Hayal kurmayan ve büyük işler başarmayı istemeyen insan yoktur. Herkesin zihninde besleyip büyüttüğü irili ufaklı birçok düşünce vardır. Kimi düşünceler filizlenip olgunlaşıp insanı mutlu edecek kıvama gelirken kimi düşünceler de insanın içinde bir ukde olarak yaşamaya devam eder. Peki herkes hayal ettiğini yaşayacak mı? Yahut kader insana her istediğini vermekle yükümlü bir kudret midir?
Başarılı insanları görünce hayatın onlar için bir su yolu gibi sessiz ve sakince akıp gittiğini ve onların hayat dehlizlerinde hiçbir engel ile karşılaşmadan ummanlara ulaştıklarını zannederiz. Çok temel bir argüman gibi görünse de “ çilesine talip olunmayan yolculuğun nihayetinin hüsran olacağını” bilmek gerekir. Başarmanın hazzını yaşayanlar zorlu günlerin içinden sıyrılıp gelen, sabreden ve kendinden emin olanlardır.
Herkes başarılı olmak, büyük işler başarmak, tarihe damga vuracak büyük eserler bırakmak ve örnek gösterilmek ister. Görünür olmak, en önde olmak… Bunu kim istemez ki?
Kudüs’ü fetheden Şarkın Kartalı Selahhaddin Eyyubi’yi hepimiz biliriz. Kadim şehri yıllar süren esaretten kurtaran ve aslına kavuşturan hükümdar. Tarihi kayıtlardan adı asla silinmeyecek kahraman. Müslüman dünya için kıymeti paha biçilemez derecede önemli bir şehri müthiş bir zaferle Haçlılardan almış ve şehri özgürlüğüne kavuşturmuştur. Peki Selahaddin bu yolculuğa tek başına mı çıkmıştır?
Selahaddin’i bu sürece hazırlayan ailesi, hocaları, komutanları, silah arkadaşları, istişare kurulu bu başarıdan mahrum kalmıştır diyebilir miyiz? Onu bu başarıya götüren yolculukta yalnız bırakmayan desteğini kılıcıyla, sözleriyle, duasıyla veren; herkesin rüyalara daldığı o sessiz ve zor gecede umutsuzluğa düştüğünde sırtını sıvazlayan ve ona umut aşılayan ama şu an ismini bilmediğimiz o kişi başarısız mıdır?
Elbette hayır.
Çünkü başarı sadece büyük işler başarmış kişilerin sahip olduğu ünvan değildir. Başarı işini doğru yapan, görevini ve sorumluluklarını yerine getiren, ihtiyaç duyulduğunda orada olan ve bulunduğu yerde bir anlam taşıdığına inananların hakkıdır.
İster Selahaddin olun ister ona omuz veren isimsiz kahraman… Yalnızca şuna inanın başarı bir yolculuktur. Kimliğinden ve değerlerinden ödün vermeden yaşamak bir başarıdır. Hayırlı bir evlat olmak bir başarıdır. Selahaddinin ordusunda atların bakımını üstlenen ve görevini eksiksiz yapan o adam başarılıdır. Askerin tayınını zamanında veren ve kılıcını hazırlayan o adam başarılıdır. Dili dualı analar başarılıdır. Özetle bu bütünü oluşturan her parça başarılıdır.
Hepimizin komutan olmasına gerek yok. Toplumumuza şahsına tevdi edilmiş görevi, layıkıyla yerine getiren askerler de lazım. İnsan için en büyük hedef işini doğru yapan ve bununla anılan bir insan olmaktır. Başarı bunun sonucudur. Taktir edilen ve alkışlanan değil de hayatın bize verdiği görevi doğru yapan insan olmak bize lütfedilen bu hayatın hakkını teslim etmektir.
Kendine hedef arayanlara ve özellikle gençlere şunu söylemeliyiz: Aslolan,kıymetli olan iyi bir insan olabilmektir. Bize verilen görevi bir emanet bilip onu avucumuzda tuttuğumuz bir kelebek gibi görmeli ve onurlu bir insana yakışır şekilde ismimizi temsil etmeliyiz. Sorumluluklarını kuşanıp yola koyulacak kişiyi uğurlayan, ardından su döken ve geri döndüğünde onu karşılayan şey başarı olacaktır.