Kurban Bayramı’na sayılı günler kaldı.

Nasip olursa haftaya çarşamba günü bayram sabahına uyanacağız.

Dolayısıyla memlekette her yıl olduğu gibi iki şey aynı anda hız kazandı.

Bir yanda günbegün yükselen kurban piyasası…

Diğer tarafta ardı arkası kesilmeyen “Vekâleti bize verin” çağrıları…

Dediğimiz gibi, telefonlarımıza “3 kıtada kurban kesiyoruz…” Mesajları ardı ardına düşüyor.

Televizyon reklamları cabası…

Keza sosyal medya deseniz, orada da, “1 alana 1 kurban bedava” Havasında sezon sonu kampanyaları dolaşıyor.

İşin daha ilginci ülkede vekâlet istemeyen kurum neredeyse kalmadı.

TSK ayrı organizasyon yapıyor…

THK ayrı…

Diyanet ayrı…

Vakıf ve dernekler ayrı…

Her biri kendi mecrasında “En güvenilir biziz” Diyerek vatandaşın karşısına çıkıyor.

Resmî kurumlarımıza güvenimiz elbette tamdır.

Allah maddi manevi güç ve imkânlarını artırsın.

Lakin meramımız yalnızca güven duygumuzu vurgulamaktan ibaret değildir.

Bahse konu alandaki çalışmaların düzen ve şeffaflığı meselesidir.

Nitekim çarşı pazarda, kahvehane sohbetlerinde vatandaşın zihninin ciddi anlamda bulandığına şahitlik ediyoruz.

Ayrıca.

Bugün memlekette büyükbaş hisse bedelleri ortalama 30 bin lirayı bulmuşken, birileri rahatlıkla çıkıp, “Sen yeter ki vekâleti ver, biz aynı işi 10 bine Afrika’da hallediyoruz” Diyebiliyor.

Bakın…

Memlekette fetva merciinin de yorum yapanın da bol olmasından mütevellit, kurban vekâletinin hangi şartlarda ve kimlere verileceği kısmına özellikle girmiyoruz.

Ancak insanların böylesine ağır ekonomik şartlar altında daha uygun fiyatlı seçeneklere yönelmesinin tek sebebinin ‘iyilik ihracı’ olduğunu düşünmek de fazla romantik olur.

Elbette ki dünyanın farklı coğrafyalarında maliyetler değişebilir, buna itirazımız yok.

Fakat bu mesele artık öyle bir noktaya geldi ki, bazı kampanyalar ibadetin ruhundan uzaklaşıp adeta ticari bir rekabet alanına dönüşmeye başladı.

Üstelik hafızalarda kalan bazı tatsız örnekler de yok değil…

Geçmiş yıllarda bazı bağışçılara aynı kurban görüntülerinin gönderildiğine dair iddialar gündeme gelmişti.

Yani bir kurban maşallah, neredeyse tüm sülalenin yükünü taşımış ve hayvanın kesim anına ait video herkese “Kurbanınız kesildi” Mesajıyla gönderilmişti.

İşte tam da bu yüzden vekâlet meselesi, “Parayı gönderdim, içim rahat” Denilecek kadar basit değildir.

Zira sosyal medyada birkaç dini cümle paylaşınca ‘yardım kuruluşu’, birkaç video yayınlayınca ‘uluslararası vakıf’ olunmuyor.

- Kurum neyin nesidir?

- Gerçekten faaliyet gösteriyor mu?

- Kesimler denetleniyor mu?

- Şeffaf bir süreç yürütülüyor mu?

- Vergi levhası, resmî kaydı ve açık adresi var mı?

Tüm bu soruların araştırılması lazım…

Neticede bu ülkede insanların vicdanı, merhameti ve dini hassasiyetleri üzerinden kazanç devşirmeye çalışanlar hiçbir zaman eksik olmadı.

Hasılı…

Vekâlet verirken yalnızca fiyatı değil, vicdanı da artık tartmak gerekiyor.

Aksi halde gün gelir biz kurban gönderdiğimizi sanırken, Allah korkusu olmayanların maddi çıkarlarının kurbanı oluruz.

Şimdiden herkese huzur, bereket ve samimi muhabbetin eksik olmadığı, gönüllerin bir olduğu hayırlı bayramlar diliyorum.

★ ★ ★

Yazmak iyi gelir.

Bana;

[email protected] adresinden ulaşabilirsiniz.