspor’dan da başka takımımız yok. Lütfen daha sağduyulu, daha sevecen, daha akılcı düşünün.
Son sözüm yönetime: Bu sorun dünün bugünün sorunu değil. Taraftara “nedir derdiniz?” diye soran olmadı. Asli görevinizi yerine getirmek yerine habire biletlere zam yaptınız.
Bakın arkadaşlar, geçen geçti. Çok nazik bir durumdayız. Bu taraftar meselesi hafife alınacak bir mesele değildir. İş ciddidir. Lütfen büyümesine engel olun, yarın çok geç olmadan!
Asli görevinizi yapın çok geç olmadan taraftarla hocayı karşı karşıya getirmeyin benden söylemesi!