İnsanlar ağız birliği etmişçesine bir yerlere yetişmeye çalışıyor. Her birimiz işlerimizi hızlıca görüp bir diğerine yetişmeye çalışıyoruz.
Teknoloji firmaları geliştirdikleri yeni ürünleri tanıtırken bir öncekinden daha hızlı olduğunu ifade ederek başlıyor işe. Kullanıcıları daha hızlıya teşvik ediyor oluşları toplum mühendisliği konusunu alanına da giriyor. Çünkü kullandıkları cihazda hıza alışan tüketiciler bunu sosyal yaşantısında ve insan ilişkilerinde de hissetmek istiyor. Bu davranış da daha yüzeysel ilişkilere sebep oluyor.
Pandemi döneminde maruz kaldığımız yalnızlık ve sosyal mesafe insanları teknolojik ürünleri kullanmaya teşvik etti. Günlerce izole olarak evlerimizde kapalı kaldığımız dönemde telefonsuz ve bilgisayarsız yaşayamaz hale geldik. Uzun süren bu dönemin insanlar üzerinde kalıcı bir etki bıraktığını söylememiz gerekir. Daha hızlıya ve daha yeniye bu dönem alıştırdı bizleri. Normalleşmeyle beraber birçok insani davranışı da anti normal olduğumuz dönemde bırakıverdik haliyle.
Sosyal ilişkilerimiz ve derin bağlarımız pandemiyle birlikte hayatımızdan çıktı. Araştırmalarda gösteriyor ki bu durum insanı yalnızlaştırdı. Toplu mesaj tebrikleri ve face time görüşmeler geleneksel ilişkilerimize galebe çaldı. El öpmenin hürmetini, çocukların başını okşamanın şefkatini, sarılmanın sıcaklığını dijital ilişkiler aldı.
Hızlıca ve uzaktan yaptık ve görevimizi yerine getirdik. Şimdi dijital dünyamıza dönebiliriz.
Teknolojik gelişmeleri sıkıca ve ciddiyetle takip etmeli fakat sosyal varlık oluşumuzu unutmadan ilişkilerimizi de ciddiyetle korumalıyız. Dostlarımızla uzun uzun konuşmalı ve zaman ayırmalıyız. Yoksa robotların ülkemizi işgal edeceği bilimkurgu filmleri birgün gerçek olacak. Bir robotla göğüs göğüse savaşmayacağız ama başımızı telefondan kaldırıp bir çift göze umutla bakamaz hale geleceğiz. Son söz olarak hem kendime hem dostlarıma tavsiyem: biraz sakin.

