Cumhuriyet'in ilçesi Beşikdüzü son nüfus sayımına göre 23246 nüfusa sahip olup, bunun 12062'sini erkekler, 11184' inide kadınlar oluşturmaktadır. Toplam nüfus içindeki genç yani yeni nesil ise 3500 civarındadır.
Bu genç kuşak toplam nüfusa oranlandığında yüzde on beş civarında olup, sosyolojik yani toplumsal karşılık açısından önemli bir dinamiktir.

Ayrıca bu kuşağın ilçemiz geleceğinde söz sahibi olabilmesi için; ticaret, turizm, tarım ve teknoloji(Yani DÖRT T) sanat, siyaset, eğitim, şehirleşme ve kalkınma hızı, yaratılan gayri safi milli hasıla ile kıyı kenti olması dolayısıyla deniz' el ortamında sağlayacağı bir ekonomik bütünlük oluşturulmalı ki yeni kuşakta bunun üzerine bir şeyler koyarak ,ilçenin ekonomik sirkülasyonu daha güçlü hale gelsin.

Ancak ilçenin tarihi geçmişine ve misyonuna bir akıl yürütüldüğünde, hem siyaset alanında ve hemde eğitim gibi insanın yeniden üretilmesi konusunda yetişmiş ve uzun yıllar bu şekilde ilçemizin popülaritesini ve dominantlığını sürdürdüğünü görmek mümkündür.

Günümüzde asıl sözü söyleyen toplumsal eylemler olup, bunlarında başında siyaset gelmektedir. Artık aktivitenin her alanında doğru veya yanlış siyaset yer almakta ve tüm yönlendirmeler bu düzlemde yürütülmektedir. Bu ortamlarda dahi gençlere çok nadir görev verilerek toplumsal bir dışlama sürdürülerek gençler ile bir üst yaş kuşağı arasında toplumsal ayrışma yaratılmaktadır.

Haliyle ilçemizin sosyal yapısı güçlü bir kültürel misyondan gelmesine karşın, bu durum alınmış veya alınacak olanaklar açısından dominantlığını kaybederek gerekli olan gelişme ve insan refahı bir türlü sağlanamamaktadır. Üretimin sınırlı ve tek ürün olarak fındığa indirgenmesi ve başkada bir paralel tarımın ilçede en azından proje anlamında bile gündeme getirilmemesi de, kamu kurumlarınıda ilgilendirdiği halde hala stabil bir sessizliğin devam ettirilmesi de anlaşılabilir gibi değildir.

Yine bölgesel kalkınma ile çevre düzeni planlarında ilçemize biçilen misyon ve görevlerde ilçe kimliğine endeksli konularda da ilçemize bir serpinti dahi uğramaması ise kentin iç dinamiklerinin hallerinden ziyadesiyle rahat olduklarının bir göstergesidir. Beşikdüzü konumu ve coğrafi özellikleri bakımından etrafındaki; Eynesil, Şalpazarı, Vakfıkebir ve Tonya gibi ilçelerle organik ilişkileride içeren bir hinterlant oluşturamaması ve kendi ahvalinde kalması yani yalnızlaşması genç kuşağında bu ilçede kalmasına zemin teşkil etmediğinden hiç olmayan göç olayının da başlamasına sebep olmaktadır.

Bu durum nüfusa bağlı olarak katma bütçeden gelmesi gereken paranında azalmasına sebep olmaktadır. Zaman içinde bir çok imkanını kaybeden ilçe yeni gelişmelere açık olması gereken koşulları taşıdığı halde, halen ilçenin bileşenleri bir birlik ve beraberlik ortaya koyamamaktadırlar.

Halbuki haraket yaratma ve reklam açısından bir kaç varyantı içine alacak safari turizm yapılabilirliği ve kırsal köy pazarlarınında bu anlamda kurulabilirliği olduğu halde denenmemesi sahil yolundan geçen ve geri dönen yerli yabancı yıllık altı milyonluk insan trafiğinden ilçeye en azından yüzde onunun uğratılamaması ve bu konuda bir çalışma yapılmaması, denizle irtibatı kesilen ilçenin yeniden denizle buluşturulmasının önün açılması konusunda uğraş verilmemesi yanında, kırsal kesimi güçlendirme anlamında en azından organik yumurta üretiminin devreye planlı bir anlayış içinde sokulması, ahşap doğrama atölyelerinin bir konsorsiyum altında birleştirerek büyük şehirlerin yıllık ortalama üç milyarı bulan park bahçe donatıları ihalelerine girerek iş almalarının sağlanması gibi çalışmalar ve daha fazlasının hayata geçirilmesi, ilçenin kurumsal ekonomik yapısını değiştireceği gibi üretimden kopan insanlarıda yeniden üretime yönelimini sağlayacaktır.

Sonuçta insanların yaşam kalitesi değişecek ve bu gelişmeleri izleyen yeni kuşakta ilçede ve köyünde kalarak para kazanıp, Beşikdüzü’ne daha fazla gayri safi milli hasıla girmesine katkı vermiş olacaktır. Böyle oluncada ilçede ticaretle uğraşan esnafında satışları artacak ve ticari sirkülasyonda çeşitlenerek güçlenip yoluna devam edecektir.

Ticareti sadece ilçe merkezli düşünmeyip, kırsal kesimde belli mahallelerin kesişme noktalarında pazarlar kurularak, köylülünün ürettiği ürünlerin ayağının dibinde satışına imkan sağlayarak daha fazla toplumsallaşılmış bir sistemin devreye girmesi sağlanmış olacaktır. Bu ve benzeri gelişmeler başlatılıp devamlılığı sağlandığında, yeni kuşaklar kent kır bağlantısı içinde kendilerini göç olgusu gibi bir travmaya kaptırmadan, kendi topraklarında para kazanacaklar ve zamanla yeni yeni ufukların kapılarını aralamakta da hiç bir zorlukla karşılaşmayacaklardır.

Yoksa hayat pahalılığının vahşileşmesi, insanların mevcut gelir kaynakları ile yaşamlarını sürdürmeleri dahada ağırlaşacak ve güzel ilçemiz bundan çok zarar görecektir. Onun için ilçemizin misyonu, objektif varlıkları ve insan kaynakları ile bir seferberlik ruhu içinde harakete geçilirse ilçe yeniden eski misyonuna kavuşacağı gibi şimdiye değin oluşan durağanlık zararlarından da kurtulmuş olacaktır.

Yani ilçenin yaşadığı kayıp yıllar dikkate alınarak yeni kayıplara meydan vermeden bir an önce rotasını belirleyerek kesintisiz kalkınma yolunda yürümelidir ki hak ettiği misyona, verimliliğe, gelir kaynakları çeşitliliğine ve sürekli yüzü gülen insanlara kavuşsun ve bütünleşsin. Yoksa bu haliyle giderse yeni kuşağıda kaybederiz ve bununda hiç telafisi olmaz.