Trabzonspor taraftarının mutlu bir pazar gününe uyandığından hiç bu kadar emin olmamıştım. Camia olarak aynı zamanda kendimizden de gurur duyabiliriz. Büyük takım davranışını, camianın her bir parçası olarak doğru şekilde ortaya koyduk. Yönetim, teknik heyet, oyuncu, taraftar...
Biz yıllardır derbi maçlarını, sadece sahada oynanarak kazanmaya çalışıyorduk. Bunu söylerken saha dışında tutarsız ve çirkef planlamaları tasvip ettiğimi ima etmiyorum. Fakat, İstanbul takımları bunu yıllarca, tüm argümanları kullanarak yaptı. Özellikle medya gücü ile insanları ve kanı hızlı akan taraftarları yönlendirdiler.
Maçtan birkaç gün önce Başkan Ertuğrul Doğan'ın yaptığı açıklamaları doğru bulmakla birlikte, bu açıklamaların zamanın yanlış olduğu görüşündeydim. Maçtan önce gerilen ortamın bize fayda verdiği hiçbir maç hatırlamıyorum, diyordum. Fakat taraftar ateşlenmekle birlikte, zarar verecek hiçbir davranışta bulunmadı. Sadece takıma itici güç oldu. Maç boyu saha içinde kalmayı başardı. Uğurcan Çakır ile de hiç uğraşmadı desek yeridir.
Maçtan sonra Galatasaray yönetiminin, oyuncularının, ulusal medyanın genel algıyı yönetme çabalarına hiç aldırış etmeyin. Bu tutum; yıllardır kulüplerinin kültürü haline gelmiş aymazlıklarının yüzlerine çarpıldığı bu gecede, hedef şaşırtma çabasından başka bir şey değildir!
Saha içine gelecek olursak; Trabzonspor en kilit oyuncularının eksikliğinde çıktığı maçta bu oyuncuları hiç aratmayacak bir oyun ortaya koydu. Hem mental olarak hem fiziksel olarak hem taktiksel olarak Galatasaray'ın bu kadar silik görüldüğü bir maç, bu sezon yaşanmamıştır.
Fatih Tekke, oyun planı olarak çok başarılıydı. Kenar oyuncularını çizgiye bastırmayıp orta alana yakın konumlandırdı. Galatasaray'ın ikinci topları toplama konusundaki başarısını tamamen kırdı. Oyunu kenarlara yönlendirdi ve Galatasaray'ı tamamen etkisizleştirdi.
Takımın iyilerini saymaya kalksak liste dışı kalacak bir isim olmaz. Onuachu, Nwaiwu, Ozan Tufan, Pina özellikle üzerinde durulması gereken performanslardan sadece birkaçı. Bu tür derbileri kazanmanın kilit noktalarından biri de ekstra performans gösterecek oyuncuların varlığıdır. Dün akşam kendi çizgisinin üzerinde olan çok oyuncumuz vardı.
Performans olarak kapasitenin üzerine çıkabilmek sadece ekstra motivasyonla değil, aidiyet ve adanmışlık duygusuyla mümkün oluyor. Maç sonu soyunma odasında oyuncuların Fatih Tekke’ye gösterdiği sevgi, çok şey anlatıyor. Bu görüntüler, önümüzdeki yıllarda beklediğimiz başarıların temelinin atıldığının en somut göstergesi.
Bugünden sonra, camia olarak çok daha idrakli ve ferasetli davranmamız gereken bir sürece giriyoruz. Şampiyonluk söylemleri ve beklentilerin artması, takım üzerinde kaldırılması güç bir baskıya dönüşebilir. Önümüzdeki fikstür, son 5 maça göre çok daha zorlu. Olası sürçmelerde takımı yıpratmamak gerekiyor. Bu sürecin tadını çıkarmak ise benim en büyük odak noktam.